TercihHaber
Telegram
SON DAKİKA
Siyaset

CHP'de 90 yıllık tasfiye rutini: Genel Sekreterler başrolde

✍️ TercihHaber 📖 3 dk okuma
CHP'de 90 yıllık tasfiye rutini: Genel Sekreterler başrolde

CHP'de yaşanan son tasfiye operasyonları, partinin 90 yıllık tarihindeki benzer süreçleri yeniden gündeme taşıdı. Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkan seçilmesinin ardından başlattığı "arınma" odaklı hamleler, parti içi muhalefeti hedef alırken, bu durum CHP'nin kuruluşundan bu yana tekrarlanan bir rutini akıllara getirdi: Tasfiye süreçlerinde genel sekreterler hep başrolde oldu.

1938'den bugüne tasfiye geleneği

İsmet İnönü, Atatürk'ün ölümünden bir gün sonra, 11 Kasım 1938'de cumhurbaşkanı seçildiğinde, parti içinde ilk büyük tasfiye dalgasını başlattı. Dönemin genel sekreteri Recep Peker, İnönü'nün güvenini kazanmış bir isim olarak öne çıktı. Peker, parti içindeki muhalif grupları tasfiye etmekle görevlendirildi. 1940'lı yıllarda çok partili hayata geçiş sürecinde, İnönü'nün talimatıyla Peker, parti içi muhalefeti susturmak için sert önlemler aldı. 1946'da yapılan ilk çok partili seçimlerde CHP'nin iktidarını korumasında bu tasfiyelerin önemli rolü oldu.

1960'lar: Ecevit dönemi ve genel sekreter krizi

1960 darbesinden sonra CHP'de yaşanan dönüşümde genel sekreterler yine kilit rol oynadı. Bülent Ecevit, 1966'da genel sekreter seçildiğinde parti içi mücadele kızıştı. Ecevit, "Ortanın Solu" politikasını benimseyerek eski kadrolara karşı tasfiye hareketi başlattı. 1972'de İsmet İnönü'ye karşı başlattığı muhalefet, genel sekreterlik makamını kullanarak partiyi ele geçirme amacı taşıyordu. Ecevit, genel sekreter olarak atadığı isimlerle CHP'yi kendi çizgisine çekti. 1970'lerdeki bu dönüşüm, CHP'nin sosyal demokrat bir parti haline gelmesini sağladı ancak parti içinde derin yaralar açtı.

1990'lardan 2000'lere: Sürekli değişen genel sekreterler

1990'larda CHP'de genel sekreterlik makamı neredeyse her yıl el değiştirdi. Deniz Baykal, 1992'de partinin başına geçtiğinde, genel sekreter olarak atadığı isimlerle parti içi muhalefeti kontrol altına almaya çalıştı. Ancak 1999'da yaşanan seçim yenilgisi sonrası Baykal'ın genel sekreteri Önder Sav, eleştirilerin odağı oldu. 2000'li yıllarda Baykal'ın genel sekreterleri arasında yaşanan çekişmeler, partinin sürekli bir iç mücadele halinde olmasına yol açtı. 2010'da Kemal Kılıçdaroğlu genel başkan olduğunda, parti içi tasfiye süreci yeniden başladı.

Günümüz: Kılıçdaroğlu ve "arınma" operasyonu

Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkan seçilmesinin ardından "değişim" ve "arınma" söylemleriyle parti içinde geniş çaplı bir tasfiye başlattı. Bu süreçte genel sekreterlik makamı yine kritik bir rol üstlendi. Kılıçdaroğlu'nun genel sekreteri olarak görev yapan isimler, eski kadroları tasfiye etmekle görevlendirildi. Özellikle, 2018'de yapılan 36. Olağan Kurultay'da yaşananlar, bu sürecin en somut örneğiydi. Kılıçdaroğlu, parti içi muhalefeti susturmak için genel sekreterlik makamını kullanarak, muhalif isimleri listelerden çıkardı. 2023'te yapılan 37. Kurultay'da ise benzer bir süreç yaşandı. Muhalifler, genel sekreterin "tasfiye listesi" hazırladığını iddia etti.

CHP'nin 90 yıllık tarihinde, genel sekreterler hep parti içi mücadelenin merkezinde yer aldı. Atatürk'ün ölümünden sonra İnönü'nün başlattığı tasfiyeler, Ecevit'in "Ortanın Solu" hamleleri, Baykal'ın kontrol çabaları ve son olarak Kılıçdaroğlu'nun "değişim" süreci, hep aynı mekanizmayla işledi: Genel sekreter, liderin emirlerini uygulayan ve muhalefeti tasfiye eden bir araca dönüştü.

Bu durum, CHP'nin bir türlü kurumsallaşamadığını ve parti içi demokrasiyi tam olarak tesis edemediğini gösteriyor. Tasfiye süreçleri, partinin enerjisini iç mücadelelere harcamasına neden olurken, dışarıya karşı birleşik bir görüntü verememesine yol açıyor. Geçmişten günümüze kadar gelen bu rutin, CHP'nin siyasi başarısını da sınırlıyor. Parti, her tasfiye döneminde bir miktar güç kaybederken, rakibi AK Parti ise bu iç çekişmelerden faydalanarak iktidarını pekiştiriyor.

CHP'nin tasfiye rutini, sadece bir parti içi mesele değil, aynı zamanda Türkiye siyasetinin de bir yansıması. Partilerin lider merkezli yapılanması, iç muhalefetin bertaraf edilmesi için tasfiyeyi kaçınılmaz kılıyor. CHP özelinde, genel sekreterlerin bu süreçlerdeki değişmez rolü, partinin merkezileşme ve demokratikleşme çabalarının önündeki en büyük engellerden biri olarak duruyor.

Etiketler:
CHPKemal Kılıçdaroğlutasfiyegenel sekreterİsmet İnönüBülent Ecevitsiyasi tarihparti içi mücadele

İlgili Haberler

Mansur Yavaş'ın 'Beni yaşlı yaptınız' esprisi Müsavat Dervişoğlu'nu güldürdü
Siyaset

Mansur Yavaş'ın 'Beni yaşlı yaptınız' esprisi Müsavat Dervişoğlu'nu güldürdü

19 dk önce

Murat Ongun: 'Akın Gürlek, medyada Erdoğan'ı bile geçti
Siyaset

Murat Ongun: 'Akın Gürlek, medyada Erdoğan'ı bile geçti

25 dk önce

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Jandarma Teşkilatı 187 Yaşında
Siyaset

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Jandarma Teşkilatı 187 Yaşında

47 dk önce

Ankara'da reklam panosu faciası: 8 belediye görevlisine soruşturma
Siyaset

Ankara'da reklam panosu faciası: 8 belediye görevlisine soruşturma

52 dk önce