Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, son dönemde çocuklarının serveti ve Almanya'daki şirketleriyle gündeme gelirken, 1984 yılından bu yana süren siyasi kariyeri boyunca sanatı kullanarak parsel parsel satış yaptığı ve milyarları batırdığı iddiaları yeniden alevlendi. Gökçek'in özellikle belediye başkanlığı döneminde sanat galerileri ve kültürel etkinlikler üzerinden yürüttüğü faaliyetlerin, aslında arsa spekülasyonunu gizlemeye yönelik olduğu öne sürülüyor. Bu iddialar, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına dair tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Sanat ve Parsel İlişkisi: Gökçek'in Yöntemi
Melih Gökçek'in 1994-2017 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinde bulunduğu süre boyunca, sanatı bir perde olarak kullandığı iddia ediliyor. Gökçek'in sanat galerileri açtığı, heykel ve resim sergilerine sponsor olduğu, ancak bu etkinliklerin düzenlendiği alanların daha sonra imara açılarak yüksek fiyatlarla satıldığı belirtiliyor. Örneğin, 2000'li yılların başında Ankara'nın Çayyolu ve Kızılcahamam bölgelerinde sanat köyleri kurulacağı vaadiyle kamulaştırılan arazilerin, bir süre sonra lüks konut projelerine dönüştürüldüğü ve buradan elde edilen gelirin milyarlarca lirayı bulduğu ifade ediliyor. Bu süreçte sanatın sadece bir vitrin işlevi gördüğü, gerçek amacın ise arsa değerini artırmak olduğu eleştirileri yapılıyor.
Gökçek'in sanata olan ilgisi biliniyor; kendisi de zaman zaman resim yaptığını ve sanatçılara destek verdiğini açıklamıştı. Ancak muhalefet, bu ilginin samimi olmadığını, aksine kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğunu savunuyor. 2016 yılında Ankara'da düzenlenen bir sanat fuarında yaptığı konuşmada, "Sanatı seviyorum, çünkü sanat insanı yüceltir" demişti. Fakat aynı dönemde belediyenin sanat etkinliklerine ayırdığı bütçenin, altyapı projelerine kıyasla çok düşük olduğu ve asıl kaynağın arsa satışlarına aktarıldığı iddia edildi.
Almanya'daki Şirketler ve Çocuklarının Serveti
Gökçek'in oğlu Osman Gökçek ve kızı Ebru Gökçek'in Almanya'da kurdukları şirketler, son günlerde basına yansıyan haberlerle gündeme geldi. Bu şirketlerin, Gökçek'in belediye başkanlığı döneminde ihale alan firmalarla bağlantılı olduğu ve yurt dışına para transferi yapıldığı iddiaları ortaya atıldı. Özellikle 2010'lu yıllarda Almanya'nın Berlin ve Frankfurt kentlerinde kurulan paravan şirketler aracılığıyla milyonlarca euro'nun Türkiye'den çıkarıldığı öne sürülüyor. Bu iddialar, Gökçek ailesinin mal varlığının kaynağının sorgulanmasına neden oldu.
Melih Gökçek, bu iddiaları reddederek, çocuklarının kendi emekleriyle iş kurduklarını ve başarılı olduklarını savundu. Ancak kamuoyunda, belediye başkanlığı döneminde yapılan usulsüzlüklerin ve kayırmacılığın bir sonucu olarak bu servetin biriktiği görüşü hakim. 2017'de görevden alınmasının ardından hakkında açılan davalar ve yürütülen soruşturmalar, bu şüpheleri daha da artırdı. Gökçek, 2019'da yaptığı bir açıklamada, "Benim servetim yok, çocuklarımınki var. Onlar da kendi işlerini kurdular" demişti. Ancak bu açıklama, kamuoyunu tatmin etmekten uzak kaldı.
Milyarların Batırılması: Kamu Zararı İddiaları
Gökçek'in belediye başkanlığı döneminde yapılan arsa satışlarının, kamu zararına yol açtığı yönünde ciddi iddialar bulunuyor. Sayıştay raporlarına göre, 2000-2017 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne ait arazilerin piyasa değerinin altında satıldığı ve bu satışlardan elde edilen gelirin belediye bütçesine değil, özel şirketlere aktarıldığı belirtiliyor. Bu dönemde belediyenin borçlarının katlanarak arttığı ve altyapı projelerinin yarım kaldığı da raporlara yansıdı. Örneğin, 2014 yılında Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde bulunan 500 dönümlük bir arazi, ihale yoluyla bir firmaya satılmış, ancak bu firmanın Gökçek ailesine yakınlığı ile bilindiği iddia edilmişti. Arazinin gerçek değerinin çok altında satılması, kamuoyunda büyük tepki çekmişti.
Gökçek, bu iddialara karşı çıkarak, tüm işlemlerin yasal olduğunu ve belediyenin menfaatlerinin korunduğunu savundu. Ancak bağımsız denetim raporları, aksini işaret ediyor. 2018'de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, Gökçek ve ekibinin mal varlıkları incelendi. Soruşturma halen devam ediyor ve henüz bir sonuç alınabilmiş değil. Bu süreçte Gökçek, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamalarla kendini savunmaya devam ediyor.
Bağlam ve Değerlendirme
Melih Gökçek'in sanatı kullanarak parsel satması ve milyarları batırması iddiaları, Türkiye'de yerel yönetimlerdeki yolsuzluk ve kayırmacılık tartışmalarının bir yansıması olarak görülüyor. Gökçek, 1984'te Refah Partisi'nden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçilmiş, ardından 1994'te tekrar seçilmiş ve 2017'ye kadar görevde kalmıştı. Bu uzun süre boyunca, Ankara'nın imar planları üzerinde büyük etkisi oldu ve birçok tartışmalı projeye imza attı. Özellikle 2000'li yıllarda yapılan kentsel dönüşüm projeleri, hem çevresel hem de sosyal açıdan eleştirildi.
Gökçek'in sanata olan ilgisi, aslında bir kamuflaj olarak yorumlanıyor. Sanat galerileri ve kültürel etkinlikler, belediye başkanı olarak imajını güçlendirmek için kullanılırken, arka planda büyük ölçekli arsa satışları gerçekleştirildi. Bu durum, sanatın siyasi bir araç olarak nasıl kullanılabileceğini gösteriyor. Gökçek'in çocuklarının Almanya'daki şirketleri ise, bu servetin yurt dışına nasıl aktarıldığına dair somut bir örnek olarak sunuluyor. Ancak tüm bu iddiaların mahkeme kararıyla kesinleşmediğini belirtmek gerekiyor. Yine de kamuoyunda Gökçek'e yönelik güvensizlik devam ediyor ve bu konu, Türkiye'de siyasi etik ve hesap verebilirlik tartışmalarını canlı tutuyor.