Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından bugün açıklanan Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerinin ardından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından önemli değerlendirmelerde bulundu. Bakan Şimşek, ekonominin 2025 yılı ilk çeyreğinde gösterdiği performansa dikkat çekerek, dezenflasyon sürecindeki ilerleme ve destekleyici küresel koşullar sayesinde önümüzdeki dönemde büyümenin kademeli olarak artacağını ifade etti. Açıklama, piyasalar ve ekonomi çevreleri tarafından yakından takip edildi.
Bakan Şimşek'in Değerlendirmeleri
Bakan Şimşek, yaptığı yazılı açıklamada, 2025 yılının ilk çeyreğine ilişkin büyüme rakamlarının beklentilerle uyumlu olduğunu belirtti. Şimşek, "Büyüme, iç talebin normalleşmesi ve net ihracatın katkısıyla dengeli bir kompozisyon sergiliyor. Yıllıklandırılmış büyüme oranındaki iyileşme, programımızın öngörüleriyle uyumlu şekilde devam ediyor" dedi. Dezenflasyon sürecine vurgu yapan Bakan, "Enflasyondaki düşüşün devam etmesiyle birlikte, faiz indirimlerinin de etkisiyle önümüzdeki çeyreklerde büyüme hızının kademeli olarak artacağını öngörüyoruz. Küresel ticaretteki toparlanma ve turizm gelirlerindeki güçlü seyir, büyümeyi destekleyen unsurlar arasında yer alıyor" ifadelerini kullandı.
Bakan Şimşek, cari açıktaki daralmanın da sürdüğüne işaret ederek, "Dış dengedeki iyileşme, rezerv birikimini destekliyor ve ülke risk primindeki düşüş, finansal istikrarı güçlendiriyor. Bu olumlu görünüm, sürdürülebilir büyüme için kritik önem taşıyor" dedi. Ayrıca, verilerin ardından yatırımcılara güven mesajı veren Şimşek, programın kararlılıkla uygulanacağını ve makroekonomik göstergelerdeki iyileşmenin devam edeceğini kaydetti.
Ekonomik Program ve Beklentiler
Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın orta vadeli programı çerçevesinde, 2025 yılı büyüme hedefi yüzde 4 olarak belirlenmiş durumda. Uzmanlar, ilk çeyrek verilerinin bu hedefle uyumlu olduğunu, ancak yılın geri kalanında baz etkisi ve parasal sıkılaşmanın etkileri nedeniyle büyümenin daha ılımlı bir seyir izleyebileceğini değerlendiriyor. Öte yandan, Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine başlamasıyla birlikte iç talebin canlanması ve kredi koşullarındaki iyileşmenin yılın ikinci yarısından itibaren büyümeyi desteklemesi bekleniyor.
2025 yılı ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi yıllık bazda yüzde 4 büyüme kaydederken, bu rakam bir önceki çeyreğe göre hızlanmaya işaret etti. TÜİK verilerine göre, büyümeye en fazla katkı hane halkı tüketimi ve yatırımlardan gelirken, net ihracatın büyümeye katkısı negatif oldu. Bakan Şimşek'in değerlendirmeleri, piyasalarda olumlu karşılanırken, özellikle enflasyonla mücadelede gelinen noktanın altını çizmesi, yatırımcıların risk iştahını destekleyen faktörler arasında görüldü.
Ekonomi yönetiminin açıklamaları, önümüzdeki dönemde para politikasının normalleşmesi ve yapısal reformların hız kazanacağına yönelik beklentileri güçlendirdi. Bakan Şimşek, daha önce yaptığı açıklamalarda verimlilik artışı, yeşil ekonomi ve dijitalleşme gibi alanlarda reformların devreye alınacağını belirtmişti. Bu çerçevede, büyümenin kalitesinin artırılması ve potansiyel büyüme oranının yükseltilmesi hedefleniyor.
Üç aylık verilere göre, gayri safi yurt içi hasıla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 4 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,5 büyüdü. Bu oranlar, Türkiye'nin gelişmekte olan ülkeler arasında en hızlı büyüyen ekonomilerden biri olma özelliğini koruduğunu gösteriyor. Ancak uzmanlar, sürdürülebilir büyüme için tasarruf oranlarının artırılması, dışa bağımlılığın azaltılması ve beşeri sermayenin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Türkiye'nin büyüme performansı, Orta Vadeli Program'da öngörülen patikanın üzerinde seyrediyor. Dezenflasyon ile birlikte Türk lirasının değer kazanması, ithalatı teşvik ederken ihracatçıları zorluyor. Bu nedenle, büyümenin kompozisyonu kadar kalitesi de önem taşıyor. Bakan Şimşek'in açıklamaları, bu hassas dengenin farkında olunduğunu gösteriyor. Ancak piyasalar, enflasyonla mücadelede kararlılığın sürmesi ve yapısal reformların hayata geçirilmesinin, büyümenin sürdürülebilirliği için kritik olduğunu değerlendiriyor. Önümüzdeki dönemde uygulanacak politikaların başarısı, Türkiye'nin orta vadeli hedeflerine ulaşmasında belirleyici olacak.