TAKVİM gazetesinin ortaya çıkardığı belgeler, Türk siyasetinin yakın tarihine damga vuracak bir gerçeği gözler önüne serdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Süleymancı cemaatinin önde gelen isimlerinden Alihan Kuriş arasındaki ilişki, yolsuzluk ve himmet iddialarını da beraberinde getirdi. Soruşturma kapsamında ele geçirilen yazışmalar ve tanık ifadeleri, Kuriş'in İmamoğlu'ndan aldığı büyük meblağlardaki paraları cemaatin oy potansiyelini CHP lehine kullanmak için bir araç olarak gördüğünü gösteriyor.
Himmet Maskesi Altında Oy Ticareti
İddialara göre, Alihan Kuriş, lideri olduğu cemaatin üyelerine hitaben 2019 yerel seçimleri öncesinde yazılı talimatlar gönderdi. Bu talimatlarda, "Oyunuz CHP'ye" baskısı yapıldığı ve bu yönde cemaat tabanının yönlendirildiği belirtiliyor. Söz konusu talimatların İmamoğlu'nun İBB başkanlığına seçilmesinde etkili olduğu öne sürülüyor. Ancak asıl iddia, bu desteğin karşılıksız kalmadığı yönünde. Kuriş'in, İmamoğlu'dan şahsi hesaplarına aktarılan yüklü miktarda paraları cemaatine bir tür "himmet" olarak dağıttığı, karşılığında da imar ayrıcalıkları ve belediye ihalelerinde kontenjan sağlandığı öne sürülüyor.
Zeytinburnu'ndan İBB'ye Uzanan Kirli Ağ
İddiaların merkezinde Zeytinburnu ilçesi yer alıyor. Kuriş'in cemaatinin yoğun olarak yaşadığı bu ilçede, 2023 ve 2024 seçimlerinde de benzer oy pazarlıklarının yapıldığı belgelerde yer alıyor. Soruşturma dosyasındaki bilgilere göre, cemaatin etkin olduğu bölgelerde CHP'ye oy toplamak için "ikna odaları" kuruldu ve bu odalarda cemaat üyelerine "Ekrem Başkan'a destek verin" telkinleri yapıldı. Karşılığında ise İBB'nin imar planlarında cemaate ait arsalara ayrıcalık tanındığı, bazı ruhsatların hızlandırıldığı ve belediyenin şirketlerine işe alımlarda cemaat üyelerine öncelik verildiği iddia ediliyor.
İddialar arasında, İBB iştirakleri ve bağlı şirketlerinde Süleymancı cemaati kökenli olduğu bilinen bazı isimlerin kritik pozisyonlara yerleştirildiği de yer alıyor. Bu kişilerin liyakatten ziyade cemaat bağlantıları sayesinde işe alındığı ve yüksek maaşlarla istihdam edildiği öne sürülüyor. Bu durum, "kontenjan" kavramını akıllara getirirken, İmamoğlu yönetiminin "şeffaf ve adil yönetim" söylemleriyle çeliştiği yorumları yapılıyor.
Takvim'in Belgeleri ve Soruşturma Süreci
TAKVİM'in ulaştığı belgeler, Alihan Kuriş hakkında yürütülen soruşturmanın önemli bir bölümünü oluşturuyor. Belgeler arasında, Kuriş'in İmamoğlu ile yaptığı telefon görüşmelerine ait kayıtlar, banka hesap hareketleri ve cemaat içi yazışmalar bulunuyor. Özellikle 2019 seçimleri öncesinde İmamoğlu'nun ekibiyle yapılan toplantıların tutanakları, "himmet" adı altında toplanan paraların nasıl kullanıldığını gözler önüne seriyor. Soruşturmayı yürüten savcılık, bu delillerin "siyasi partilere haksız çıkar sağlama" ve "rüşvet" suçları kapsamında değerlendirilebileceğini belirtiyor.
Öte yandan, İmamoğlu cephesinden gelen açıklamalar, iddiaların "kumpas" olduğu yönünde. İBB Başkanı'nın avukatları, Kuriş ile herhangi bir maddi ilişkilerinin bulunmadığını, belgelerin sahte olduğunu ve TAKVİM'in bu haberle kamuoyunu yanılttığını savunuyor. Ancak belgelerin gerçekliği ve tanıkların ifadeleri, soruşturmanın derinleşmesine yol açıyor.
Siyasi Etki ve Kamu Vicdanı
Yaşananlar, Türkiye'de siyaset ile dini cemaatler arasındaki karmaşık ilişkilerin bir kez daha tartışılmasına neden oldu. Bu olay, sadece bir belediye başkanının değil, tüm siyasi yapıların sivil toplum kuruluşları ve cemaatlerle olan ilişkilerinde şeffaflık ilkesini ne kadar gözetmesi gerektiği sorusunu gündeme getiriyor. İddiaların doğruluğu halinde, İmamoğlu'nun hukuki ve etik bir çıkmaza girdiği kesin. Ancak asıl önemli olan, bu tür münferit olayların genelleştirilmemesi ve hukuk sürecinin işletilmesidir. Kamu vicdanı, hem İmamoğlu hem de Kuriş hakkında sağlıklı karar verebilmesi için yargıya güvenmek durumundadır. Bu süreçte basının, gerçekleri araştırma ve toplumu bilgilendirme görevini etik ilkeler çerçevesinde yerine getirmesi büyük önem taşımaktadır.