Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı personel dağılım cetvelinde diş hekimi kadrolarında artış öngörülmesine rağmen, ağız ve diş sağlığı hizmetlerine bütçeden yalnızca yüzde 2.6 pay ayrılması ve hekimlere uygulanan 15 dakikalık muayene süresi dayatması, sahada altyapı ve kadro yetersizliği sorunlarını daha da görünür kılıyor. Konuya ilişkin değerlendirmeler, masa başında yapılan hesapların halk sağlığını tehdit ettiğini ortaya koyuyor.
Bütçe Payı ve Muayene Süresi: İki Temel Sorun
Ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ayrılan bütçe payının yüzde 2.6 gibi düşük bir seviyede kalması, koruyucu hekimlikten tedaviye kadar geniş bir yelpazede hizmet kalitesini olumsuz etkiliyor. Diş hekimleri, 15 dakikalık muayene süresinin hastaların ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu, bu sürenin özellikle karmaşık vakalarda yetersiz kaldığını belirtiyor. Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı personel dağılım cetvelinde diş hekimi kadrolarında artış öngörülmesi ise tek başına yeterli değil; altyapı, malzeme ve yardımcı personel eksikliği giderilmeden bu artışın sahaya yansıması beklenmiyor.
Uzmanlar, ağız ve diş sağlığının genel sağlığın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguluyor. Bütçeden ayrılan payın düşüklüğü, koruyucu diş hekimliği uygulamalarının yaygınlaştırılmasını engelliyor. Toplumda diş çürüğü ve periodontal hastalıkların yaygınlığı göz önüne alındığında, önleyici hizmetlere yatırım yapılması hem sağlık sonuçlarını iyileştirecek hem de uzun vadede maliyetleri düşürecektir. Ancak mevcut bütçe yapısı, tedavi odaklı bir yaklaşımı teşvik ediyor.
Sahadaki Yetersizlikler ve Çözüm Önerileri
Sağlık ocakları ve hastanelerde diş hekimi başına düşen hasta sayısı, muayene sürelerinin kısalmasına neden oluyor. Hekimler, 15 dakikalık sürenin hastaya yeterli zaman ayırmayı imkânsız kıldığını, bunun da teşhis ve tedavi kalitesini düşürdüğünü ifade ediyor. Ayrıca, yardımcı personel ve modern cihaz eksikliği, hizmet sunumunu zorlaştırıyor. Diş hekimi kadrolarındaki artışın, istihdam edilecek personelin niteliği ve dağılımı ile desteklenmesi gerekiyor. Kırsal bölgelerde ve dezavantajlı gruplarda hizmete erişim sorunu daha da belirgin.
Çözüm için öneriler arasında, ağız ve diş sağlığı bütçesinin artırılması, muayene sürelerinin uluslararası standartlara çekilmesi ve koruyucu hizmetlere öncelik verilmesi yer alıyor. Sağlık Bakanlığı’nın 2026 planlamasında bu unsurların dikkate alınması, halk sağlığı açısından kritik önem taşıyor. Aksi halde, masa başında yapılan hesapların sahada yarattığı tahribatın bedelini toplum ödeyecek.