Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay, cezaevinde 24 saatlik açlık grevine başladı. Edinilen bilgilere göre, Atalay eylemini bugün başlattı. Açlık grevinin nedeni henüz resmi olarak açıklanmadı ancak Atalay'ın avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, cezaevi koşulları ve tahliye talebinin bir an önce sonuçlandırılması gerektiğine vurgu yaptığı öğrenildi.
Can Atalay Kimdir?
Can Atalay, 2013 yılında başlayan Gezi Parkı olaylarına ilişkin yürütülen davada yargılanmış ve 2022 yılında 18 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. 14 Mayıs 2023 genel seçimlerinde TİP'ten Hatay milletvekili seçilen Atalay, cezaevinde olmasına rağmen milletvekili seçilmişti. Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2023 yılında Atalay hakkındaki mahkumiyet kararını onamış ve Atalay'ın milletvekilliği düşürülmüştü. Bu karar sonrası Atalay'ın durumu hem siyasi hem hukuki açıdan tartışma konusu olmuştu.
Açlık Grevinin Nedeni ve Talepleri
Atalay'ın avukatları, müvekkillerinin açlık grevine başlamasının ardında yatan temel nedenin, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) verdiği hak ihlali kararına rağmen tahliye edilmemesi olduğunu belirtti. Avukatlar, AYM'nin 2023 yılında Atalay hakkında "seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı" ile "kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının" ihlal edildiğine dair karar verdiğini hatırlattı. Ancak yerel mahkeme ve Yargıtay, AYM kararına uymayarak Atalay'ı tahliye etmemişti. Atalay, bu süreçte cezaevinde kalmaya devam ediyor.
Siyasi Partilerden ve Kamuoyundan Tepkiler
Atalay'ın açlık grevi kararı siyasi çevrelerde yankı buldu. TİP yöneticileri, eylemin barışçıl bir hak arayışı olduğunu ve Atalay'ın bir an önce özgürlüğüne kavuşması gerektiğini ifade etti. Parti sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada "Can Atalay'ın açlık grevi, adalet sisteminin çıkmazını gözler önüne sermektedir. AYM kararlarının uygulanmaması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz" dedi. Diğer muhalefet partileri de konuya ilişkin açıklama yaparak Atalay'a destek verdi. Bazı sivil toplum kuruluşları ise açlık grevinin sağlık açısından risk taşıdığına dikkat çekerek yetkilileri diyaloga çağırdı.
Hükümet Cephesinden Açıklama
Hükümet yetkilileri henüz resmi bir açıklama yapmadı. Adalet Bakanlığı'ndan konuya ilişkin bir açıklama bekleniyor. Ancak daha önce yapılan açıklamalarda, yargı kararlarına saygı duyulduğu ve AYM kararlarının da ilgili mahkemelerce değerlendirileceği belirtilmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise geçmişte yaptığı bir konuşmada, "Yargı bağımsızdır, kararları biz veremeyiz" demişti.
Cezaevi Koşulları ve Sağlık Durumu
Can Atalay'ın avukatları, müvekkillerinin cezaevi koşullarının ağır olduğunu ve sağlık durumunun da bu süreçte kötüleşebileceğini dile getirdi. 24 saatlik açlık grevi kısa süreli olsa da, Atalay'ın kronik rahatsızlıkları bulunup bulunmadığına dair bir bilgi paylaşılmadı. Cezaevi yönetimi, açlık grevine ilişkin olarak doktor gözetiminde olduğunu ve gelişmelerin takip edildiğini bildirdi. Türkiye'de daha önce de benzer eylemler yapılmış, bazıları günlerce sürmüştü. Bu eylemler genellikle tahliye taleplerinin karşılanmaması veya cezaevi koşullarının iyileştirilmemesi üzerine gerçekleşmişti.
Hukuki Süreç ve AYM Kararının Uygulanmaması
Can Atalay'ın durumu, Türkiye'de yargı organları arasındaki yetki çatışmasının bir örneği olarak görülüyor. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği ihlal kararına rağmen yerel mahkeme ve Yargıtay'ın direnmesi, hukukçular arasında tartışma yaratmıştı. Bazı hukukçular, AYM kararlarının bağlayıcı olduğunu ve uygulanmamasının Anayasa'ya aykırı olduğunu savunurken, bazıları ise Yargıtay'ın son kararının kesin olduğunu öne sürüyor. Bu ikilem, Atalay'ın açlık greviyle bir kez daha gündeme geldi.
Sonuç ve Değerlendirme
Can Atalay'ın 24 saatlik açlık grevi, sembolik bir eylem olsa da, Türkiye'deki adalet arayışının ve siyasi tutukluluk tartışmalarının bir yansıması olarak okunabilir. Atalay'ın milletvekili seçilmesine rağmen cezaevinde tutulması, demokratik temsil ilkesiyle çeliştiği yönünde eleştirilere yol açmıştı. Açlık grevinin ardından nasıl bir gelişme yaşanacağı belirsizliğini koruyor. Yetkililerin konuya ilişkin tutumu ve olası adımlar, önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Uluslararası kamuoyu da Türkiye'deki bu tür davaları yakından takip ediyor; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) benzer başvurularda verdiği kararlar, sürecin seyrini etkileyebilir.