Hükümetin yurttaşın sırtındaki ÖTV ve KDV gibi dolaylı vergi yükünü azaltma sözü, üç yıllık periyotta yalnızca sınırlı bir iyileşme sağladı. 2023 yılında toplam vergi gelirleri içinde yüzde 65 civarında olan dolaylı vergilerin payı, 2026 itibarıyla ancak yüzde 60 seviyesine çekilebildi. Bu durum, vergi yükünde arzulanan yapısal dönüşümün kağnı hızında ilerlediğini gösteriyor.
Dolaylı Vergilerde Yavaş Düşüş
Ekonomi yönetiminin yıllardır dile getirdiği "dolaylı vergileri azaltacağız" taahhüdü, somut verilere yansımakta zorlanıyor. Üç yıl önce yüzde 65 olan dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki ağırlığı, bugün yüzde 60'a geriledi. Bu düşüş, yıllık ortalama sadece 1,6 puanlık bir azalmaya işaret ediyor. Söz konusu oran, hâlâ OECD ve AB ortalamalarının çok üzerinde seyrediyor. Dolaylı vergiler; gelir düzeyi ne olursa olsun herkesin tükettiği mal ve hizmetlerden alındığı için dar gelirli üzerinde orantısız bir yük oluşturuyor.
Vergi uzmanları, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının bu denli yüksek olmasının, gelir dağılımı adaletsizliğini derinleştirdiğini vurguluyor. Özellikle gıda, akaryakıt, elektrik gibi zorunlu harcama kalemlerindeki KDV ve ÖTV oranları, enflasyonist ortamda yurttaşın alım gücünü eritiyor. Hükümetin 2023'te açıkladığı "vergide adalet" paketi kapsamında atılacağı belirtilen adımların birçoğu ise ya ertelendi ya da sulandırıldı.
Vergi Yükünde Kağnı Hızı
Hükümet, dolaylı vergilerin payını düşürmek için zaman zaman belirli sektörlerde KDV indirimine gitti. Örneğin, temel gıda ürünlerinde KDV oranı yüzde 8'den yüzde 1'e çekildi. Ancak bu indirimler, toplam vergi gelirleri içindeki dolaylı vergi ağırlığını anlamlı ölçüde azaltmadı. Çünkü aynı dönemde akaryakıt, tütün, alkol gibi kalemlerdeki ÖTV tutarları enflasyon güncellemeleriyle otomatik olarak arttı. Dolaylı vergilerin payındaki sınırlı gerileme, büyük ölçüde ekonomik büyüme ve tüketim artışından kaynaklanan doğal bir sonuç olarak değerlendiriliyor.
Bütçe açığının finansmanında dolaylı vergiler kritik bir rol oynuyor. Vergi gelirlerinin yaklaşık üçte ikisini dolaylı vergiler oluştururken, gelir üzerinden alınan vergilerin payı düşük kalıyor. Bu yapı, hükümetin dolaylı vergileri hızlıca düşürmesini zorlaştırıyor; zira bu vergiler, bütçe disiplini açısından vazgeçilmesi güç bir gelir kaynağı. Ekonomistler, dolaylı vergilerin payının kalıcı olarak azaltılması için önce kayıt dışı ekonominin kayda alınması ve gelir vergisi tabanının genişletilmesi gerektiğini belirtiyor.
Arka Plan ve Beklentiler
2023 genel seçimleri öncesinde iktidar, vergi yükünün adil dağıtılacağı ve dolaylı vergilerin azaltılacağı yönünde güçlü mesajlar vermişti. Seçim sonrası dönemde ise ekonomik koşulların ağırlaşması, deprem felaketinin yarattığı mali yük ve küresel konjonktür, bu hedeflerin rafa kalkmasına neden oldu. 2024 ve 2025 yıllarında yapılan vergi düzenlemeleri daha çok yeni gelir kalemleri yaratmaya odaklandı; dolaylı vergilerdeki indirim beklentisi ise her yıl ötelenen bir vaat olarak kaldı.
Uluslararası karşılaştırmalara bakıldığında, Türkiye'de dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 60 ile OECD ortalaması olan yüzde 32'nin neredeyse iki katı. AB ülkelerinde bu oran yüzde 35 civarında seyrediyor. Dolayısıyla Türkiye, vergi yapısı itibarıyla hâlâ tüketim üzerinden alınan vergilere aşırı bağımlı bir görünüm sergiliyor. Bu tablo, gelir dağılımındaki bozukluğun yapısal nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Önümüzdeki dönemde hükümetin dolaylı vergileri düşürmeye yönelik somut adımlar atıp atmayacağı belirsizliğini koruyor. Vergi yükünde kağnı hızıyla ilerleyen iyileşme, yurttaşın günlük hayatında hissedilir bir rahatlama yaratmaktan uzak. Mevcut politikalar ve bütçe gerçekleri göz önüne alındığında, dolaylı vergilerin payının kısa vadede yüzde 50'nin altına inmesi zor görünüyor. Bu da vergi adaleti tartışmalarının yakın gelecekte de gündemin merkezinde kalacağına işaret ediyor.