Son günlerde "haklının acelesi yok" kalıbını aradan pek çok vesileyi, pek çok nedeni, pek çok süreci de atarak "Allah'ın acelesi yok" kalıbına döndürdü zihnim. Çünkü "mutlak haklı" sadece O'dur, acelesinin olmaması da son derece anlaşılabilir bir şeydir. Bilirsiniz, insanın dünyada "mutlak adalet" arayışı, tarih boyunca hep bir sabır ve beklenti içinde şekillenmiştir. Bu bağlamda, toplumsal hafızamızda yer eden "boynuzlu" ve "boynuzsuz" kavramları, aslında adalet karşısında kimin kazançlı çıkacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Boynuzlu Kimdir?
Toplumda bazı kesimler, güç ve iktidar sahiplerini "boynuzlu" olarak nitelendirir. Bu benzetme, genellikle maddi gücü, nüfuzu veya siyasi erki elinde bulunduranları işaret eder. Onlar, toplumda söz sahibi olan, kararları yönlendiren ve çoğu zaman adaletin işleyişini kendi lehlerine çevirebilen kişilerdir. Ancak bu durum, onların her zaman haklı oldukları anlamına gelmez; aksine, tarih boyunca güç sahiplerinin çoğu zaman adaletten uzaklaştığına tanık oluyoruz.
Öte yandan "boynuzsuz" olarak tabir edilenler, genellikle güçten yoksun, sıradan insanlardır. Onlar, adaletin tecelli etmesi için çoğu zaman sabırla beklemek zorunda kalır. Bu beklenti, kimi zaman yıllar alır, kimi zaman da nesiller boyu sürer. Ancak unutulmamalıdır ki, adalet er ya da geç yerini bulur. İşte tam da bu noktada "Allah'ın acelesi yok" ifadesi, boynuzsuzların umudunu canlı tutar.
Adalet ve Sabır İlişkisi
Adalet, toplumların temel direğidir. Ancak adaletin tecelli etmesi bazen zaman alır. Bu süreçte sabırlı olmak, özellikle mağdurlar için zorunlu bir erdem haline gelir. Tarihte, haksızlığa uğrayanların sabırla beklediğini ve sonunda adaletin yerini bulduğunu gösteren pek çok örnek vardır. Örneğin, uzun yıllar süren hukuk mücadeleleri sonunda kazanılan davalar, bu sabrın bir meyvesidir.
Siyasi alanda ise, iktidar mücadeleleri ve yolsuzluk iddiaları karşısında halkın tepkisi, çoğu zaman sandığa yansır. Boynuzlular, yani iktidar sahipleri, geçici bir süre için avantajlı gibi görünseler de, halkın iradesi her zaman galip gelmiştir. Bu, demokrasinin en temel ilkelerinden biridir.
Bağlam: Toplumda Adalet Algısı
Bugün ülkemizde adalet sistemine olan güven, zaman zaman sarsılsa da, halkın "boynuzsuz" kesimi, umudunu hiçbir zaman kaybetmemiştir. Toplumsal hafıza, haksızlıklara karşı direnişi ve sabrıyla bilinir. "Allah'ın acelesi yok" sözü, bu bağlamda manevi bir güç kaynağıdır. İnanç, insanlara adaletin eninde sonunda tecelli edeceği düşüncesini aşılar.
Sonuç olarak, boynuzlu ve boynuzsuz kavramları, aslında bir güç dengesini değil, adalet karşısındaki tavırları temsil eder. Adalet, kim olursa olsun herkese eşit davranılmasını gerektirir. Bu nedenle, boynuzsuzların sabırla beklemesi, boynuzluların ise güçlerini adalet için kullanması beklenir. Tarih, bunun böyle olmadığı durumlarda, adaletin tecelli ettiğini göstermiştir. Bu sabır, sadece dünyevi bir beklenti değil, aynı zamanda ilahi bir düzene olan inancın da bir yansımasıdır.