Dünya Hava Durumu İlişkilendirme (WWA) grubunun yayımladığı yeni bir analiz, Batı Avrupa'yı etkisi altına alan rekor düzeydeki sıcak hava dalgasının, insan kaynaklı iklim değişikliğinin doğrudan bir sonucu olduğunu ortaya koydu. İklim bilimcilerden oluşan uluslararası ekip, fosil yakıt emisyonlarının son yıllarda Avrupa'yı vuran aşırı sıcaklıkların sıklığını ve şiddetini belirgin şekilde artırdığını vurguladı.
Rekor sıcaklıklar ve insan etkisi
Analize göre, Temmuz ayının ortasında Birleşik Krallık, Fransa, Almanya ve Hollanda gibi ülkelerde termometreler 40 santigrat derecenin üzerine çıktı. Londra'da 19 Temmuz'da ölçülen 40,2 derece, kentte rekor olarak kaydedildi. WWA araştırmacıları, mevcut iklim modellerini kullanarak yaptıkları simülasyonlarda, insan faaliyetlerinin atmosfere kattığı sera gazları olmasaydı bu sıcaklıkların en az 4 derece daha düşük olacağını hesapladı. Doğal varyasyonlarla açıklanamayacak bu fark, iklim krizinin etkisini net biçimde gösteriyor.
WWA ekibi, 2015 Paris İklim Anlaşması'nda belirlenen hedeflere rağmen küresel sıcaklık artışının hız kesmeden devam ettiğine dikkat çekti. Raporda, "Avrupa'da görülen bu sıcak hava dalgası, iklim değişikliği olmasaydı meydana gelmesi neredeyse imkânsız bir olaydır" denildi. Araştırmacılar, benzer sıcaklıkların artık her 3-4 yılda bir görülebileceğini, bu durumun acil emisyon azaltımı çağrılarını güçlendirdiğini ifade etti.
Sağlık ve altyapı üzerindeki etkiler
Sıcak hava dalgası, özellikle yaşlı nüfus ve kronik hastalığı olanlar için ciddi sağlık riski oluşturdu. Birleşik Krallık'ta sadece bir haftada aşırı sıcaklıklara bağlı ölüm sayısının 2 binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Fransa'da da benzer şekilde can kayıpları yaşandı. Ülkeler, acil durum planlarını devreye sokarak serinletme merkezleri açtı ve halkı dışarı çıkmamaları konusunda uyardı.
Altyapıda da büyük aksamalar meydana geldi. Demiryolu raylarında eğilmeler ve elektrik hatlarında arızalar yaşandı. Londra'daki metro hatlarının bir kısmı hız sınırlaması veya tamamen durdurma ile karşı karşıya kaldı. Havalimanlarında pistlerin erime riskine karşı önlemler alındı.
İklim politikalarına yansımalar
WWA'nın bulguları, Avrupa Birliği'nin 2030 yılına kadar emisyonları yüzde 55 azaltma hedefine yönelik eleştirileri de beraberinde getirdi. Yeşil gruplar, bu hedefin yetersiz olduğunu ve acilen daha iddialı adımlar atılması gerektiğini savunuyor. Öte yandan, bazı hükümetler kısa vadeli enerji krizini gerekçe göstererek kömür santrallerini yeniden devreye almayı değerlendiriyor. Bu durum, iklim taahhütleri ile enerji güvenliği arasındaki gerilimi artırıyor.
Fosil yakıt emisyonlarının her geçen gün atmosferde birikmeye devam ettiği gerçeği karşısında, bilim insanları politikacıları somut eyleme çağırıyor. WWA direktörü Friederike Otto, "Sıcak hava dalgaları yeni normalin bir parçası haline geliyor. Her yıl yeni rekorlar görmeye devam edeceğiz. Bunu durdurmak için hızlı ve kararlı adımlar şart" dedi.
Avrupa'daki sıcak hava dalgası, iklim krizinin sadece bir uyarı işareti değil, aynı zamanda yaşanmakta olan bir gerçeklik olduğunu gösteriyor. Fosil yakıt kullanımına bağımlılık sürdükçe, benzer aşırı hava olaylarının sıklığı ve şiddeti artacak. WWA'nın analizi, bu krizin çözümü için uluslararası iş birliğinin ve acil emisyon indirimlerinin vazgeçilmez olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.