Avrupa, II. Dünya Savaşı sonrası inşa ettiği refah devleti modeli ile savunma harcamaları arasında zorlu bir denge arayışına girdi. Artan jeopolitik gerilimler ve NATO'nun savunma bütçesi hedefleri, kıta ülkelerini sosyal harcamalardan kısma riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Ekonomistler, bu ikilemin Avrupa Birliği'nin geleceği için belirleyici olacağını vurguluyor.
Savunma Harcamalarındaki Artış Baskısı
Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Avrupa ülkeleri, savunma bütçelerini GSYİH'nın %2'sine çıkarma taahhüdünü yerine getirmeye çalışıyor. Almanya 100 milyar euroluk özel bir fon oluştururken, Fransa askeri harcamalarını 2030'a kadar iki katına çıkarmayı planlıyor. Ancak bu artışlar, kamu bütçeleri üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Özellikle pandemi sonrası artan kamu borçları ve yükselen enflasyon, ülkelerin manevra alanını daraltıyor.
Avrupa Komisyonu'nun verilerine göre, AB ülkelerinin ortalama savunma harcaması 2022'de GSYİH'nın %1.5'ine ulaştı. Bu oranın 2024'te %2'ye yaklaşması bekleniyor. Ancak bu ek harcamaların finanse edilmesi için vergi artışlarına gidilmesi veya sosyal harcamaların kısılması gerekecek. Uzmanlar, özellikle sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik gibi alanlarda kesintilerin kaçınılmaz olabileceğini belirtiyor.
Refah Devleti ve Savunma Arasındaki Denge
Avrupa refah devleti modeli, yüksek vergiler ve geniş kamu hizmetleri üzerine kurulu. Ancak savunma harcamalarındaki artış, bu modelin sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. OECD raporlarına göre, AB ülkeleri ortalama olarak GSYİH'nın %20'sini sosyal harcamalara ayırıyor. Savunma harcamalarının %2'den %3'e çıkması durumunda, sosyal harcamalarda %5-10 oranında kesinti yapılması gerekebilir.
Brüksel merkezli Bruegel Enstitüsü'nden ekonomist Maria Demertzis, "Avrupa'nın önünde iki seçenek var: ya savunma harcamalarını artırmak için borçlanmak ya da vergileri yükseltmek. Her ikisi de siyasi açıdan zorlayıcı. Üçüncü bir yol ise sosyal harcamaları kısmak, ancak bu da toplumsal huzursuzluğa yol açabilir" diyor. Gerçekten de Fransa'da emeklilik reformu protestoları, bu tür kesintilerin ne kadar hassas olduğunu gösteriyor.
Almanya'da ise durum farklı: Ülke, savunma bütçesini artırırken bir yandan da iklim değişikliği ve enerji dönüşümü için milyarlarca euro harcıyor. Maliye Bakanı Christian Lindner, "savunma ve refahı birbirine karşıt olarak görmek yanlış. Güvenlik, refahın ön koşuludur" açıklamasını yaptı. Ancak uzmanlar, bu dengenin sürdürülebilir olması için verimlilik artışları ve dijitalleşme gibi yapısal reformların gerektiğini vurguluyor.