Amasya'da eğitim alanında yaşanan keyfi uygulamalar ve mobbing iddiaları, sendikaların hazırladığı raporun ardından gözler önüne serildi. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş Amasya şubelerinin kentteki eğitim sorunlarına ve idari baskılara dikkat çeken raporunun hemen ardından, Amasya Lisesi'nde görev yapan sekiz öğretmenin ilçe ve belde okullarına sürgün edildiği, üç öğretmenin ise kınama cezası aldığı ortaya çıktı. Bu gelişme, eğitim camiasında büyük yankı uyandırırken, sendikalar konunun takipçisi olacaklarını açıkladı.
Raporun ardından gelen sürgünler
Eğitim-Sen ve Eğitim-İş Amasya şubeleri, kentteki eğitim kurumlarında yaşanan sorunları ve özellikle Amasya Lisesi'nde müdürün mobbing uyguladığı iddialarını içeren kapsamlı bir rapor hazırlamıştı. Rapor, Milli Eğitim Müdürlüğü'ne ve kamuoyuna sunulmuş, raporda öğretmenlerin maruz kaldığı baskılar ve hak ihlalleri detaylı bir şekilde anlatılmıştı. Raporun açıklanmasının üzerinden çok geçmeden, Amasya Lisesi'nde görev yapan sekiz öğretmen, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin ilçe ve belde okullarına tayin edildi. Sürgün olarak nitelendirilen bu atamalar, öğretmenlerin özlük haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle sendikalar tarafından sert bir dille kınandı.
Mobbing iddiaları ve yaşananlar
Amasya Lisesi Müdürü'nün, göreve geldiği günden bu yana bazı öğretmenlere yönelik psikolojik baskı uyguladığı, öğretmenleri küçük düşürücü davranışlarda bulunduğu ve onların mesleki gelişimlerini engellediği iddia ediliyor. Öğretmenler, bu durumu sendikalara bildirdikleri dilekçelerde detaylı olarak anlatmıştı. Müdürün, sendikal faaliyetlere katılan öğretmenleri hedef aldığı, onlara farklı okullara tayin edilmeleri yönünde tehditler savurduğu da ifade ediliyor. Yaşanan bu olayların ardından sekiz öğretmenin tayin edilmesi, iddiaları doğrular nitelikte.
Sendikalardan sert tepki
Eğitim-Sen Amasya Şubesi Başkanı, yaptığı açıklamada, bu uygulamanın sendikal hakların kullanılmasına yönelik bir cezalandırma olduğunu belirterek, "Raporumuzda gerçekleri dile getirdik. Bize düşen görev değil, hak arayan öğretmenlerimize sahip çıkmaktı. Ancak yetkililer bunun yerine öğretmenleri sürgün etti. Bu kabul edilemez." dedi. Eğitim-İş Amasya Şubesi Başkanı ise, "Öğretmenlerin bu şekilde yıldırılmaya çalışılması, eğitim sistemimize ve emekçilerine yapılan büyük bir haksızlıktır. Hukuki süreç başlatacağız" dedi.
Hukuki süreç ve dayanışma
Sürgün edilen öğretmenlerin avukatları, idari işlemin iptali için dava açmaya hazırlandıklarını duyurdu. Öğretmenlerin aynı zamanda mobbing iddiaları ve tayin kararlarıyla ilgili suç duyurusunda bulunacakları öğrenildi. Olayın duyulmasının ardından Türkiye genelinde birçok ilde sendikalar dayanışma eylemleri planlarken, sosyal medyada da #ÖğretmenlereSahipÇık etiketiyle büyük bir dayanışma kampanyası başlatıldı. Eğitim camiası, yaşanan bu olayı insan hakları ve demokrasi açısından ciddi bir ihlal olarak değerlendiriyor.
Eğitimde keyfi uygulamaların önlenmesi şart
Yaşanan bu olay, eğitim sisteminde kurumsal bir sorunun olduğunu bir kez daha gösteriyor. Öğretmenlerin sendikal haklarını kullanmasının engellenmesi ve keyfi atamaların yapılması, eğitim kalitesini olumsuz etkiliyor ve öğretmenlerin motivasyonunu düşürüyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu tür keyfi uygulamaların önüne geçilmesi için gerekli denetimleri yapması ve sorumlular hakkında idari soruşturma başlatması bekleniyor. Eğitim emekçilerinin haklarının korunması, demokratik bir hukuk devletinin temel gereklerinden biridir. Bu tür olayların yaşanmaması için sendikaların ve sivil toplumun denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Öğretmenlerin maruz kaldığı bu tür baskılar, uzun vadede eğitim sistemine olan güveni zedeliyor ve toplumsal bir sorun haline geliyor. Yetkililerin, bu konudaki duyarlılığı göstermesi ve gereken adımları atması elzemdir.