TBMM Genel Kurulu’nda konuşan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik bir soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra “etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlanarak tahliye edilen iş insanı Mehmet Karataş’ın, Devlet Su İşleri’nden (DSİ) 1 milyar 579 milyon lira değerinde bir ihale aldığını iddia etti. Emir, “Bu, iftiracı olmanın karşılığıdır” ifadelerini kullandı.
İddianın perde arkası
Murat Emir, Meclis kürsüsünden yaptığı açıklamada, Mehmet Karataş’ın İBB soruşturmasında “itirafçı” olarak serbest bırakıldıktan kısa bir süre sonra DSİ’nin 21/b usulüyle gerçekleştirdiği bir ihalede 1.5 milyar lirayı aşan bir bedelle iş aldığını söyledi. 21/b usulü, kamu ihalelerinde pazarlık yöntemi olarak biliniyor ve belirli koşullarda doğrudan temin imkânı sağlıyor. Emir, bu yöntemin şeffaflık ilkesine gölge düşürdüğünü belirterek, “Bir kişi iftira atıyor, sonra devletten büyük bir ihale alıyor. Bu nasıl bir adalet?” dedi.
Etkin pişmanlık tartışmaları
CHP’li vekil, etkin pişmanlık düzenlemesinin amacının suç örgütlerinin deşifre edilmesi olduğunu, ancak bu vakada adaletin tecelli etmediğini öne sürdü. “Etkin pişmanlık, suçluları cezalandırmak için var. Ama burada bir kişi, İBB’ye yönelik bir soruşturmada ifade verip çıkıyor, ardından milyarlarca liralık kamu ihalesi alıyor. Bu, hukukun suistimal edildiğinin açık göstergesidir” diye konuştu. Emir ayrıca, söz konusu ihalenin ihale sürecinin iptal edilmesi ve konunun yargıya taşınması gerektiğini ifade etti.
DSİ’den henüz açıklama yok
İddiaların ortaya atılmasının ardından DSİ’den henüz resmi bir yanıt gelmedi. Kurumun, ihale sürecinin hukuka uygun olduğunu savunması bekleniyor. Ancak CHP’li Emir, konuyla ilgili olarak Sayıştay’a denetim çağrısında bulundu. “Bu ihalenin usulsüz olduğu ortada. Sayıştay devreye girmeli ve bu parayı kimin kime aktardığını araştırmalı” diye ekledi.
Geçmiş benzer tartışmalar
Türkiye’de daha önce de kamu ihaleleri ve “itirafçı” iş insanları ilişkisi gündeme gelmişti. 2013’teki yolsuzluk soruşturmalarında benzer iddialar ortaya atılmış, bazı iş insanları “itirafçı” olduktan sonra kamu ihaleleri almıştı. Bu durum, kamuoyunda “itirafçılara ödül” tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Bağımsız değerlendirme
Murat Emir’in iddiaları, siyasi arenada sert tartışmalara yol açarken, konunun yargısal boyutu da merak konusu. Etkin pişmanlık düzenlemesinin kamu ihalelerinde bir avantaj mı yoksa adalet mekanizmasının bir parçası mı olduğu sorusu, önümüzdeki dönemde daha fazla sorgulanacak gibi görünüyor. İddiaların doğruluğu kanıtlanırsa, kamu ihalelerinde şeffaflık tartışmaları daha da derinleşecek.