Kıbrıs Rum yönetimi, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hedef alan asılsız iddialarına bir yenisini ekledi. Daha önce Mehmetçiği tacizle suçlayan önergenin sahibi olan Rumlar, bu kez de "Cinsel şiddete uğrayan Rum kadınlar" adı altında Lefkoşa'da bir anma etkinliği düzenleme hazırlığında. Etkinliğin, 1974 Barış Harekâtı sonrası dönemde yaşandığı iddia edilen olayları gündeme taşımayı amaçladığı öğrenildi.
Asılsız İddialar Zinciri
Rum yönetiminin son hamlesi, yıllardır sürdürdüğü karalama kampanyasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Daha önce de benzer şekilde Mehmetçiği hedef alan bir önergeyi gündeme getiren Rum tarafı, sözde "kayıp kadınlar" ve "cinsel şiddet" iddialarını ısıtarak uluslararası kamuoyunu yanıltmayı hedefliyor. Oysa bu iddialar, bugüne kadar hiçbir bağımsız uluslararası kuruluş tarafından doğrulanmadı; aksine, Kıbrıs Türk tarafının defalarca bu tür asılsız suçlamaların barış sürecine zarar verdiğini vurguladığı biliniyor.
Rum basınında yer alan haberlere göre, söz konusu anma etkinliği kapsamında bazı sivil toplum kuruluşları ve sol görüşlü grupların da destek verdiği belirtiliyor. Etkinlikte, 1974 öncesi ve sonrasında yaşandığı öne sürülen olaylara ilişkin tanık anlatımlarına yer verileceği, ayrıca bir sergi açılacağı ifade ediliyor. Ancak bu tür etkinliklerin, tarihi gerçeklerden kopuk bir şekilde, tamamen siyasi motivasyonlarla düzenlendiği yönünde güçlü emareler bulunuyor.
Tarihsel Bağlam ve Çarpıtmalar
Kıbrıs sorununun tarihine bakıldığında, Rum tarafının 1963-1974 yılları arasında Kıbrıslı Türklere yönelik sistematik saldırıları ve zulmü iyi bilinmektedir. 1963 Kanlı Noel'de başlayan ve 1974'e kadar süren dönemde yüzlerce Türk katledildi, binlercesi yerinden edildi. Buna karşın Rum yönetimi, kendi geçmişini aklamak ve Türk tarafını suçlu göstermek için sürekli yeni senaryolar üretiyor. Son etkinlik de bu çabanın bir ürünü olarak görülüyor.
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay gibi kuruluşların raporlarında, 1974 sonrası her iki tarafta da yaşanan insani dramlara yer verilmiş, ancak Rum iddialarının aksine Mehmetçiğin sistematik cinsel şiddet uyguladığına dair hiçbir kanıt bulunamamıştır. Aksine, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bölgede sağladığı güvenlik ve barış ortamı, Kıbrıslı Türklerin varlığını korumasını sağlamıştır.
Barış Sürecine Etkileri
Rum yönetiminin bu tür provokatif adımları, adadaki barış ve müzakere sürecine ciddi zarar veriyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yetkilileri, birçok kez diyalog kapısının açık olduğunu ancak karşı tarafın samimi olmadığını dile getirdi. Son etkinlik de Rum tarafının gerçek niyetini gözler önüne seriyor: tarihi çarpıtarak, Türk tarafını uluslararası platformlarda zan altında bırakmak ve olası bir çözümde elini güçlendirmek.
Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti ve KKTC yetkilileri, bu tür asılsız suçlamalara karşı hukuki ve diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Ankara, Rum yönetiminin hayali iddialarla gündem oluşturmasının, Doğu Akdeniz'deki enerji ve deniz yetki alanı tartışmalarında da koz olarak kullanılmaya çalışıldığını belirtiyor.
Sonuç olarak, Rum kesiminin Mehmetçiğe yönelik ikinci karalama girişimi, ne tarihi gerçeklerle ne de uluslararası hukukla bağdaşıyor. Bu tür girişimler, Kıbrıs Türk halkının haklı davasını gölgeleyemeyeceği gibi, adadaki kalıcı barışın önünde en büyük engel olarak duruyor. Uluslararası toplumun, tek taraflı ve kanıtsız iddialara itibar etmek yerine, gerçekleri araştırması ve adil bir çözüm için baskı yapması gerekiyor.