Diyarbakır'da 5 Mart 2023'te Remzi Sati (52) ve oğlu Muhammed Sati'nin (24) öldürülüp cesetlerinin kamyonetlerinde yakılmasıyla ilgili davanın ikinci duruşması, Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada, ailenin avukatlarının kayıp telefonun bulunması halinde cinayetin ayrıntılarının ortaya çıkacağını belirterek araştırılmasını talep etmesi üzerine hakim ile avukat arasında tartışma yaşandı.
Kayıp telefon krizi
Duruşmada söz alan avukatlar, maktul Remzi Sati'ye ait olduğu belirtilen ve cinayet gecesi kaybolan telefonun, olayın aydınlatılması için kilit öneme sahip olduğunu vurguladı. Avukatlar, telefonun baz istasyonu kayıtlarının incelenmesini ve telefonun bulunması için kapsamlı bir araştırma yapılmasını talep etti. Ancak mahkeme heyeti, talebin soyut ve genel nitelikte olduğu gerekçesiyle reddetti. Bunun üzerine avukat ile hakim arasında şu diyalog geçti: Avukat, "Telefon bulunmazsa dosya eksik kalır" dedi. Hakim ise "Siz sadece hukuk konuşun, biz de gerekeni yaparız" şeklinde yanıt verdi. Bu diyalog, duruşma salonunda gerginliğe neden oldu.
Dosyanın geçmişi
Olay, Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinde meydana gelmişti. Remzi Sati ve oğlu Muhammed Sati, iddiaya göre alacak meselesi yüzünden bir grup tarafından kaçırılmış, daha sonra öldürülerek cesetleri kamyonetlerinde yakılmıştı. Olayın ardından 4 kişi tutuklanmış, 2 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. İlk duruşmada sanıklar suçlamaları reddetmişti. Aile, adaletin yerini bulması için davanın takipçisi olduklarını belirtiyor.
Siyasi ve toplumsal boyut
Dava, Diyarbakır başta olmak üzere birçok ilde yankı uyandırdı. Sivil toplum örgütleri, "Baba ve oğul, göz göre göre öldürüldü" sloganıyla eylemler düzenledi. CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, konuyu TBMM gündemine taşıdı. Tanrıkulu, "Cinayetin aydınlatılması ve faillerin cezalandırılması için yargı sürecinin titizlikle yürütülmesi gerekiyor" dedi. Diğer yandan, mahkemenin kayıp telefon talebini reddetmesi, "delillerin karartıldığı" yorumlarına yol açtı. Hukukçular, bir telefonun bulunmaması halinde cinayet aydınlatılamayabilir uyarısında bulunuyor.
Bağımsız değerlendirme
Bu dava, Türkiye'de adalet sisteminin işleyişine dair önemli soruları gündeme getiriyor. Bir yandan hakimin avukata yönelik sözleri, yargı bağımsızlığı ve tarafların eşitliği açısından tartışma yaratırken, diğer yandan kayıp telefonun araştırılmaması, dosyadaki eksikliklerin giderilmemesi riskini taşıyor. Toplumun, özellikle de Güneydoğu'da yaşayanların adalete güveni sarsılabilir. Mahkemenin ilerleyen duruşmalarda bu tür eksiklikleri gidermesi ve şeffaf bir yargılama yapması, hem mağdur ailesi hem de kamu vicdanı için hayati önem taşıyor. Dava, sadece bir cinayet davası değil, aynı zamanda Türkiye'de yargı reformu ihtiyacını da hatırlatıyor.