Şişli'de 26 yıl önce öldürülen lise öğrencisi Çağla Tuğaltay'ın (15) olay günü üzerinde bulunan şortunda yapılan incelemelerde bir erkeğe ait DNA örnekleri tespit edildi. Şorttan elde edilen DNA'nın, 2013 yılında Tuğaltay'ın tırnaklarında bulunan erkek profiliyle uyumlu olduğu belirlendi. Bu gelişme, yıllardır faili meçhul olan cinayetin çözülmesi yolunda kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Olayın Geçmişi ve DNA Bulgusu
1997 yılında Şişli'de öldürülen Çağla Tuğaltay, 15 yaşında bir lise öğrencisiydi. Cinayet dosyası yıllarca açık kaldı. 2013 yılında Tuğaltay'ın tırnaklarında bir erkeğe ait DNA profili tespit edilmiş ancak bu numune, herhangi bir şüpheliyle eşleşmemişti. Son teknolojik gelişmeler sayesinde, olay günü giydiği şortta da aynı erkeğe ait DNA izleri bulundu. Adli tıp uzmanları, şortta bulunan DNA'nın tırnaklardaki profile uyumlu olduğunu doğruladı. Bu, katilin kimliğine dair güçlü bir delil sunuyor.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, DNA örneğini ulusal veri tabanında karşılaştırmak için çalışma başlattı. Soruşturma kapsamında, o dönemde olay yerine yakın kişilerin ifadelerine başvuruldu. Ancak henüz gözaltına alınan veya tutuklanan bir şüpheli bulunmuyor. Yetkililer, DNA'nın eşleşmesi durumunda failin kısa sürede yakalanabileceğini belirtiyor.
Soruşturmanın Seyri ve Hukuki Süreç
Çağla Tuğaltay cinayeti, Türkiye'de adli tıp ve DNA analizlerinin önemini bir kez daha gözler önüne serdi. 1997'de olay yeri incelemesi sırasında alınan örnekler, o günün teknolojisiyle sınırlıydı. 2013'te tırnaklardan alınan DNA, o dönem için umut vaat etse de bir eşleşme sağlanamamıştı. Şimdi ise şortta bulunan DNA, hem tırnaklardakiyle uyumlu hem de daha kapsamlı bir analiz imkânı sunuyor. Bu durum, dosyanın yeniden açılması ve delillerin yeniden değerlendirilmesi anlamına geliyor.
Avukatlar ve aile, yıllardır adalet arayışında. Tuğaltay ailesi, kızlarının katilinin bulunması için defalarca kampanya düzenledi. DNA bulgusu, aileye umut verdi. Ancak hukuki süreçte zaman aşımı riski bulunuyor. Türk Ceza Kanunu'na göre, kasten öldürme suçunda zaman aşımı 20 yıl olarak uygulanıyor; ancak bazı durumlarda bu süre uzatılabiliyor. 1997'de işlenen cinayet için zaman aşımı süresi 2017'de dolmuş olabilir. Ancak DNA delilinin yeni ortaya çıkması, zamanaşımını durdurabilir veya dosyanın yeniden açılmasını sağlayabilir. Hukukçular, bu tür durumlarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının da dikkate alındığını belirtiyor.
Uzman Görüşleri ve Benzer Vakalar
Adli tıp uzmanı Prof. Dr. Ahmet Seçkin, "DNA teknolojisindeki ilerlemeler, yıllar önce çözülemeyen dosyaların aydınlatılmasında büyük rol oynuyor. 1997'de alınan örneklerin bugünkü yöntemlerle yeniden analiz edilmesi, failin tespitini mümkün kılabilir" dedi. Seçkin, ayrıca ulusal DNA veri bankasının genişletilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye'de benzer şekilde yıllar sonra DNA sayesinde çözülen cinayetler bulunuyor. Örneğin, 2008'de İzmir'de işlenen bir cinayet, 2019'da DNA eşleşmesiyle aydınlatılmıştı. Bu tür vakalar, adli bilimlerin suçların çözümündeki kritik rolünü gösteriyor. Çağla Tuğaltay dosyası da bu kapsamda emsal teşkil edebilir.
Emniyet yetkilileri, DNA örneğinin veri tabanında taranması için özel bir ekip kurulduğunu ve sonuçların birkaç hafta içinde alınacağını bildirdi. Aile avukatı ise "Bu bulgu, yıllardır beklediğimiz bir gelişme. Adaletin yerini bulacağına inanıyoruz" açıklamasını yaptı.
Cinayetin üzerinden geçen 26 yıla rağmen, DNA delilinin ortaya çıkması, dosyanın yeniden canlanmasını sağladı. Kamuoyu, soruşturmanın hızlandırılmasını ve faillerin bir an önce adalet önüne çıkarılmasını bekliyor. Bu gelişme, Türkiye'de adli tıp ve kolluk kuvvetlerinin soğuk dosyalara yönelik çalışmalarının önemini bir kez daha ortaya koydu.