Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin, iş insanı Osman Kavala hakkında verdiği “hak ihlali” kararının yankıları sürerken, AKP’li bir milletvekili Cumhurbaşkanı Başdanışmanı’na dikkat çeken sorular yöneltti. Bu gelişme, Türkiye’de yargı bağımsızlığı ve siyasi kararların uluslararası hukuk karşısındaki durumu hakkındaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Soru Önergesi ve İçeriği
AKP İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım, TBMM’de görüşülen soru önergesinde, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum’a hitaben hazırladığı soruları gündeme getirdi. Ayrım, AİHM’in 9 Kasım 2023 tarihli kararında Türkiye’nin Osman Kavala’nın tutuklu kalması yönündeki ihlal kararının bağlayıcılığını hatırlatarak, bu kararın ardından hükümetin nasıl bir yol haritası izleyeceğini sordu. Önergede, “Türkiye, AİHM kararlarının bağlayıcılığını kabul ettiği halde, neden bugüne kadar bu kararın gereği yerine getirilmedi? Hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde atılacak adımlar nelerdir?” ifadelerine yer verildi.
Uçum’dan Net Yanıt Gelmedi
Mehmet Uçum’un, soru önergesine verdiği yazılı cevapta, AİHM kararlarının iç hukukta doğrudan uygulanmadığını, bu kararların tavsiye niteliği taşıdığını vurguladığı öğrenildi. Uçum’un cevabında, “Türkiye, Avrupa Konseyi’nin bir üyesidir ve AİHM kararlarını dikkate alır. Ancak yargı yetkisi bağımsız Türk mahkemelerine aittir. Bu tür konuların siyasi mercilerce değil, yargı organlarınca değerlendirilmesi esastır” dediği belirtildi. Bu cevap, hem muhalefet hem de bazı hukukçular tarafından tatmin edici bulunmadı.
Kavala Dosyası ve Uluslararası Boyut
Osman Kavala, 2017 yılından bu yana tutuklu bulunuyor. Gezi Parkı olaylarına ilişkin açılan davanın yanı sıra 2016’daki darbe girişimiyle bağlantılı olduğu iddiasıyla da yargılanıyor. AİHM Büyük Dairesi, Kavala’nın başvurusunu karara bağlarken, Türkiye’nin “makul şüphe” bulunmadan tutuklamaya devam ettiğini ve bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini açıkladı. Karar, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin takip mekanizması çerçevesinde uygulanması istenen kararlar arasında yer aldı. Türkiye ise karara yönelik olarak “AİHM kararının bağımsız ve tarafsız yargı organlarınca değerlendirileceği” açıklamasını yapmıştı.
Siyasi Partilerden Tepkiler
CHP sözcüsü Faik Öztrak, yaptığı yazılı açıklamada, “AKP’li bir vekilin bu soruyu sorması, iktidar içindeki bir çelişkiyi gözler önüne seriyor. Bir taraftan hukuk devletine vurgu yapılıyor, diğer taraftan AİHM kararları hiçe sayılıyor. Bu durum ülkemizin uluslararası itibarını zedeliyor” dedi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Yavuz Ağıralioğlu ise, “Osman Kavala’nın serbest bırakılması yönünde verilen kararın uygulanmaması, Türkiye’nin hukuk anlayışının bir göstergesidir. İktidarın bu konudaki tutumu, demokrasi ve özgürlükler açısından endişe vericidir” şeklinde konuştu. MHP ise yargı sürecinin devam ettiğini belirterek, AİHM kararlarının öncelikli olmadığını savundu.
Uluslararası Hukuk Tartışmaları
Konu, uluslararası hukuk alanında da geniş yankı uyandırdı. Avrupa Konseyi, Türkiye’yi Kavala kararını uygulamaya çağırırken, Türkiye’nin bu çağrılara rağmen kararı uygulamaması disiplin süreçlerini gündeme getirmişti. 2022 yılında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’ye yönelik ihlal prosedürü başlatmış ve konuyu AİHM’e taşıyacağını açıklamıştı. Türkiye ise bunun üzerine kararın “Kavala’nın hukuki durumunun değerlendirilmesi” amacıyla Yargıtay’a gönderildiğini, ancak Yargıtay’ın mevcut delilleri yeterli bularak tutukluluğun devamına hükmettiğini hatırlatıyor.
Sonuç ve Değerlendirme
AKP’li bir vekilin, kendi hükümetinin başdanışmanına bu tür bir soruyu sorması, Türk siyasetinde ender rastlanan bir durum olarak değerlendiriliyor. Bu hamle, iktidar içinde bile AİHM kararları konusunda farklı görüşlerin olduğuna işaret ediyor. Osman Kavala davası, Türkiye’nin hukuk devleti ilkesi ile uluslararası yükümlülükleri arasındaki gerilimin somut bir örneği olmaya devam ediyor. Türkiye’nin, Avrupa Konseyi üyeliğinden doğan yükümlülükleri göz önüne alındığında, bu dosyanın nasıl sonuçlanacağı hem iç politikada hem de dış ilişkilerinde belirleyici olmaya aday.