TBMM bünyesinde kurulan Okul Olaylarını ve Dijital Risklerini Araştırma Komisyonu, Türkiye'nin gündeminde üst sıralarda yer alan okul şiddeti sorununu masaya yatırdı. Komisyonun son toplantısında söz alan YENİ Parti Isparta Milletvekili Hikmet Yalım Halıcı, çocuk güvenliği konusunda yıllardır aynı tedbirlerin yazıldığını ancak hayata geçirilmediğini vurgulayarak, protokollerin imzalanıp rafa kaldırıldığını belirtti. Halıcı'nın bu çarpıcı tespitleri, komisyon üyelerinin de dikkatini çekerken, sorunun çözümüne yönelik somut adımların atılması gerektiği bir kez daha gündeme geldi.
Yıllardır Aynı Söylem, Farklı Uygulama Yok
Halıcı, konuşmasında özellikle son yirmi yılda okul güvenliği konusunda hazırlanan eylem planlarına dikkat çekti. "Her yıl benzer raporlar hazırlanıyor, benzer öneriler sunuluyor. Ama gelin görün ki bu önerilerin çok azı gerçek hayatta karşılığını buluyor" diyen Halıcı, velilerin ve öğretmenlerin artık söylemlerden değil, uygulamalardan medet umduğunu ifade etti. Milletvekili, okul önlerinde güvenlik önlemleri, rehberlik servislerinin güçlendirilmesi ve dijital risklere karşı çocukların korunması gibi konuların yıllardır dile getirildiğini ancak sahada bu konularda ciddi bir iyileşme yaşanmadığını söyledi.
Dijital Riskler ve Çocuk Güvenliği
Komisyonun dijital riskler başlığı da ele alınırken, Halıcı özellikle sosyal medya kullanımının çocuklar üzerindeki etkilerine değindi. Dijital platformlarda çocukları bekleyen tehlikelere karşı alınacak önlemlerin yasal düzenlemelerle sınırlı kalmaması, aynı zamanda eğitim müfredatına entegre edilmesi gerektiğini vurguladı. "Çocuklarımızı dijital dünyada güvende tutmak için sadece yasaklar getirmek yetmez; onlara bu riskleri yönetmeyi öğretmeliyiz" diyen Halıcı, bu konuda ailelerin de bilinçlendirilmesinin şart olduğunu ekledi.
Protokoller ve Uygulama Eksikliği
Halıcı'nın üzerinde durduğu bir diğer önemli nokta ise imzalanan protokollerin uygulanmaması. Milletvekili, bakanlıklar arasında yapılan iş birliği protokollerine rağmen okullarda güvenlik önlemlerinin hâlâ yetersiz olduğunu belirtti. "Son yirmi yılda kaç protokol imzalandı, kaç eylem planı hazırlandı? Ama okul önlerinde hâlâ aynı riskler mevcut. Bu protokollerin denetlenmesi ve raporlanması gerekiyor" dedi. Halıcı, ayrıca yerel yönetimlerin ve okul idarelerinin bu protokolleri uygulamakla yükümlü olduğunu, ancak denetim mekanizmasının etkin çalışmadığını sözlerine ekledi.
Öğretmen ve Velilere Büyük Görev Düşüyor
Komisyon toplantısında şiddetin önlenmesinde öğretmen ve velilere de büyük sorumluluk düştüğü ifade edildi. Halıcı, bu konuda yapılan çalışmaların yetersiz olduğunu belirterek, "Öğretmenlerimizin sınıf yönetimi ve kriz müdahalesi konusunda daha donanımlı olması gerekiyor. Ayrıca velilerin de okul yönetimiyle sürekli iş birliği içinde olması şart" dedi. Milletvekili, bu konuda okul aile birliklerinin etkin rol oynaması gerektiğini, ancak bu birliklerin çoğu zaman kâğıt üzerinde kaldığını kaydetti.
Çözüm İçin Somut Adım Çağrısı
Çözüm önerilerini somut adımlarla sıralayan Halıcı, okul güvenliği için güvenlik kameralarının artırılması, okul çevrelerinin düzenlenmesi, psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve dijital okuryazarlık derslerinin müfredata eklenmesi gerektiğini vurguladı. "Yirmi yıldır aynı şeyleri söylüyoruz, artık harekete geçme zamanı" diyen Halıcı, tüm siyasi partilerin bu konuda ortak akılla hareket etmesi ve atılacak adımların takipçisi olması gerektiğini belirtti.
Meclis Gündeminde Yeni Düzenlemeler Olabilir
Komisyon çalışmalarının sonunda bir rapor hazırlanarak Meclis gündemine sunulması bekleniyor. Raporun, okul şiddeti ve dijital riskler konusunda kapsamlı öneriler içermesi ve yasal düzenlemelere zemin hazırlaması bekleniyor. Özellikle eğitimciler ve aileler, bu raporun sadece bir rapor olarak kalmamasını ve uygulanabilir adımlar içermesini ümit ediyor. Komisyon üyeleri, yaptıkları tespitlerin ardından ilgili bakanlıkların da görüşlerini alarak kapsamlı bir yol haritası çıkarmayı planlıyor.
Okul şiddeti, Türkiye'nin yanı sıra dünya genelinde de giderek artan bir sorun. Uzmanlar, salgın sürecinin çocuklar üzerindeki olumsuz etkileriyle birlikte bu sorunun daha da derinleştiğine işaret ediyor. Bu nedenle, TBMM'de kurulan komisyonun çalışmaları yalnızca Türkiye için değil, benzer sorunlarla mücadele eden birçok ülke için de örnek bir model oluşturabilir. Ancak asıl mesele, bu çalışmaların kâğıt üzerinde kalmaması ve sahada gerçek bir iyileşme sağlanmasıdır.