İstanbul'da kamuoyunda "asrın yolsuzluk davası" olarak bilinen ve "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" iddiasıyla 68'i tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 45. duruşması bugün başladı. Çağlayan Adliyesi'ndeki büyük salonda görülen duruşmada, mahkeme heyeti daha önce dinlenmeyen tanıkların ifadelerini almayı planlıyor. Duruşma salonu, avukatlar, sanık yakınları ve basın mensuplarıyla doldu. Dosyaya ilişkin gizlilik kararı bulunmazken, mahkeme duruşmanın açık yapılmasını kararlaştırdı.
Davalının geçmişi ve iddianame detayları
Dava, 2019 yılında ortaya çıkarılan bir soruşturma kapsamında hazırlanan iddianameye dayanıyor. İddianamede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik usulsüzlükler, ihalelere fesat karıştırma ve çıkar amaçlı suç örgütü kurma suçlamaları yer alıyor. Baş şüpheli olarak gösterilen ve bir dönem İBB'de üst düzey yöneticilik yapmış olan sanık, örgüt lideri olarak nitelendiriliyor. Savcılık, sanıkların toplamda 2 milyar TL'nin üzerinde kamu zararına yol açtığını öne sürüyor. Dava, 400'den fazla sanıkla Türkiye tarihinin en geniş kapsamlı yolsuzluk davalarından biri olarak kayıtlara geçti.
Duruşma süreci ve alınan kararlar
Daha önceki 44 duruşmada yüzlerce tanık dinlenmiş, bilirkişi raporları dosyaya sunulmuştu. Bugünkü duruşmada özellikle mali işlerde görevli eski belediye çalışanlarının ifadelerine başvurulması bekleniyor. Mahkeme heyeti, yargılamanın hızlandırılması amacıyla her duruşmada ortalama 10-15 tanık dinliyor. Duruşma çıkışında bazı tutuksuz sanıklar basına kısa açıklamalarda bulundu. Bir sanık avukatı, sürecin adil işlemediğini savunarak müvekkillerinin beraatını talep edeceklerini söyledi.
Dosyada ayrıca suç örgütüyle bağlantılı olduğu iddia edilen özel şirketlerin mal varlıklarına el konulması da yer alıyor. MASAK raporlarına göre, şüphelilerin yurt dışına para kaçırdığı tespit edilmişti. Soruşturma kapsamında 10 ülkede adli yardım talebinde bulunulduğu öğrenildi.
Bağlam ve kamuoyu etkisi
Türkiye'de yolsuzlukla mücadele, özellikle büyük şehir belediyeleri söz konusu olduğunda hassas bir konu. Bu dava, sadece hukuki boyutuyla değil, siyasi yansımalarıyla da gündem oluşturuyor. İstanbul gibi büyük bir şehrin yönetiminde yaşanan usulsüzlük iddiaları, kamu vicdanını sarsmış durumda. Yargı süreci devam ederken, benzer yolsuzluk iddialarının araştırılması ve önleyici tedbirlerin alınması, gelecekteki yönetimlerin şeffaflığı açısından kritik öneme sahip. Davanın sonucu, Türkiye'deki yolsuzluk algısı ve hukukun üstünlüğü açısından da belirleyici olacak.