Diz kireçlenmesi, eklemleri koruyan kıkırdağın zamanla aşınması sonucu ortaya çıkan ve dayanılmaz ağrılara yol açan bir rahatsızlıktır. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, bu rahatsızlığın erken dönemde fark edilmesinin kritik önem taşıdığını belirterek, "Tutukluk, kilitlenme, şişlik ve yürüme zorluğuna dikkat edin. Dizden gelen sesler, kıkırdak aşınmasının habercisi olabilir ve bu ses ameliyattan önceki son çıkış olabilir" dedi.
Diz kireçlenmesi nedir ve kimler risk altında?
Diz kireçlenmesi (gonartroz), eklem kıkırdağının aşınması ve incelmesiyle karakterize kronik bir hastalıktır. Halk arasında "kireçlenme" olarak bilinmesine rağmen, kireç birikmesi değil kıkırdak kaybı söz konusudur. Yaşlanma, obezite, genetik yatkınlık, tekrarlayan diz yaralanmaları ve bazı mesleki aktiviteler (uzun süre diz üstü çalışma gibi) risk faktörleri arasında yer alır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 50 yaş üstü her 3 kişiden 1'inde diz kireçlenmesi görülmektedir. Türkiye'de ise 40 yaş üstü nüfusta bu oran %20 civarındadır. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık rastlanan hastalık, menopoz sonrası dönemde özellikle hız kazanır.
Belirtiler neler?
Doç. Dr. İnanır, hastalığın erken evrelerinde hafif ağrı ve tutuklukla başladığını, ilerledikçe aşağıdaki belirtilerin ön plana çıktığını ifade ediyor:
- Dizden ses gelmesi: Hareket sırasında çıtırtı, sürtünme veya çıtırtı sesi duyulması.
- Kilitlenme: Dizin belirli bir pozisyonda takılıp kalması ve açılamaması.
- Şişlik: Eklemde sıvı birikimine bağlı şişme.
- Yürüme zorluğu: Merdiven inip çıkarken veya uzun yürüyüşlerde artan ağrı.
- Gece ağrısı: İnatçı ağrı nedeniyle uyku bölünmesi.
İleri vakalarda dizde şekil bozukluğu (O bacak veya X bacak) gelişebilir. Bu aşamada günlük yaşam aktiviteleri ciddi şekilde kısıtlanır.
Tanı ve tedavi yöntemleri
Tanı koymak için detaylı fizik muayene, röntgen ve gerekirse MR gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Doç. Dr. İnanır, "Tedaviye mümkün olduğunca erken başlanmalıdır. Yaşam tarzı değişiklikleri, kilo kontrolü, fizik tedavi, egzersiz ve ilaç tedavisi ile hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir" diyor. Eklem içi hyaluronik asit enjeksiyonları (kıkırdak koruyucu) veya kortikosteroid enjeksiyonları ağrıyı azaltmada etkili olabilir. Ancak ileri evrelerde, eklem yüzeyinin tamamen bozulduğu durumlarda cerrahi seçenekler gündeme gelir. Artroskopik debridman (temizlik), yüksek tibial osteotomi (diz hizası düzeltmeleri) ve en sık uygulanan total diz protezi (yapay eklem) ameliyatlarıdır.
Ameliyat kararı öncesi dikkat edilmesi gerekenler
Uzmanlar, ameliyatın son çare olduğunu vurguluyor. Doç. Dr. İnanır, "Diz protezi büyük bir ameliyattır ve iyileşme süreci uzundur. Ameliyat öncesi mutlaka ikinci bir görüş alınmalı, konservatif tedavilerin tümü denenmelidir. Hastanın yaşı, aktivite düzeyi ve genel sağlık durumu ameliyat kararında belirleyicidir" uyarısında bulunuyor. Ameliyat öncesi dizden gelen sesler, aslında kıkırdağın tamamen tükendiğinin işareti olabilir. Bu nedenle bu sesleri duyduğunuzda vakit kaybetmeden bir ortopedi uzmanına başvurmak önemlidir.
Önleme yolları
Diz kireçlenmesinden korunmak için alınabilecek önlemler arasında düzenli egzersiz (yüzme, bisiklet gibi düşük etkili sporlar), ideal kiloda kalmak, dizleri zorlayıcı hareketlerden kaçınmak ve doğru beslenme (kalsiyum, D vitamini, antioksidanlar) sayılabilir. Aşırı yüklenme ve tekrarlayan travmalar kıkırdak hasarını hızlandırdığından, spor yaparken uygun ekipman kullanmak da önerilir.
Diz kireçlenmesi, erken teşhis edildiğinde cerrahi olmadan da kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Vücudun en büyük eklemlerinden biri olan dizin sağlığını korumak, hareket kabiliyeti ve yaşam kalitesi için kritik öneme sahiptir. Unutulmamalıdır ki her diz sesi kireçlenme anlamına gelmez, ancak geçmeyen ağrı, şişlik ve kilitlenme gibi şikayetler mutlaka ciddiye alınmalıdır. Sağlıklı bir yaşam için düzenli kontroller ve bilinçli hareket etmek en önemli adımdır.