Avrupa Merkez Bankası (ECB), 10 Eylül’deki kritik para politikası toplantısında faiz oranlarını yeniden yükseltmeye hazırlanıyor. Banka içindeki kaynaklara göre, Ortadoğu’daki çatışmaların küresel enerji fiyatlarına etkisi ve Euro Bölgesi’nde yüzde 2,9 seviyesinde kalan enflasyon, politika yapıcıları “ihtiyati ve sigorta amaçlı” yeni bir sıkılaşma dalgasına itiyor. Bu hamle, piyasalarda “şahin” bir sürpriz olarak yorumlanıyor.
ECB’nin faiz kararında son durum
ECB’nin 10 Eylül toplantısına sayılı günler kala, banka yetkilileri mevcut ekonomik görünümü değerlendirmek üzere yoğun mesai yapıyor. Haziran ayında 25 baz puanlık bir indirim yaparak politika faizini yüzde 4,25’e çeken banka, şimdi bu indirimi geri alma veya faizleri daha da yüksek bir seviyeye taşıma seçenekleri arasında gidip geliyor. Ancak kaynaklar, olası bir artırımın 25 baz puanla sınırlı kalacağını ve mevduat faizinin yüzde 3,75’ten yüzde 4,00’e yükseltilebileceğini belirtiyor. Bu karar, enflasyonun hedef olan yüzde 2’ye kalıcı olarak düşmesini sağlamak için alınacak son adım olarak görülüyor. ECB Başkanı Christine Lagarde’ın, “Faiz oranlarının zirveye ulaştığını söylemek için erken; kararlarımız verilere dayalı olacak” açıklaması, piyasalardaki belirsizliği artırıyor.
Enflasyon ve jeopolitik riskler
Euro Bölgesi’nde enflasyon, Ağustos ayında yıllık bazda yüzde 2,9 olarak ölçüldü. Bu oran, geçen yılın aynı dönemindeki yüzde 8,6 seviyesine kıyasla belirgin bir yavaşlama gösterse de, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve ücret artışlarının hizmet sektöründe yarattığı baskı, yetkilileri temkinli olmaya sevk ediyor. Özellikle Ortadoğu’daki savaş, petrol ve doğal gaz fiyatlarını yukarı çekerek enflasyonun yeniden hızlanabileceği endişesini doğuruyor. ECB’nin tercih ettiği çekirdek enflasyon göstergesi ise yüzde 4,0 ile hâlâ hedefin iki katı seviyesinde.
Ekonomistlere göre, bu tablo ECB için “sigorta amaçlı” bir faiz artışını haklı çıkarıyor. Zira faizleri sabit tutmak, olası bir enflasyon sıçramasında geç kalmaya yol açabilir. Analistler, “Merkez bankacıları genellikle enflasyonla mücadelede daha şahin olmaya meyillidir çünkü itibarlarını korumak isterler. Bu yüzden küçük bir faiz artışı, gelecekte daha büyük bir sıkılaştırma ihtiyacını ortadan kaldırabilir” yorumu yapıyor.
Piyasalar ve ekonomi üzerindeki etkileri
Piyasalar, ECB’nin bu olası hamlesine şimdiden hazırlanıyor. Avrupa borsaları, son bir haftada yüzde 1 ile 2 arasında değer kaybederken, avro dolar karşısında yükselişe geçti. Faiz artırımı beklentisi, kısa vadeli tahvil getirilerini artırdı; Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 2,4 civarında seyrediyor. Uzmanlar, faizlerin artması halinde kredi maliyetlerinin yükseleceğini ve büyümenin yavaşlayabileceğini belirtiyor. Ancak ECB, enflasyonu kontrol altına almanın öncelikli hedef olduğunu vurguluyor. Euro Bölgesi ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 0,3 büyüme kaydetmişti; bu zayıf tablo, sıkılaşma kararını dengelemek için bankanın elini kolunu bağlıyor.
Türkiye açısından ise bu gelişme, ticaret ve finansal kanallar üzerinden yakından takip ediliyor. Avrupa Birliği’nin en büyük ticaret ortağı olan Türkiye, ECB kararlarından dolaylı olarak etkileniyor. Avro bölgesindeki yavaşlama, ihracatı olumsuz etkilerken, faiz artırımı avroyu güçlendirerek Türk Lirası karşısında döviz kurunu etkileyebilir.
ECB’nin önümüzdeki haftalarda atacağı adımlar, yalnızca Avrupa için değil, küresel finansal istikrar için de belirleyici olacak. “Sigorta amaçlı” faiz artışı, kısa vadede sert bir etki yaratsa da, orta vadede enflasyon beklentilerini çıpalamak adına kritik bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak bu karar, resesyon riskini artırabilir; nitekim Avrupa ekonomisi uzun süredir durgunluk sınırında seyrediyor. ECB’nin söylem ve eylemlerinin tutarlılığı, piyasaların güvenini tazeleyecek.