İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma dosyasında, CHP’li Adalar Belediyesi yönetiminin kiliseye ait bir araziyi imar izni karşılığında haraca bağladığı öne sürüldü. Soruşturma kapsamında belediye yetkilileri ve bazı iş insanlarının rüşvet zincirine dahil olduğu belirtiliyor. İddiaya göre, kilise yönetiminden inşaat ruhsatı için milyonlarca lira talep edildi.
Rüşvet çarkı nasıl işledi?
Soruşturma dosyasına göre, Adalar Belediyesi İmar Müdürlüğü’ndeki bazı bürokratlar, bir kiliseye ait boş arsanın inşaatına izin verilmesi karşılığında kilise yönetiminden 500 bin dolar istedi. Kilise yetkililerinin şikayeti üzerine başlatılan incelemede, belediye başkanı ve müdürlerin de aralarında bulunduğu 12 kişi hakkında ‘rüşvet, irtikap ve görevi kötüye kullanma’ suçlamalarıyla dava açıldı. İstanbul Anadolu Başsavcılığı, olayla ilgili geniş çaplı bir operasyon düzenlerken, belediye başkanının ifadesine başvuruldu. Başkanın suçlamaları reddettiği ancak dosyadaki tapu kayıtları ve banka dekontlarıyla çeliştiği öğrenildi.
Siyasi yansımalar ve bağlam
Olay sadece hukuki boyutuyla değil, siyasi sonuçlarıyla da gündemde. CHP’li belediyelere yönelik ‘yolsuzluk’ suçlamaları sık sık gündeme gelirken, bu dosya partinin İstanbul’daki imajını zedeleyebilir. Adalar, özellikle Rum ve Ermeni cemaatinin yoğun olduğu bir bölge olarak biliniyor. Kilise haracı iddiası, azınlık hakları ve inanç özgürlüğü tartışmalarını da beraberinde getirdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmazken, CHP Genel Merkezi’nin dosyayı incelemeye aldığı belirtildi. Muhalefet partileri ise belediye başkanının istifasını istiyor.
Adalar Belediyesi’nin 2024 yılı bütçesinde kilise arazilerine yönelik imar planı değişiklikleri dikkat çekiyor. TBMM’de grubu bulunan bazı partiler, konuyu Meclis gündemine taşımaya hazırlanıyor. Son olarak, İçişleri Bakanlığı’nın da soruşturmaya destek vermesi bekleniyor. Bu tür iddialar, yerel yönetimlerin denetim mekanizmalarının yetersizliğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Yasama organının bu alandaki boşluğu doldurması gerektiği ifade ediliyor.