Rusya, Şubat 2022’de Ukrayna’da başlattığı işgal harekatının ardından askeri gücünü yeniden konuşlandırmak zorunda kaldı. Haziran ayında Akdeniz’deki savaş gemilerini başka bölgelere çekmesiyle birlikte, Rusya artık bu stratejik denizde askeri kuvvet bulundurmuyor. Bu durum, 2013 yılında Devlet Başkanı Vladimir Putin’in emriyle kurulan “Akdeniz Daimi Misyonu”nun başlangıcından bu yana ilk kez yaşanıyor.
Rusya’nın Akdeniz’deki Varlığının Tarihçesi
Rusya’nın Akdeniz’deki askeri varlığı, Sovyetler Birliği dönemine kadar uzanıyor. Soğuk Savaş sırasında Sovyet Donanması, Akdeniz’de ABD’nin 6. Filosu’na karşı önemli bir denge unsuru oluşturuyordu. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bu varlık neredeyse tamamen ortadan kalktı. Ancak 2013’te Putin, Rusya’nın küresel güç projeksiyonu kapasitesini artırmak amacıyla Akdeniz’de sürekli bir görev gücü oluşturma kararı aldı. Bu kapsamda kurulan Akdeniz Daimi Misyonu, çoğunlukla Karadeniz Filosu’na ait savaş gemilerinden oluşuyordu ve Suriye’deki Rus askeri üslerini desteklemek, NATO’nun güney kanadına karşı caydırıcılık sağlamak gibi görevler üstleniyordu.
Ukrayna Savaşı ve Ordunun Yeniden Yapılanması
Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgal harekatı, ordunun kaynaklarını aşırı derecede zorladı. Savaşın getirdiği ağır kayıplar ve yaptırımlar, Rus donanmasının Akdeniz’deki varlığını sürdürmesini güçleştirdi. Haziran ayında Rus savaş gemileri, Akdeniz’den çekilerek Karadeniz ve Baltık Denizi’ne kaydırıldı. Bu hamle, Rusya’nın Ukrayna cephesindeki ihtiyaçlarına öncelik verme zorunluluğundan kaynaklandı. Uzmanlar, Rusya’nın Akdeniz’deki askeri varlığını kaybetmesinin, bölgedeki güç dengesini önemli ölçüde değiştirebileceğini belirtiyor. NATO ülkeleri, özellikle Türkiye, Yunanistan ve İtalya, bu gelişmeyi yakından izliyor.
Rusya’nın çekilmesi, Akdeniz’deki enerji hatlarının güvenliği açısından da yeni bir durum yarattı. Doğu Akdeniz’deki doğal gaz rezervleri ve enerji nakil hatları, bölgesel güçlerin stratejik hesaplarını etkiliyor. Rusya’nın yokluğu, bu kaynaklar üzerindeki rekabeti daha da kızıştırabilir.
Rusya’nın Çekilmesinin Jeopolitik Sonuçları
Rusya’nın Akdeniz’den çekilmesi, yalnızca askeri değil, aynı zamanda diplomatik ve ekonomik sonuçlar da doğuruyor. Rusya, Suriye’deki Tartus Deniz Üssü’nü hâlâ elinde tutuyor, ancak bu üssün ikmal ve savunması zayıflamış durumda. Akdeniz’de sürekli bir deniz gücü bulunmaması, Rusya’nın Suriye’deki askeri operasyonlarını destekleme kabiliyetini sınırlıyor. Ayrıca, Rusya’nın Libya’daki paralı askerleri ve etkisi üzerindeki kontrolü de zayıflayabilir. Batılı analistlere göre, bu çekilme, Rusya’nın küresel bir deniz gücü olma iddiasını zedeliyor ve onu daha bölgesel bir aktör haline getiriyor. Öte yandan, ABD ve NATO için Akdeniz’deki baskı azalmış olsa da, bu durum yeni güvenlik açıklarına yol açabilir.
Geleceğe Bakış
Rusya’nın Akdeniz’e geri dönüp dönemeyeceği belirsizliğini koruyor. Ukrayna savaşının seyrine ve Rusya’nın ekonomik durumuna bağlı olarak, bu geri dönüş yıllar alabilir. Şimdilik, Rusya’nın deniz gücü projeksiyonu, Karadeniz ve Arktik bölgesiyle sınırlı görünüyor. Bu gelişme, Türkiye gibi bölgesel güçlerin Akdeniz’deki etkisini artırabilir. Türkiye, Mavi Vatan doktrini çerçevesinde denizlerdeki haklarını savunmaya devam ederken, Rusya’nın boşalttığı alanda daha aktif bir rol üstlenebilir. Ancak bu durum, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile yeni gerilimlere de yol açabilir.
Rusya’nın Akdeniz’den çekilmesi, uluslararası ilişkilerde denge değişimlerinin ne kadar hızlı yaşanabileceğini gözler önüne seriyor. Ukrayna savaşı yalnızca Avrupa’nın güvenlik mimarisini değil, aynı zamanda Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki güç dengelerini de derinden etkiliyor. Bu süreçte, küresel güçlerin denizlerdeki stratejik hesapları yeniden şekilleniyor. Rusya’nın bu kaybının telafisi, ancak Ukrayna’daki savaşın sonuçlarına ve Moskova’nın uluslararası sahnedeki konumuna bağlı olacak. Bu gelişme, Soğuk Savaş sonrası dönemin en önemli jeopolitik değişimlerinden biri olarak tarihe geçebilir.