CHP İzmir'in seçilmiş İl Başkanı Çağatay Güç, mutlak butlan yönetimi tarafından görevden alınması ve ardından hakkında disipline sevk kararı alınmasının ardından gazetemize değerlendirmelerde bulundu. Güç, söz konusu kararı tanımadığını belirterek, yaşanan sürecin doğru yolda olduklarının göstergesi olduğunu söyledi. 'Koltuk sevdalılarıyla aynı yolda yürümeyeceğim' diyen Güç, parti içi mücadelede kararlı duruşunu vurguladı.
Disiplin süreci ve Güç'ün tepkisi
CHP İzmir İl Başkanlığı'ndan alınan Çağatay Güç, hakkında disipline sevk kararı alınmasını değerlendirdi. Güç, bu kararın kendisini yıldırmayacağını ifade ederek, 'Partimizde yaşanan bu tür uygulamalar, demokratik işleyişe zarar vermektedir. Ben görevimi layıkıyla yerine getirdim ve getirmeye devam edeceğim. Disiplin kurulunun kararını tanımıyorum çünkü bu karar siyasi bir operasyondur' dedi. Güç, sürecin hukuki boyutunu takip edeceğini de sözlerine ekledi.
Seçilmiş başkanın mesajı
Çağatay Güç, açıklamasında parti içi muhalefetin ve demokratik taleplerin önemine vurgu yaptı. 'Bizler partimizin tüzüğüne ve demokratik değerlerine bağlıyız. Koltuk sevdalılarıyla, kişisel çıkarlar için parti yönetimini ele geçirmeye çalışanlarla aynı yolda yürümeyeceğim. CHP, üyelerinin iradesiyle yönetilmeli, atamalarla değil' ifadelerini kullandı. Güç, partideki değişim taleplerinin devam edeceğini belirtti.
Arka plan ve yaşananlar
CHP İzmir'de seçimle iş başına gelen İl Başkanı Çağatay Güç, bir süre önce genel merkez tarafından mutlak butlan yönetimi gerekçesiyle görevden alınmıştı. Parti içinde tartışma yaratan bu kararın ardından, Güç hakkında disipline sevk kararı da alındı. Bu gelişmeler, CHP İzmir örgütünde kutuplaşmayı derinleştirirken, bazı partililer sürecin parti içi demokrasi açısından sıkıntılı olduğunu dillendirdi. Güç'ün görevden alınması, yerel seçim hazırlıkları sırasında parti içi ayrışmaları da gündeme taşıdı.
CHP'de benzer disiplin süreçleri daha önce başka illerde de yaşanmış, parti içi muhalefetin sesi kısılmaya çalışılmıştı. Ancak Çağatay Güç gibi isimler, demokratik haklarını savunarak parti yönetimine karşı duruş sergiliyor. Bu olay, CHP'nin tüzük tartışmalarını ve parti içi demokrasi uygulamalarını tekrar gündeme getirecek gibi görünüyor.
Türkiye'de siyasi partilerde sıkça rastlanan atama ve disiplin süreçleri, parti içi demokrasiyle bağdaşmaması nedeniyle eleştiriliyor. Çağatay Güç'ün yaşadıkları, bu sorunun somut bir örneği olarak kayda geçti. Parti içi muhalefetin susturulmaya çalışılması, Türk siyasetinde benzer örüntülerin tekrarlandığını gösteriyor. CHP'nin bu tür uygulamaları, partinin toplumsal tabanında da rahatsızlık yaratıyor. Önümüzdeki günlerde Güç'ün hukuki mücadelesi ve parti içi gelişmeler yakından takip edilecek.