İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklu yargılanan başkan İnan Güney’in kızı Dila Güney, babasının duruşmasında hafta sonu gireceği Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) çalıştı. Mahkeme salonundaki bu görüntü, adalet ve insanlık sınavı tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Duruşma salonunda sınav telaşı
Silivri Cezaevi kampüsündeki İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, tanık dinlemeleri sırasında Dila Güney'in elindeki ders notları ve test kitapçığı dikkat çekti. Genç kız, babasının yanında otururken bir yandan da YKS’ye hazırlanıyordu. Duruşma arasında cep telefonuyla da soru çözen Dila, salondaki avukatlar ve izleyicilerin duygusal anlar yaşamasına neden oldu.
Aile dayanışması ve eğitim hakkı
İnan Güney, kızının sınava hazırlanmasına destek olduğunu belirterek, “Onun geleceği her şeyden önemli. Burada olması bile büyük bir fedakarlık. Ama eğitim hakkından vazgeçmemeli” dedi. Dila Güney ise gazetecilere yaptığı açıklamada, “Babamın yanında olmak istedim. Sınavı da ihmal etmemek için çalışıyorum. İkimiz de bir sınavdan geçiyoruz” ifadelerini kullandı.
YKS’nin ilk oturumu olan Temel Yeterlilik Testi (TYT) 18 Haziran Cumartesi, Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ve Yabancı Dil Testi (YDT) ise 19 Haziran Pazar günü yapılacak. Dila Güney’in sınav merkezinin Silivri’de olduğu ve babasının duruşmasından hemen sonra sınava yetişmek için plan yaptığı öğrenildi.
Siyasi çevrelerden tepkiler
Olay, siyasi kulislerde geniş yankı uyandırdı. Muhalefet partileri, bir babanın yargılanması sırasında çocuğunun sınava hazırlanmak zorunda kalmasını “insanlık sınavı” olarak nitelendirirken, iktidar kanadı yargı sürecinin bağımsızlığına vurgu yaptı. CHP Sözcüsü, “Bu görüntü, adaletin herkes için eşit işlemediğinin en somut göstergesidir” dedi. AK Parti kanadı ise yargının kararlarının saygıyla karşılanması gerektiğini belirtti.
Bağlam ve değerlendirme
Duruşma salonunda sınav çalışması, Türkiye’de adalet sistemi ve eğitim hakkı arasındaki gerilimi bir kez daha gündeme getirdi. Yargı süreçlerinin uzunluğu ve tutukluluk halinin aileler üzerindeki etkisi tartışılırken, Dila Güney’in durumu birçok benzer vakayı da hatırlattı. Bu tür insani kırılmalar, hukukun sadece sanıkları değil, ailelerini de kapsayan bir bütünlük içinde değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Toplum olarak verdiğimiz asıl sınav, adaletin yanında merhameti de koruyabilmek.