İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, eski CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Milletvekili Veli Ağbaba hakkında yürütülen iki ayrı soruşturmada yetkisizlik kararı verdi. 2026/102232 ve 2026/102576 sayılı dosyalar, CHP 38. Olağan Kurultayı'nda delegelerin oylarını etkilemek amacıyla milyonlarca lira rüşvet ve delege pazarlığı yapıldığı iddialarını içeriyor. Dosyalar, iddiaların Ankara merkezli olduğu gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi.
İddialar ve soruşturma süreci
Soruşturma dosyalarına göre, CHP 38. Olağan Kurultayı öncesinde delegelerin oylarını satın almak amacıyla organize bir yapı oluşturulduğu iddia ediliyor. İddialar arasında, bazı delegelere nakit para teklif edildiği, vaatlerde bulunulduğu ve bu yolla belirli adaylara destek sağlanmaya çalışıldığı yer alıyor. İstanbul Başsavcılığı, olayın ağırlıklı olarak Ankara'da gerçekleştiğini ve şüphelilerin Ankara'da ikamet ettiğini belirterek yetkisizlik kararı aldı.
Özgür Özel ve Veli Ağbaba'nın pozisyonu
Özgür Özel, CHP'nin önceki dönem Genel Başkanı olarak partinin en üst düzey isimlerinden biriydi. Veli Ağbaba ise Malatya Milletvekili ve partinin önde gelen siyasetçilerinden. Her iki isim de soruşturma kapsamında henüz ifade vermedi. CHP yetkilileri, iddiaların asılsız olduğunu ve yargı sürecinin sonuna kadar takipçisi olacaklarını açıkladı. Özel ve Ağbaba'nın avukatları da müvekkillerinin suçlamaları reddettiğini bildirdi.
Kurultay süreci ve delege sistemi
CHP 38. Olağan Kurultayı, partinin geleceği açısından kritik bir dönemde gerçekleşmişti. Delege sistemi, partilerde demokratik katılımın temel aracı olarak kabul edilirken, delege ticareti iddiaları parti içi demokrasiye gölge düşürüyor. Benzer iddialar geçmişte diğer partilerde de gündeme gelmiş, ancak çoğu zaman yargıya taşınmamıştı. Bu dosyanın Ankara'ya gönderilmesi, soruşturmanın merkezileşmesi ve daha kapsamlı bir inceleme yapılması anlamına geliyor.
Soruşturmanın bundan sonraki aşamasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın delilleri toplayarak şüphelilerin ifadesine başvurması bekleniyor. Yetkisizlik kararına itiraz edilip edilmeyeceği henüz netlik kazanmadı. Kamuoyu, bu tür iddiaların aydınlatılması ve siyasi partilerde şeffaflığın artırılması konusunda beklenti içinde. Türkiye'de siyasi partiler kanunu ve seçim mevzuatı, delege ticaretini suç olarak tanımlıyor; ancak uygulamada bu tür vakaların yargıya yansıması nadir. Bu dava, emsal teşkil etme potansiyeli taşıyor.