İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı yolsuzluk davasında çarpıcı bir tanık ifadesi ortaya çıktı. Boğaziçi İmar'daki rüşvet olayına aracılık ettiği öne sürülen harita mühendisi Yakup Öner, mahkemede verdiği ifadede, İBB'den aldığı resmi maaşının yanı sıra dönemin Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'ndan yıllık 100 bin dolar nakit para aldığını söyledi. Öner, hakimin "Cebinde 100 bin dolar mı taşıyordu?" sorusuna ise "Poşetle aldım" yanıtını verdi.
İfadede neler anlatıldı?
Yakup Öner, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde görev yaptığı dönemde, imar planlarına ilişkin bazı işlemlerde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla yargılanıyor. Öner, savunmasında, kendisine yöneltilen rüşvet suçlamalarını reddederken, İmamoğlu'ndan para aldığını kabul etti. Öner, "İBB'den maaşımı alıyordum. Bunun dışında Ekrem İmamoğlu'ndan yıllık 100 bin dolar nakit para alıyordum. Bu para bana elden veriliyordu. Ben de bu parayı aldım" dedi.
Mahkeme heyetinin, "Bu kadar parayı nasıl taşıyordunuz? Cebinizde mi taşıyordunuz?" şeklindeki sorusu üzerine Öner, "Poşetle aldım. Para poşet içinde veriliyordu" ifadesini kullandı. Öner'in bu beyanı, duruşma salonunda şaşkınlıkla karşılandı.
İmamoğlu cephesinden ilk tepki
İmamoğlu'nun avukatları, Öner'in ifadelerinin gerçeği yansıtmadığını savunarak, müvekkillerinin böyle bir para vermediğini belirtti. Avukatlar, Öner'in daha önceki ifadelerinde çelişkiler bulunduğunu ve tanık beyanlarının güvenilir olmadığını öne sürdü. Duruşma sonrası açıklama yapan İmamoğlu, "Bu dava tamamen siyasi bir kumpastır. İftiralarla karşı karşıyayız. Hiçbir zaman böyle bir para alışverişi olmamıştır" dedi.
Öte yandan, Öner'in daha önceki ifadelerinde Boğaziçi İmar'daki rüşvet olayını kabul ettiği, ancak İmamoğlu'yla bağlantısını reddettiği öğrenildi. Öner'in bu kez farklı bir ifade vermesi, dosyada yeni bir tartışma başlattı.
Boğaziçi İmar davası nedir?
Boğaziçi İmar Müdürlüğü'nde görevli bazı personelin, imar planlarında usulsüzlük yaparak rüşvet aldığı iddiasıyla başlatılan soruşturma, 2019 yılında İBB'ye yapılan operasyonla gündeme gelmişti. Savcılık, aralarında Yakup Öner'in de bulunduğu 20'den fazla kişi hakkında dava açmıştı. İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun da "rüşvete aracılık etmek" suçlamasıyla yargılanması talep edilmişti. İmamoğlu, suçlamaları reddederek davanın siyasi olduğunu savunuyor.
Dava süreci, İmamoğlu'nun 2019'da İBB Başkanı seçilmesinin ardından başlatılan ve halen devam eden bir dizi yargı sürecinin parçası. İmamoğlu hakkında ayrıca "terör örgütü üyeliği" gibi farklı suçlamalarla açılmış başka davalar da bulunuyor. Bu davalar, Türkiye'de yerel yönetimler ile merkezi iktidar arasındaki gerilimin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Hukuki süreç ve olası sonuçlar
Yakup Öner'in ifadesi, dosyanın seyrini değiştirebilir. Zira Öner, doğrudan İmamoğlu'nu işaret eden bir beyanda bulundu. Ancak hukukçular, tek başına bir tanık ifadesinin mahkumiyet için yeterli olmadığını, somut delil arandığını belirtiyor. Öner'in ifadesinin doğruluğu, para transferlerine ilişkin belge veya başka tanıklarla desteklenmediği sürece mahkeme nezdinde sınırlı bir etki yapabilir.
Duruşma, önümüzdeki günlerde devam edecek. Mahkeme heyetinin, Öner'in ifadesine ilişkin ek delil talep edip etmeyeceği merak konusu. İmamoğlu'nun avukatları ise Öner hakkında "iftira" suçundan suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.
Bu dava, sadece İmamoğlu'nun siyasi geleceği açısından değil, aynı zamanda Türkiye'de yargı bağımsızlığı tartışmaları açısından da kritik bir eşikte. Kamuoyu, davanın adil bir şekilde sonuçlanmasını bekliyor. Ancak sürecin siyasi tansiyonu yükselttiği ve toplumda kutuplaşmayı derinleştirdiği açık. Önümüzdeki duruşmalar, hem hukuki hem de siyasi açıdan belirleyici olacak.