Avrupa'da yaşanan aşırı sıcak hava dalgaları, tarımsal üretim için ciddi bir risk oluşturuyor. Dünyanın en hızlı ısınan kıtası olan Avrupa'da, Batı, Orta ve Doğu Avrupa'da ilkbahar döneminin kurak geçmesinin ardından gelen erken sıcak hava dalgaları, özellikle buğday, mısır ve ayçiçeği gibi temel ürünlerde rekolte kaybına yol açabilir. Yaklaşan süper El Nino etkileriyle birleşen bu durum, küresel gıda fiyatlarında yeni bir artış dalgasını tetikleyebilir.
Kuraklık ve sıcak hava dalgaları tarımı vuruyor
Avrupa'nın önemli tahıl üreticileri arasında yer alan Fransa, Almanya ve Polonya'da mart-mayıs aylarında yağış miktarı uzun yıllar ortalamasının yüzde 30 altında kaldı. Bu durum, toprak nemini kritik seviyelere düşürdü. Haziran başında başlayan sıcak hava dalgası ise termometreleri mevsim normallerinin 5-8 derece üzerine çıkardı. Avrupa Birliği'nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi verilerine göre, 2023 yılı Avrupa'da kaydedilen en sıcak ikinci yıl oldu ve 2024'ün daha da sıcak geçmesi bekleniyor.
Süper El Nino olarak adlandırılan iklim olayının bu yılın son çeyreğinde etkisini artırması öngörülüyor. El Nino, Pasifik Okyanusu'ndaki deniz suyu sıcaklıklarının anormal şekilde artmasıyla ortaya çıkıyor ve küresel çapta hava desenlerini değiştirerek kuraklık, sel ve fırtına gibi aşırı hava olaylarına neden oluyor. Avrupa'da ise özellikle güney ve doğu bölgelerinde tarımsal kuraklık riskini artırıyor.
Ekonomik etkiler ve gıda güvenliği endişeleri
Uluslararası Para Fonu (IMF) raporlarına göre, Avrupa'nın tarım sektörü, iklim değişikliğine bağlı olarak her yıl ortalama 15 milyar avro kayıp yaşıyor. Aşırı sıcakların sürekli hale gelmesi durumunda bu kaybın 2030 yılına kadar ikiye katlanması bekleniyor. Özellikle ihracata dayalı tarım ekonomileri, düşen rekolte nedeniyle ticaret dengesinde bozulmalarla karşı karşıya kalabilir. Türkiye ise Avrupa'ya en büyük tarım ürünü ihracatçıları arasında yer alıyor; bu nedenle Avrupa'daki herhangi bir üretim düşüşü, Türk çiftçisi için yeni pazarlar anlamına gelse de, iklim değişikliğinin ülke içinde de benzer etkiler yaratması dikkatle izleniyor.
Uzun vadede, sıcaklık artışına bağlı olarak bazı bölgelerde geleneksel tarım ürünlerinin yetiştirilmesi imkansız hale gelebilir. Bu nedenle, kuraklığa dayanıklı tohum çeşitlerine yatırım yapılması ve sulama sistemlerinin modernize edilmesi gerekiyor. Aksi takdirde, Avrupa'da gıda fiyatlarının artması ve gıda güvenliğinin tehlikeye girmesi kaçınılmaz görünüyor.