Yunanistan, Batı Nil virüsü salgınıyla mücadelede kritik bir dönemeçten geçiyor. İtalya'nın ardından Avrupa'da en fazla vakanın görüldüğü ülke konumuna yükselen komşuda, yılbaşından bu yana 6 kişi hayatını kaybetti, 65 kişide ise virüs tespit edildi. Özellikle başkent Atina ve çevresi, virüsün yayılmasında sıcak nokta haline gelmiş durumda. Uzmanlar, sivrisineklerin aktif olduğu bu dönemde halkı tedbirli olmaya ve hastalığa karşı teyakkuzda bulunmaya çağırıyor.
Vakalardaki Artış Alarm Veriyor
Yunanistan Ulusal Halk Sağlığı Kurumu (EODY) verilerine göre, bu yıl Batı Nil virüsü vakaları geçen yıla oranla belirgin bir artış gösteriyor. Ülke genelinde tespit edilen 65 vakanın büyük bölümü Attika bölgesinde yoğunlaşıyor. Uzmanlar, iklim değişikliği ve nemli hava koşullarının sivrisinek popülasyonunu artırdığını, bu durumun virüsün daha hızlı yayılmasına zemin hazırladığını belirtiyor. Atina'daki hastaneler, özellikle yaşlı ve kronik hastalığı bulunanlarda ağır nörolojik belirtilere yol açan vakalarla karşı karşıya.
EODY'nin son raporuna göre, tespit edilen vakaların yarısından fazlasında “nöroinvaziv” form adı verilen ve beyin iltihabı (ensefalit) ya da menenjit gibi ciddi tablolara neden olan durum gelişmiş durumda. Bu durum özellikle 65 yaş üstü bireylerde ölüm riskini artırıyor. Hayatını kaybeden 6 kişinin tamamının bu yaş grubunda olduğu açıklandı. Sağlık Bakanlığı, salgının kontrol altına alınabilmesi için ilaçlama çalışmalarını yoğunlaştırdı ancak yetkililer, önlemlerin yeterli olmadığı uyarısında bulunuyor.
Uzmanlardan Kritik Uyarılar
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nikos Papadakis, yaptığı açıklamada, “Batı Nil virüsüne karşı toplum olarak teyakkuzda olmalıyız. Sivrisinek ısırıklarından korunmak için bireysel tedbirler hayati önem taşıyor. Uzun kollu giysiler giymek, sinek kovucu kullanmak ve özellikle akşam saatlerinde açık alanlardan kaçınmak gerekiyor. Ayrıca evlerde ve çevresinde durgun su birikintilerini ortadan kaldırmalıyız” dedi.
Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) verilerine göre, İtalya bu yıl 122 vaka ile ilk sırada yer alıyor. Yunanistan ise 65 vaka ile ikinci sırada bulunuyor. Ancak uzmanlar, Yunanistan'da bildirilmeyen birçok hafif seyirli vaka olabileceğini ve gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini ifade ediyor. Batı Nil virüsü, vakaların yaklaşık %80'inde hiçbir belirti göstermiyor; ancak %20'sinde ateş, baş ağrısı, kusma gibi şikayetlere yol açarken, %1'den azında ağır nörolojik hastalıklar ortaya çıkıyor.
Yunanistan'da Salgının Geçmişi ve Bugünü
Batı Nil virüsü, Yunanistan'da ilk kez 2010 yılında büyük bir salgına yol açmış, o yıl 262 vaka görülmüş ve 35 kişi hayatını kaybetmişti. O tarihten bu yana ülke, virüsü endemik olarak kabul ediyor ve her yaz vakalar görülüyor. Ancak bu yılki artış, özellikle iklim değişikliği etkisiyle sivrisineklerin yaşam alanlarının genişlemesiyle ilişkilendiriliyor. Yunanistan'ın turizm bölgeleri de risk altında; turistlerin de korunma tedbirlerine uymaları isteniyor.
Yerel yönetimler, beldelerde ve şehir merkezlerinde sivrisinek ilaçlama çalışmalarını aralıklarla sürdürüyor. Uzmanlar, özellikle sabah erken saatlerde ve akşam gün batımında aktif olan sivrisineklere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Halk sağlığı yetkilileri, hastalığın belirtilerini taşıyan kişilerin zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmasını önemle tavsiye ediyor.
Yunanistan'da yaşanan bu salgın, sadece ülke için değil, tüm Avrupa için bir uyarı niteliği taşıyor. İklim değişikliğiyle birlikte virüsün yayılma alanının kuzeye kaydığı ve yeni bölgelerde görülme riskinin arttığı belirtiliyor. Bu bağlamda, ülkelerin vektör kontrol programlarını güçlendirmesi ve halkı bilinçlendirmesi büyük önem taşıyor. Yunanistan'daki bu gelişmeler, küresel sağlık sistemlerinin iklim değişikliğine bağlı hastalıklara karşı hazırlıklı olması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.