Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) 8 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirilen İstanbul İl Kongresi'nin iptaline ilişkin davayı reddetti. Mahkeme, davacıların feragat dilekçesi sunması nedeniyle davanın düşmesine karar verdi. Aynı mahkeme, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nın iptali talebini ise aynı konuda bir başka mahkemede derdest dava bulunduğu gerekçesiyle değerlendirmedi.
Davanın Ayrıntıları
CHP İstanbul İl Kongresi, parti içi muhalefetin itirazlarına rağmen 8 Ekim 2023'te yapılmıştı. Kongrede, mevcut İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun aday olmadığı seçimde, Özgür Çelik başkanlığa seçilmişti. Ancak bazı parti üyeleri, kongrenin usulsüzlüklerle gerçekleştirildiğini iddia ederek dava açmıştı. Davacılar, sonradan haklarından feragat ettiklerini belirten bir dilekçe sundu. Mahkeme de bu feragat üzerine davanın reddine hükmetti.
Kurultay İptali Talebi Derdest Dosyaya Takıldı
CHP'nin 38. Olağan Kurultayı, 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde Ankara'da yapılmış ve Genel Başkan Özgür Özel yeniden seçilmişti. Ancak kurultayın iptali için açılan dava, halen Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüyor. Bu nedenle Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi, aynı konuda birden fazla dava açılmasının önüne geçmek amacıyla kurultay iptali talebini reddetti.
Hukuki Süreç ve Parti İçi Dengeler
CHP'de son dönemde yaşanan kongre süreçleri, parti içi muhalefet ile genel merkez arasındaki gerilimi artırmıştı. İstanbul İl Kongresi öncesinde yapılan ilçe kongrelerinde yaşanan usulsüzlük iddiaları, muhalif kanadın tepkisine yol açmıştı. Davanın reddedilmesi, partideki mevcut yönetimin elini güçlendirirken, muhalefet kanadında hayal kırıklığı yarattı. Parti içi demokrasi tartışmaları ise devam ediyor.
Bağımsız Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'de siyasi partilerde yaşanan yönetim ve muhalefet çekişmelerinin hukuki boyutuna önemli bir örnek teşkil ediyor. Davacıların feragat etmesi, zamanında ve etkili bir hukuki strateji izlenmediğini gösteriyor olabilir. Ancak asıl tartışma, parti içi sorunların yargı yoluyla çözülmeye çalışılmasının siyasi partilerin özerk yapısına uygun olup olmadığı. Siyaset bilimciler, bu tür davaların parti içi demokrasiyi zedelemekten öteye geçmediğini savunuyor.