Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) süresiz nafakaya ilişkin iptal kararı, 24 Ocak 2024 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Karar, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan ve boşanma durumunda yoksulluğa düşecek tarafa süresiz nafaka bağlanmasını öngören hükmü iptal ediyor. Kararın ardından kadın örgütleri ve avukatlar, düzenlemenin kadınların ekonomik güvencesini ortadan kaldıracağını belirterek itirazlarını dile getirdi. Avukat Sezen Ezer, "Asıl eşitsizlik boşanmayla değil, evliliğin içinde başlıyor" diyerek kadınların evlilik boyunca üstlendiği karşılıksız bakım emeğine dikkat çekti.
AYM Kararının Gerekçesi ve Hukuki Süreç
AYM, 2023 yılında yaptığı incelemede, süresiz nafaka düzenlemesinin Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine ve 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğunu değerlendirdi. Mahkeme, nafakanın süresiz olmasının taraflar arasında belirsizlik yarattığını ve nafaka yükümlüsünün yaşam boyu maddi yük altında kalmasına neden olduğunu belirtti. İptal kararı, Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından altı ay sonra yürürlüğe girecek. Bu süre zarfında yasama organının yeni bir düzenleme yapması bekleniyor. Karar, boşanma davalarında nafaka taleplerini de doğrudan etkileyecek.
Kararın gerekçesinde, süresiz nafakanın kadın-erkek eşitliğine aykırı olduğu ve kadınların çalışma hayatına katılımını engellediği yönünde görüşler yer aldı. Ancak kadın hakları savunucuları, bu yaklaşımın gerçekleri yansıtmadığını savunuyor. Türkiye'de kadınların iş gücüne katılım oranının yüzde 34 civarında olduğu ve evlilik içinde kadınların çoğunlukla ücretsiz bakım emeği verdiği belirtiliyor.
Kadınların Ekonomik Bağımsızlığı ve Karşılıksız Emeği
Avukat Sezen Ezer, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, kadınların evlilik süresince üstlendiği karşılıksız bakım ve ev emeğinin ekonomik değerinin göz ardı edildiğini vurguladı. Ezer, "Kadınlar evlilik boyunca çocuk bakımı, ev işleri ve yaşlı bakımı gibi yükümlülükleri üstlenerek kariyerlerinden feragat ediyor. Boşanma sonrası bu emeğin karşılığı olarak bağlanan nafaka, aslında bir tazminat niteliğindedir. Süresiz nafakanın kaldırılması, kadınları yoksulluğa mahkum eder" dedi.
Ezer, asıl eşitsizliğin boşanma aşamasında değil, evlilik içinde başladığını belirterek, "Kadınlar evlilikte eşit iş bölümü yapmadıkları için ekonomik olarak güçsüzleşiyor. Bu nedenle boşanma sonrası nafaka, geçmişteki emeğin telafisidir. AYM kararı, bu gerçeği görmezden geliyor" ifadelerini kullandı.
Kadın örgütleri, kararın ardından imza kampanyaları başlatarak yeni bir yasal düzenleme çağrısı yapıyor. Talepler arasında, nafakanın süresiz olmasa da belirli bir süre için bağlanması ve kadınların iş gücüne katılımını destekleyecek politikaların hayata geçirilmesi yer alıyor. Ayrıca, evlilik içi ücretsiz emeğin ekonomik değerinin hesaplanarak tazminat olarak verilmesi gerektiği savunuluyor.
Yeni Düzenleme Arayışları ve Toplumsal Tartışma
AYM kararının yürürlüğe girmesine altı ay kala, hükümetin nasıl bir düzenleme yapacağı belirsizliğini koruyor. Adalet Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, yeni bir yasa tasarısı üzerinde çalışıldığı ve tarafların mağduriyetini giderecek bir formül arandığı belirtildi. Olası düzenlemeler arasında, nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılması, ancak kadınların ekonomik durumu ve evlilik süresi gibi kriterlere göre uzatılabilmesi gibi seçenekler tartışılıyor.
Kadın hakları savunucuları, süresiz nafakanın kaldırılmasının ardından kadınların yoksulluk riskiyle karşı karşıya kalacağını belirtiyor. TÜİK verilerine göre, boşanma sonrası kadınların yüzde 40'ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bu oran, nafaka alan kadınlarda daha düşük. Dolayısıyla nafakanın kaldırılması veya sınırlandırılması, bu kesimi doğrudan etkileyecek.
Öte yandan, bazı hukukçular AYM kararını olumlu buluyor. Onlara göre, süresiz nafaka, boşanmış çiftler arasında ömür boyu maddi bağımlılık yaratıyor ve bu durum özellikle erkekleri mağdur ediyor. Bu görüşe sahip hukukçular, nafakanın belirli bir süreyle sınırlandırılması ve ihtiyaç halinde uzatılması gerektiğini savunuyor.
Bağımsız Değerlendirme: Kadın Emeği ve Hukuk
Türkiye'de kadınların iş gücüne katılımı ve ekonomik bağımsızlığı, uzun yıllardır tartışılan bir konu. AYM'nin iptal kararı, bu tartışmayı daha da derinleştirdi. Kadınların evlilik içinde üstlendiği karşılıksız bakım emeği, gayri safi yurtiçi hasılaya katkı sağlamasa da toplumsal refah için kritik öneme sahip. Bu emeğin hukuki olarak tanınmaması, boşanma sonrası kadınları ekonomik olarak kırılgan hale getiriyor. Yeni düzenlemenin, kadınların bu emeğini telafi edecek ve onları yoksulluğa itmeyecek şekilde tasarlanması gerekiyor. Aksi halde, toplumsal cinsiyet eşitsizliği daha da derinleşebilir.