Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen ve Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı koruma, restorasyon ve güçlendirme çalışmaları olarak nitelendirilen projede, Ayasofya-i Kebir Camii'nin ana kubbesinde yeni bir dönem başladı. 2020 yılında ibadete açılan tarihi yapının, özgün mimari dokusunu koruyarak gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Çalışmalar kapsamında kubbenin çelik taşıyıcı sistemleri güçlendirilecek, derz onarımları yapılacak ve kurşun kaplamalar yenilenecek.
Restorasyon planı ve hedefler
Proje kapsamında, ana kubbenin yanı sıra yarım kubbeler, pandantifler ve kemerler de ele alınıyor. Uzman ekipler, yüzey temizliği, çatlak onarımı ve malzeme analizleri gibi detaylı çalışmalar yürütüyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilileri, restorasyon sürecinde tarihi yapının orijinal malzemelerine sadık kalındığını ve her adımın bilimsel kriterlere göre atıldığını belirtti. Amaç, hem deprem güvenliğini sağlamak hem de yapının estetik bütünlüğünü korumak.
Ayasofya'nın tarihi önemi ve ibadete açılış süreci
Ayasofya, 537 yılında Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından kilise olarak inşa edildi. 1453'te İstanbul'un fethinden sonra camiye dönüştürülen yapı, 1935'te müze haline getirildi. 2020 yılında Danıştay kararıyla yeniden cami statüsü kazanan Ayasofya, aynı yılın 24 Temmuz'unda ibadete açıldı. Açılışın 6. yılında gerçekleştirilen bu restorasyon, hem dini hem de kültürel bir simgenin geleceğe taşınması açısından kritik önem taşıyor.
Restorasyon çalışmaları sırasında cami ziyarete açık kalmaya devam ediyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü, çalışmaların belirlenen takvime uygun şekilde ilerlediğini ve en kısa sürede tamamlanmasının hedeflendiğini duyurdu. Ayasofya-i Kebir Camii'nin korunması, kültürel miras bilincinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.