CHP'de parti içi muhalefetin olağanüstü kurultay talepleri karşısında butlan (atama) yönetimi, süreci başlatmak için öne sürdüğü gerekçelere bir yenisini ekledi. Daha önce olağanüstü kurultay için toplanan imzaların incelenmesini kurultay davasındaki tedbir kararına dayandıran yönetim, şimdi de olağan kurultay sürecinin 'tatil' nedeniyle Eylül ayına kadar başlatılmayacağını duyurdu. Parti kulislerinde bu karar, muhalefetin tepkisini çekerken, kurultay sürecinin daha da uzayacağı değerlendiriliyor.
Olağanüstü kurultay imzaları hâlâ inceleniyor
Parti yönetiminden yapılan açıklamada, olağanüstü kurultay için toplanan delegelerin yarısından fazlasının imzasını içeren başvurunun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne kayyum atanması davasındaki tedbir kararı nedeniyle henüz işleme alınamadığı belirtildi. Açıklamada, "Tedbir kararı kalkmadan olağanüstü kurultay sürecini başlatmamız hukuken mümkün değil. İmzaların incelenmesi de bu kapsamda durduruldu" ifadelerine yer verildi. Ancak muhalif kanat, bu gerekçenin hukuki dayanağının zayıf olduğunu savunuyor. Eski genel başkan yardımcılarından bir isim, "Tedbir kararı doğrudan kurultayla ilgili değil. Bu sadece zaman kazanma taktiği" eleştirisinde bulundu.
Olağan kurultay için 'tatil' gerekçesi
Butlan yönetimi, ayrıca önümüzdeki dönemde yapılması planlanan olağan kurultayın da yaz tatili nedeniyle Eylül ayına ertelendiğini bildirdi. Parti sözcüsü, "Yaz aylarında siyasi faaliyetler duraklıyor. Delege tabanına ulaşmak, kongre salonu bulmak ve lojistik hazırlıklar için Eylül daha uygun olacak. Bu nedenle olağan kurultay sürecini Eylül'de başlatacağız" dedi. Ancak bu karar, parti içinde 'bahane üretme' olarak yorumlanıyor. Muhalefet, "Yaz tatili bahanesiyle olağan kurultayı da geciktiriyorlar. Asıl amaç, delege değişimini engellemek" şeklinde konuştu.
Kurultay sürecinde hukuki ve siyasi boyut
CHP'de yaşanan bu kurultay krizi, partinin hem iç işleyişinde hem de kamuoyunda tartışma yaratıyor. Olağanüstü kurultay talebi, muhalefetin parti yönetimine karşı başlattığı en somut hamle olarak öne çıkıyor. Toplanan imzaların yeterli sayıya ulaştığı iddia edilse de yönetim, tedbir kararını gerekçe göstererek süreci tıkıyor. Olağan kurultayın ertelenmesi ise parti tüzüğüne göre belirli bir takvim öngörmesine rağmen yönetime esneklik tanıyor. Hukukçular, tedbir kararının kurultay sürecine etkisinin sınırlı olduğunu, parti içi demokrasi açısından bu ertelemelerin sorunlu olduğunu dile getiriyor.
Parti içi muhalefet, önümüzdeki günlerde hem yazılı açıklamalarla hem de hukuki girişimlerle sürece itiraz edeceklerini duyurdu. Muhalifler, olağanüstü kurultay için toplanan imzaların geçerliliğini yitirmemesi adına yönetime süre tanımamakta kararlı. Ayrıca olağan kurultayın Eylül'e ertelenmesinin, parti içinde delegelerin değişmesini ve muhalefetin güç kazanmasını engellemeye yönelik olduğu yorumları yapılıyor.
CHP'de yaşanan bu kurultay krizi, partinin gelecekteki siyasi stratejisi ve toplumsal algısı açısından önemli bir sınav niteliği taşıyor. Yönetimin sürekli erteleme ve bahane üretme şeklinde algılanan tutumu, parti içi huzursuzluğu derinleştirirken, kamuoyunda güven kaybına yol açabilir. Öte yandan muhalefetin kararlı duruşu, partinin demokratik işleyişine olan inancı artırabilir. Ancak gerekçeler ne olursa olsun, kurultay sürecinin gecikmesi, CHP'nin yaklaşan seçimler öncesinde enerjisini iç çatışmaya harcamasına neden olarak partiye zarar verebilir.