Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nı (COP31) sadece bir uluslararası zirve olarak görmediklerini, aynı zamanda Türkiye'nin reel sektörünün yeşil dönüşüm kapasitesini dünyaya tanıtacağı kritik bir dönüm noktası olarak değerlendirdiklerini açıkladı. Kurum, yeşil dönüşümün ekonomik fırsatlarını vurgularken, Türkiye'nin bu alandaki potansiyelinin altını çizdi.
Yeşil dönüşüm ve ekonomik fırsatlar
Murat Kurum, COP31 hazırlıkları kapsamında yaptığı açıklamada, iklim değişikliğiyle mücadelenin aynı zamanda ekonomide yeni bir dönemi başlattığını belirtti. Kurum, "Yeşil dönüşüm, sadece çevresel bir zorunluluk değil, aynı zamanda büyük bir ekonomik fırsattır. Türkiye, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, sürdürülebilir tarım ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda önemli adımlar atmıştır. COP31, bu adımları küresel arenada sergilemek için eşsiz bir platform olacak" dedi.
Bakan, Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji kapasitesini artırdığını, rüzgar ve güneş enerjisinde büyük yatırımlar yapıldığını hatırlattı. Ayrıca, enerji yoğun sektörlerde karbon ayak izini azaltmaya yönelik projelerin hızlandığını ifade etti.
COP31'in Türkiye'ye katkıları
Murat Kurum, COP31'in Türkiye'ye ev sahipliği yapmasının ülkenin uluslararası alandaki itibarını güçlendireceğini, aynı zamanda yeşil finansmana erişim ve teknoloji transferi gibi konularda yeni kapılar açacağını söyledi. "COP31, Türk sanayicilerinin dünyayla entegre olmasını ve yeşil dönüşümde söz sahibi olmasını sağlayacak. Zirve boyunca yan etkinlikler, fuarlar ve iş forumları düzenleyerek reel sektörün küresel yatırımcılarla buluşmasını hedefliyoruz" diye konuştu.
Bakan, iklim finansmanı konusunda da iyimser olduğunu belirterek, gelişmiş ülkelerin taahhütlerini artırması gerektiğini, ancak Türkiye'nin kendi kaynaklarıyla da yeşil dönüşümü finanse edebilecek altyapıya sahip olduğunu vurguladı.
Hedefler ve beklentiler
Murat Kurum, COP31'de Türkiye'nin ev sahipliğinde yapılacak müzakerelerde gelişmekte olan ülkelerin sesi olmayı hedeflediklerini söyledi. "İklim değişikliğiyle mücadelede adalet ve eşitlik ön planda olmalı. Gelişmekte olan ülkelerin finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme ihtiyaçlarını gündeme taşıyacağız" dedi.
Bakan, ayrıca Türkiye'nin Ulusal Katkı Beyanı'nı güncelleme çalışmalarının devam ettiğini ve COP31 öncesinde yeni hedeflerin açıklanabileceğini ima etti.
Değerlendirmelerine göre, COP31'in Türkiye'nin yeşil dönüşüm hamleleri için bir kilometre taşı olması bekleniyor. Zirvenin, özel sektörün dönüşümüne ivme kazandırması ve Türkiye'yi iklim finansmanında cazibe merkezi haline getirmesi öngörülüyor. Ancak, uluslararası taahhütlerin yerine getirilmesi ve adil geçişin sağlanması, zirvenin başarısını belirleyecek temel unsurlar olarak öne çıkıyor.