Batman'ın Kozluk ilçesinde 2007 yılında Şat Deresi'nde bulunan ve kimliği 19 yıl boyunca tespit edilemeyen sabunlaşmış cesedin, 20 yıldır kayıp olan Aydın Özcan'a ait olduğu ortaya çıktı. Cinayet dosyası, zaman aşımından kapanmıştı ancak yeni delillerle yeniden açıldı. Özcan'ın, resmi nikahsız eşine işkence yapıp burnunu kestikten sonra ortadan kaybolduğu ve katillerinin kendi kardeşleri olduğu iddia ediliyor. Fuhuş iddiası da soruşturmanın odak noktasında yer alıyor.
19 yıl sonra gelen adalet
2007 yılında Batman'ın Kozluk ilçesinde Şat Deresi'nde bir ceset bulundu. Ceset, sabunlaşma adı verilen doğal bir süreçle korunmuştu ve bu nedenle kimlik tespiti yapılamamıştı. Dosya, faili meçhul olarak zaman aşımından kapatıldı. Ancak 2024 yılında, Aydın Özcan'ın ailesinin yeni başvurusu üzerine dosya yeniden açıldı. Yapılan DNA testleri, cesedin 2005 yılından beri kayıp olan Aydın Özcan'a ait olduğunu kesinleştirdi.
Vahşetin detayları
Olayın aydınlanmasıyla birlikte, Aydın Özcan'ın yaşamına dair karanlık detaylar gün yüzüne çıktı. Özcan'ın, resmi nikahsız eşine işkence yaptığı ve burnunu kestiği iddia ediliyor. Bu olayın ardından Özcan ortadan kaybolmuş ve bir daha kendisinden haber alınamamıştı. Yapılan soruşturmada, Özcan'ın kendi kardeşleri tarafından öldürüldüğü öne sürüldü. Cinayetin sebebinin ise, fuhuş iddiaları nedeniyle çıkan bir aile içi hesaplaşma olduğu belirtiliyor. Kardeşlerin, Özcan'ı Şat Deresi'ne götürüp öldürdükten sonra cesedini dereye attığı iddia ediliyor.
Olayla ilgili olarak gözaltına alınan şüphelilerin ifadelerine başvurulurken, adli süreç devam ediyor. Yetkililer, cinayetin aydınlatılması için çalışmaların sürdüğünü belirtti.
Sabunlaşma nedir?
Sabunlaşma, vücut yağlarının nemli ve oksijensiz ortamda sabun benzeri bir maddeye dönüşmesidir. Bu süreç, cesedin uzun yıllar bozulmadan kalmasını sağlar. Aydın Özcan'ın cesedi de bu nedenle 19 yıl boyunca kimliği tespit edilemeyecek kadar korunmuştu.
Bu dava, Türkiye'de faili meçhul dosyaların kapanmasının ne kadar büyük bir sorun olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, DNA teknolojisindeki gelişmeler sayesinde benzer dosyaların da yeniden açılabileceğini belirtiyor. Ailelerin ısrarlı takibi ve yeni teknik imkanlar, yıllardır çözülemeyen davaların aydınlatılmasını sağlayabiliyor. Aydın Özcan davası, adaletin ne kadar gecikmiş olursa olsun tecelli edebileceğinin bir örneği olarak kayıtlara geçti.