Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, 2026 Şubat ayı itibarıyla Türkiye genelindeki barajların aktif doluluk oranlarını ve yağış verilerini kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan verilere göre, 1 Ekim 2025 – 22 Haziran 2026 dönemini kapsayan 2026 su yılında yağışlar, bir önceki su yılına (1 Ekim 2024 – 22 Haziran 2025) kıyasla yüzde 76,4 oranında artış gösterdi. Uzun yıllar ortalaması (1991-2020) ile karşılaştırıldığında ise artış oranı yüzde 31,4 olarak kaydedildi.
İstanbul, Ankara ve İzmir barajlarında son durum
DSİ verilerine göre, üç büyük şehirdeki baraj doluluk oranları şu şekilde: İstanbul'da barajların aktif doluluk oranı ortalama yüzde 72,3, Ankara'da yüzde 45,8, İzmir'de ise yüzde 38,2 seviyesinde. Geçen yılın aynı döneminde İstanbul'da doluluk yüzde 55,1, Ankara'da yüzde 38,4, İzmir'de yüzde 29,7 idi. Artışlar, özellikle kış aylarında etkili olan yağışlarla ilişkilendiriliyor. Ancak uzmanlar, özellikle İzmir ve Ankara'da su tasarrufu uyarılarını sürdürüyor.
Türkiye geneli baraj dolulukları ve bölgesel farklılıklar
DSİ'nin paylaştığı haritalı verilere göre, Türkiye genelinde baraj doluluk oranı ortalaması yüzde 49,6 olarak hesaplandı. Bölgesel bazda en yüksek doluluk Karadeniz Bölgesi'nde (yüzde 68,2) görülürken, en düşük doluluk Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde (yüzde 32,5) kaydedildi. Akdeniz Bölgesi'nde oran yüzde 44,1, Ege Bölgesi'nde yüzde 41,3, Marmara Bölgesi'nde yüzde 58,9, İç Anadolu Bölgesi'nde yüzde 38,7 ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde yüzde 52,4 oldu. Yağışların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi, barajlardaki su seviyelerini olumlu etkiledi. Ancak yer altı suları ve tarımsal sulama ihtiyacı göz önüne alındığında, özellikle kurak geçen yaz ayları öncesinde tedbirli olunması gerektiği vurgulanıyor.
Baraj verilerinin siyasi ve ekonomik yansımaları
Baraj doluluk oranları, sadece su politikası açısından değil, aynı zamanda enerji üretimi ve tarımsal verimlilik açısından da kritik öneme sahip. Hidroelektrik santrallerinin elektrik üretim kapasitesi, baraj seviyelerine doğrudan bağlı. Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve tarım sektörünün su ihtiyacı, bu veriler ışığında şekilleniyor. Hükümet yetkilileri, yağışlardaki artışı iklim değişikliğiyle mücadele politikalarının bir sonucu olarak yorumlarken, muhalefet partileri su kaynaklarının yönetiminde daha uzun vadeli planlamalar yapılması gerektiğini savunuyor. Özellikle büyükşehir belediyelerinin su tarifeleri ve altyapı yatırımları, bu dönemde yeniden tartışmaya açılabilir.
Su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi, Türkiye'nin gelecekte karşılaşabileceği kuraklık risklerine karşı hazırlıklı olmasını gerektiriyor. Son yıllarda artan nüfus ve sanayileşme, su tüketimini hızla yükseltirken, barajların doluluk oranlarındaki dalgalanmalar, su politikalarının ne denli hassas olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, kişi başına düşen su miktarının azaldığı Türkiye'de, suyun verimli kullanılması ve alternatif kaynakların (arıtma, yağmur suyu hasadı vb.) devreye alınması gerektiğini belirtiyor. DSİ'nin paylaştığı bu veriler, hem kamuoyunu bilgilendirmek hem de politika yapıcılara yol göstermek açısından önem taşıyor.