Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Yardımcısı Izumi Nakamitsu, BM ve Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) ekiplerinin Suriye'deki kimyasal silahların geri döndürülemez şekilde imha edildiğini 2014'ten bu yana ilk kez doğruladığını açıkladı. Nakamitsu, BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu brifingde, örgütün Suriye'nin beyan ettiği kimyasal silah stoklarının artık kullanılamaz durumda olduğunu teyit ettiğini belirtti. Bu açıklama, ülkedeki kimyasal silah programına ilişkin yıllardır süren belirsizliğe önemli bir netlik kazandırdı.
İmha süreci ve doğrulama
BM ve OPCW'nin ortak çalışmasıyla yürütülen imha süreci, Suriye'nin 2013 yılında Kimyasal Silahlar Sözleşmesi'ne taraf olmasının ardından başlatılmıştı. Ülke, sözleşme kapsamında kimyasal silah stoklarını ve üretim tesislerini beyan etmeyi taahhüt etmişti. Nakamitsu, son doğrulamanın sahadaki incelemeler ve teknik değerlendirmeler sonucunda yapıldığını vurguladı. Böylece, 2014'ten bu yana ilk kez Suriye'nin kimyasal silahlarının tamamen etkisiz hale getirildiği uluslararası düzeyde teyit edilmiş oldu.
OPCW uzmanları, imha edilen kimyasal maddelerin arasında sarin, hardal gazı ve VX sinir gazı gibi yasaklı ajanların bulunduğunu belirtti. Ancak örgüt, hassas güvenlik nedeniyle imha edilen toplam miktar veya tam lokasyonlar hakkında ayrıntılı bilgi paylaşmadı.
Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi'nden açıklama
Suriye'nin BM Daimi Temsilcisi İbrahim Olabi, kararı memnuniyetle karşıladıklarını ve ülkesinin kimyasal silahlardan arınmış bir bölge hedefini desteklediğini ifade etti. Olabi, Suriye hükümetinin süreç boyunca OPCW ile tam iş birliği yaptığını savundu. Ancak uluslararası gözlemciler, geçmişte yaşanan kimyasal saldırı iddialarının ve eksik beyanların gölgesinde bu açıklamanın dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Batılı ülkelerin temsilcileri ise doğrulamayı olumlu bir adım olarak nitelendirmekle birlikte, Suriye'nin geçmişte kimyasal silah kullanımına ilişkin soruşturmaların tamamlanmadığını hatırlattı. Özellikle 2017 ve 2018 yıllarında Han Şeyhun ve Duma'da düzenlenen ve yüzlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılara dair OPCW raporları halen tartışılıyor.
Arka plan ve uluslararası yansımalar
Suriye, 2011'de başlayan iç savaş sırasında kimyasal silah kullandığı iddialarıyla sık sık gündeme gelmişti. 2013'teki Ghouta saldırısının ardından ABD'nin askeri müdahale tehdidi üzerine Suriye, Rusya'nın arabuluculuğuyla kimyasal silahlarını imha etmeyi kabul etmişti. O tarihten bu yana OPCW, ülkedeki stokların akıbetini izlemekle görevlendirildi. Ancak örgüt, çeşitli dönemlerde Suriye'nin eksik beyanda bulunduğunu ve bazı kimyasal maddelerin hesabının verilemediğini raporlamıştı.
BM Güvenlik Konseyi'nde yapılan son brifingde, doğrulamanın ardından Suriye'nin kimyasal silah dosyasının kapatılıp kapatılmayacağı konusu ele alındı. Bazı üyeler, tam şeffaflık sağlanmadan dosyanın kapatılmaması gerektiğini savunurken, diğerleri sürecin ilerlemesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. OPCW'nin önümüzdeki aylarda Suriye'deki tesislerin sivil kullanıma dönüştürülmesine yönelik denetimlerini sürdürmesi bekleniyor.
Uzmanlar, kimyasal silahların imha edildiğinin doğrulanmasının bölgesel güvenlik açısından önemli olduğunu, ancak Suriye'nin kimyasal silah programının geçmişte yarattığı tahribatın ve uluslararası hukuk ihlallerinin unutulmaması gerektiğini vurguluyor. Özellikle sivil kayıpların hesabının sorulması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması talepleri sürüyor. Kimyasal silahların yasaklanması rejiminin etkinliği açısından bu doğrulama bir başarı olarak görülse de, Suriye'de kalıcı barış ve adalet arayışı henüz sonuçlanmış değil.