Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan yeni bir genelge ile kamu personelinin sosyal medya platformlarında içerik üreterek reklam geliri elde etmesi, YouTube kanalları işletmesi, blog yazması ve dijital içerik paylaşımından gelir sağlaması yasaklandı. Türkiye genelindeki tüm memurları kapsayan bu düzenleme, kamu görevlilerinin mesai saatleri dışında dahi dijital platformlardan para kazanmasını etik ihlal olarak değerlendiriyor.
Genelgenin Kapsamı ve Getirdiği Yasaklar
Cumhurbaşkanlığı'nın yayımladığı genelgeye göre, kamu personeli artık YouTube, Instagram, TikTok gibi sosyal medya hesaplarından sponsorlu içerik paylaşamayacak, reklam geliri elde edemeyecek. Ayrıca kendi bloglarında veya başkalarının web sitelerinde yazılar yazarak gelir sağlamak da yasak kapsamına alındı. Mobil uygulamalar üzerinden anket doldurma, oyun oynayarak ödül kazanma gibi dijital gelir modelleri de engellendi. Genelge, kamu personelinin asli görevinin dışında ticari faaliyet yürütmesini engellemeyi amaçlıyor.
Düzenleme, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun ilgili maddelerine dayandırılıyor. Kanun, memurların ticaret yapmasını ve kazanç sağlayıcı faaliyetlerde bulunmasını zaten yasaklıyor. Ancak dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte bu kuralın ihlal edildiği gerekçesiyle genelgeyle konunun netleştirildiği belirtiliyor. Genelgede, sosyal medyada takipçi sayısı yüksek olan kamu görevlilerinin 'influencer' olarak faaliyet göstermesinin kamu itibarını zedelediği ifade ediliyor.
Memurların Tepkisi ve Uygulama Süreci
Genelge, özellikle sosyal medyada aktif olan ve içerik üreterek ek gelir sağlayan memurlar arasında şaşkınlık yarattı. Bazı kamu çalışanları, bu düzenlemenin ifade özgürlüğünü kısıtladığını öne sürerken, bazıları ise mevcut yasal durumun netleştirilmesi açısından faydalı olduğunu düşünüyor. Kamu Görevlileri Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) genel başkan yardımcısı yaptığı açıklamada, "Memurların mesai saatleri dışında kişisel sosyal medya hesaplarından paylaşım yapması zaten serbestti. Ancak bu genelge, gelir elde etme boyutunu kapsıyor. Umarım uygulamada mağduriyetler yaşanmaz" dedi.
Genelgenin uygulanması konusunda kurumların insan kaynakları birimlerine önemli görev düşüyor. Kamu personeli, sosyal medya hesaplarını ve gelir durumlarını beyan etmekle yükümlü olacak. Kurumlar, şikayet veya tespit halinde disiplin soruşturması başlatabilecek. İhlal eden memurlara, 657 sayılı Kanun'un disiplin hükümleri uyarınca kademe ilerlemesinin durdurulması veya memurluktan çıkarma gibi yaptırımlar uygulanabilecek. Ayrıca, sosyal medyadan elde edilen gelirlerin tespiti halinde, bu gelirlerin kamuya tazmin ettirilmesi gündemde.
Daha Önce de Gündeme Gelen Benzer Düzenlemeler
Bu genelge, aslında ilk değil. 2021 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kamu personelinin sosyal medya kullanımına ilişkin etik ilkeler belirlenmişti. Ancak o dönemde sadece kamu kurumlarının sosyal medya hesaplarından yapılan paylaşımlar düzenlenmişti. Şimdiki genelge ise tamamen bireysel içerik üreticiliğini hedef alıyor. Ayrıca, bazı bakanlıkların kendi iç yönergeleriyle memurların sosyal medya kullanımını sınırladığı biliniyor. Ancak ilk kez bu kadar kapsamlı bir şekilde tüm kamu personelini bağlayıcı bir genelge yayımlandı.
Dijitalleşen dünyada, 'içerik üreticiliği' giderek yaygınlaşan bir gelir kapısı haline geldi. Özellikle pandemi döneminde pek çok kişi evde geçirdiği sürede YouTube videoları veya blog yazıları ile gelir elde etmeye başladı. Kamu personelinin de bu akıma katılması doğal olarak zamanla arttı. Bazı memurların YouTube'da 'tarih öğretmeni', 'mühendis' kimlikleriyle içerik ürettikleri ve binlerce takipçiye ulaştığı biliniyor. Bu durum, kamu kurumlarının itibarını etkileyebileceği gibi, çıkar çatışmasına da yol açabiliyor. Örneğin, bir müfettişin denetim yaptığı firmalarla ilgili yorum yapması veya bir sağlık çalışanının tıbbi tavsiyelerde bulunması risk taşıyor.
Bağımsız Değerlendirme: Bu genelge, dijital çağın getirdiği yeni gelir modellerini kamu etiği açısından ele alıyor olması nedeniyle yerinde bir adım olarak görülebilir. Ancak, uygulamanın orantılı ve adil olması büyük önem taşıyor. Memurların temel hakları olan ifade özgürlüğü ile kamu görevinin tarafsızlığı arasında denge kurulmalı. Genelgenin detaylı alt düzenlemelerle desteklenmesi ve mağduriyetleri önleyecek mekanizmaların oluşturulması şart. Türkiye'de sosyal medyanın özgür kullanımı ile kamu görevlilerinin tarafsızlığı, uzun vadede üzerinde düşünülmesi gereken bir konu olmaya devam edecek gibi görünüyor.