Birleşmiş Milletler (BM), İsrail'in işgali altındaki Batı Şeria'da haftalardır İsrailli yerleşimcilerin kuşatması altında bulunan Filistinli ailelere ulaşıldığını ve acil insani yardım sağlandığını açıkladı. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) tarafından yapılan yazılı açıklamada, kuşatma altındaki bölgelere gıda, su ve tıbbi malzeme sevkiyatının tamamlandığı belirtildi. Bu gelişme, uluslararası toplumun artan baskısı ve bölgede tırmanan gerilim ortamında hayati önem taşıyor.
Kuşatma Altındaki Ailelere Ulaşıldı
OCHA yetkilileri, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Nablus ve Jenin kentleri yakınlarındaki kırsal alanlarda yaşayan yaklaşık 200 Filistinli ailenin, İsrailli yerleşimciler tarafından kurulan yasa dışı ileri karakollar ve engeller nedeniyle günlerdir mahsur kaldığını belirtti. Yardım ekiplerinin, güvenlik koordinasyonu sonrası bölgeye girebildiğini ve ailelerin temel ihtiyaçlarını karşıladığını aktaran yetkililer, özellikle çocuklu ailelerin ve yaşlıların durumunun kritik olduğunu vurguladı. BM raporlarına göre, son iki hafta içinde yerleşimci şiddet olaylarında artış yaşandı ve en az 30 Filistinli yaralandı, yüzlerce zeytin ağacı söküldü.
İnsani Kriz Derinleşiyor
Batı Şeria'da 1967'den bu yana süren işgal altında, yerleşimci şiddeti ve toprak gaspları Filistinli toplulukların yaşam alanlarını daraltıyor. BM verilerine göre, bölgedeki 2,5 milyon Filistinli nüfusun yaklaşık yüzde 20'si, yerleşimcilerin doğrudan tehdidi altında yaşıyor. Son haftalarda, İsrail güvenlik güçlerinin de desteğini alan yerleşimci gruplarının, Filistin köylerine yönelik abluka ve baskınları yoğunlaştırdığına dikkat çekiliyor.
BM Genel Sekreteri António Guterres yaptığı çağrıda, İsrail'in uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine uymasını ve sivillerin korunmasını istedi. Guterres, "Batı Şeria'daki bu tırmanış, iki devletli çözümü her geçen gün zorlaştırıyor. Tüm tarafları itidal ve insani hukuka saygıya davet ediyorum" ifadelerini kullandı.
Uluslararası Tepkiler ve Ekonomik Boyut
Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, yerleşimci şiddetinin kabul edilemez olduğunu belirterek, İsrail hükümetini bu şiddeti engellemeye ve sorumluları yargılamaya çağırdı. AB, ayrıca yerleşimci şiddetini finanse eden gruplara yönelik yaptırım kararlarını gündemine aldı.
Ekonomik açıdan bakıldığında, kuşatma altındaki bölgeler, Filistin ekonomisi için hayati önem taşıyan tarım arazilerine ev sahipliği yapıyor. Yahudi yerleşimcilerin yasa dışı ileri karakollarının genişlemesi, Filistinli çiftçilerin zeytin hasadını ve geçim kaynaklarını doğrudan tehdit ediyor. Dünya Bankası verilerine göre, Batı Şeria'da tarım sektörü, Filistin iş gücünün yaklaşık yüzde 15'ine istihdam sağlıyor ve gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 8'ini oluşturuyor. İsrailli yerleşimcilerin artan saldırıları, bu sektörde ciddi kayıplara yol açıyor.
Birleşmiş Milletler'in son raporu, 2023 yılında Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin bir önceki yıla göre yüzde 40 arttığını ortaya koyuyor. Raporda, bu şiddetin özellikle hasat mevsiminde yoğunlaştığı ve Filistinli toplulukların yerinden edilmesine neden olduğu ifade ediliyor. Bu durum, Filistin topraklarının sürekliliğini baltalıyor ve iki devletli çözümün uygulanabilirliğini ciddi şekilde sorgulatıyor.
Sonuç: Kalıcı Çözümün Aciliyeti
Batı Şeria'daki kuşatmalar, yalnızca insani bir kriz değil, aynı zamanda işgalin yarattığı sistematik baskının bir göstergesi. BM'nin ulaştığı aileler, acil yardım ihtiyacının sadece görünen yüzü. Uzun vadede, uluslararası toplumun, İsrail üzerinde yerleşim faaliyetlerini durdurma ve Filistin halkının haklarını koruma konusunda daha güçlü bir baskı kurması gerekiyor. Aksi takdirde, her geçen gün artan yerleşimci şiddeti, bölgede yeni bir çatışma riskini de beraberinde getiriyor. Filistinli toplulukların hayatta kalma mücadelesi, 1967 sınırlarına dayalı bağımsız bir Filistin devletinin kurulması yolundaki umutları karartıyor. Bu tablo, sadece Filistin'i değil, tüm Orta Doğu'nun istikrarını tehdit eden kronik bir yara olarak önümüzde duruyor.