İşgal altındaki Batı Şeria'da gerginlik tırmanıyor. İsrail’in aşırı sağcı milletvekili Zvi Sukkot, Filistin topraklarındaki “Şehitler Anıtı”nı (Kudüs'ün kurtuluşunu simgeleyen İslami bir yapı) balyozla parçaladı. Olay, İsrail askerlerinin koruması altında gerçekleşirken, Filistinli yetkililer ve uluslararası toplum büyük tepki gösterdi. Anıtın yıkılması, bölgede yeni bir krize yol açabilir.
Provokasyon Anı Anlatıldı
Olay, Batı Şeria'nın Nablus kentinin batısındaki bir bölgede bulunan ve Kudüs'ün fethini simgeleyen anıtın bulunduğu alanda meydana geldi. Görgü tanıklarının aktardığına göre, Sukkot yanında getirdiği balyozla anıtın üzerine defalarca vurdu. Bu sırada etrafta çok sayıda İsrail askeri güvenlik önlemi aldı. Filistinli gençler ise engellemeye çalıştı ancak askerler tarafından uzaklaştırıldı. Sukkot’un bu hareketi, Filistin topraklarındaki kutsal değerlere yönelik bir saldırı olarak nitelendirildi.
Tepkiler ve İsrail’in Tutumu
Filistin Dışişleri Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada olayı “vahşet” olarak nitelendirdi ve uluslararası toplumu İsrail’i kınamaya çağırdı. FKÖ (Filistin Kurtuluş Örgütü) sözcüsü ise bu tür eylemlerin barış sürecine zarar verdiğini vurguladı. İsrail hükümeti ise olaydan duyduğu rahatsızlığı dile getirmekle birlikte, askerlerin müdahalesinin “güvenlik önlemleri” çerçevesinde olduğunu savundu. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, Milletvekili Sukkot’un parlamenter dokunulmazlığının olduğu ve hukuki sürecin devam ettiği belirtildi.
Anıtın Önemi ve Sözde “Hukuki” Boyutu
Şehitler Anıtı, 2010 yılında Filistin yönetimi tarafından, İslam ordularının Kudüs’ü Haçlılardan geri alışının yıl dönümü anısına inşa edilmişti. Anıt, Filistin halkı için ulusal bir sembol haline gelmişti. Sukkot ise bu anıtın ‘İslami bir sembol’ olduğunu ve İsrail’in egemenliğini tehdit ettiğini iddia etti. İsrail’in bölgedeki tuğgenerali, anıtın arazi anlaşmazlığı nedeniyle yıkıldığını öne sürdü ancak bu iddia Filistinli yetkililer tarafından reddedildi. Filistin tarafı, bu yıkımın İsrail’in işgal politikalarının bir parçası olduğunu ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti.
Bölgedeki Tansiyon Yükseliyor
Olayın hemen ardından Nablus’ta gösteriler düzenlendi. Filistinli göstericiler İsrail askerlerine taşlarla karşılık verdi, askerler ise göz yaşartıcı gaz ve plastik mermiyle müdahale etti. Çok sayıda Filistinli yaralandı. Batı Şeria genelinde de benzer eylemlerin olabileceği yönünde uyarılar yapılıyor. Hamas ve İslami Cihad gibi örgütler intifada çağrısı yaptı. İsrail ordusu ise bölgeye ek birlikler sevk etti.
Uluslararası Tepkiler
BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü, yaptığı açıklamada, “İsrail’in bu tür provokatif eylemleri, iki devletli çözümü baltalamaktadır” ifadelerini kullandı. ABD Dışişleri Bakanlığı ise olaydan endişe duyduğunu ve tarafları sakin olmaya çağırdı. Avrupa Birliği de kınama mesajı yayınlarken, Türkiye’den de sert açıklamalar geldi. Dışişleri Bakanlığı, “Filistin halkının kutsal değerlerine yapılan bu saygısızlık asla kabul edilemez” dedi.
Geçmişte Yaşananlar ve Analiz
Bu olay, İsrailli aşırı sağcı politikacıların Filistin topraklarındaki kutsal mekanlara yönelik gerçekleştirdiği provokasyonların bir devamı niteliğinde. 2020 yılında da bir milletvekili, El Halil’deki bir camiye baskın düzenlemişti. Bu tür eylemler, işgal altındaki topraklarda tansiyonu artırıyor ve barış görüşmelerini olumsuz etkiliyor. İsrail’de koalisyon hükümetinin aşırı sağcı partilere dayanması, bu tür olayların önünü açıyor. Bölgedeki gerilimin önümüzdeki günlerde daha da artabileceği belirtiliyor.
Bu provokasyon, yalnızca bir anıtın yıkılması değil, Filistin halkının tarihine ve kimliğine yönelik bir meydan okumadır. Uluslararası toplumun bu tür eylemlere karşı daha güçlü bir duruş sergilememesi, işgal politikalarını cesaretlendirmektedir. Kalıcı bir barış için İsrail’in uluslararası hukuka saygı göstermesi ve bu tür kışkırtıcı davranışları engellemesi şarttır.