Gazetemiz yazarı Murat Ağırel'in gözaltı süreci henüz tamamlanmadan, savcılık tarafından hazırlanan bir bilgi notunda 'tutuklamaya sevkinin düşünüldüğü' ifadesinin yer aldığı ortaya çıktı. Bu belge, yargı sürecinin baştan şekillendirildiği iddialarını gündeme getirirken, AKP iktidarı döneminde yargının bağımsızlığını yitirdiği yönündeki eleştirileri yeniden alevlendirdi. Ağırel, gazetecilik faaliyetleri kapsamında yaptığı haberler nedeniyle hedef alınırken, söz konusu bilgi notu, soruşturmanın seyrinin önceden belirlendiğine dair önemli bir kanıt olarak değerlendiriliyor.
Gözaltı sürecinde 'tutuklama' planı
Edinilen bilgilere göre, Murat Ağırel hakkında yürütülen soruşturmada savcılık, henüz gözaltı işlemleri sürerken bir bilgi notu hazırladı. Bu notta, Ağırel'in 'tutuklamaya sevk edilmesinin düşünüldüğü' açıkça belirtildi. Normal şartlarda gözaltı sürecinin tamamlanmasının ardından deliller ışığında tutuklama talebi değerlendirilirken, bu belgenin varlığı yargı sürecine siyasi müdahale iddialarını güçlendiriyor. Hukukçular, böyle bir bilgi notunun soruşturmanın başında hazırlanmasının, yargının tarafsızlığı ilkesine aykırı olduğunu vurguluyor.
Ağırel'in avukatları, müvekkillerinin gözaltına alınmasının ardından yaptıkları açıklamada, soruşturmanın hukuki değil siyasi saiklerle yürütüldüğünü belirtmişti. Şimdi ortaya çıkan belge, bu iddiaları somut bir zemine taşıyor. Gazetemiz, belgenin gerçekliğini doğrulamak için bağımsız kaynaklara başvurdu ve savcılık kaynakları, böyle bir notun varlığını dolaylı olarak teyit etti.
AKP'nin yargı üzerindeki etkisi
AKP iktidarı boyunca yargı organlarının siyasi iktidarın güdümüne girdiği yönündeki eleştiriler sıkça dile getirildi. Özellikle gazeteciler, muhalif siyasetçiler ve aktivistler hakkında açılan davalarda, savcıların ve mahkemelerin hükümetin talepleri doğrultusunda hareket ettiği iddia edildi. Murat Ağırel dosyası, bu iddiaların son örneği olarak görülüyor. Ağırel, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarını gündeme getiren haberleriyle biliniyor ve bu haberler nedeniyle sık sık hedef gösteriliyor.
Son yıllarda yargıda yaşanan dönüşüm, özellikle 2016 sonrası atamalarla birlikte daha belirgin hale geldi. HSK'nın yapısındaki değişiklikler ve savcıların siyasi iktidara yakın isimlerden oluşan bir havuzdan atanması, yargı bağımsızlığını fiilen ortadan kaldırdı. Bu durum, Ağırel gibi gazetecilerin soruşturmalarında kendini gösteriyor. Savcılık bilgi notundaki ifadeler, adeta bir senaryonun önceden yazıldığını gözler önüne seriyor.
Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hedef alınıyor
Murat Ağırel, uzun yıllardır kamu yararına haberler yapan bir gazeteci olarak tanınıyor. Özellikle iktidara yakın çevrelerdeki yolsuzlukları ve usulsüzlükleri belgeleyen haberleriyle dikkat çekti. Bu haberler nedeniyle hakkında çok sayıda dava açıldı, sosyal medya üzerinden tehdit edildi ve hedef gösterildi. Son gözaltı kararı da bu çerçevede değerlendiriliyor. Uluslararası gazeteci örgütleri, Türkiye'deki basın özgürlüğü ihlallerine dikkat çekerek Ağırel'e destek verdi.
Avrupa Konseyi ve diğer uluslararası kuruluşlar, Türkiye'de gazetecilerin sistematik olarak baskı altına alındığını raporlarına taşıdı. Ağırel'in durumu, bu raporlardaki tespitlerin somut bir yansıması olarak görülüyor. Gözaltı sürecinde ortaya çıkan bilgi notu, uluslararası camianın Türkiye'deki yargı bağımsızlığına yönelik endişelerini haklı çıkarıyor.
Hukuk devleti ilkesine aykırılık
Anayasa'nın 138. maddesi, hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduklarını ve hiçbir organ, makam, merci veya kişinin yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremeyeceğini, genelge gönderemeyeceğini, tavsiye ve telkinde bulunamayacağını hükme bağlıyor. Savcılığın gözaltı sürecinde tutuklamayı 'düşündüğüne' dair bir not hazırlaması, bu anayasal ilkeye açık bir aykırılık teşkil ediyor. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. ve 6. maddeleri, kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil yargılanma hakkını güvence altına alıyor.
Hukukçular, böyle bir bilgi notunun soruşturmanın selameti açısından değil, siyasi bir talimatın yerine getirilmesi amacıyla hazırlandığını belirtiyor. Ağırel'in tutuklanması halinde, bu belge, tutuklamanın hukuki değil siyasi olduğunu gösteren önemli bir delil olarak kullanılabilir. Ancak Türkiye'de yargıya güvenin düşük olması nedeniyle, böyle bir delilin mahkeme tarafından dikkate alınmayacağı endişesi dile getiriliyor.
Bağlam: Gazeteciler üzerindeki baskı artıyor
Türkiye, gazetecilerin en fazla tutuklandığı ülkeler arasında yer alıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün 2023 raporuna göre, Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında 165. sırada bulunuyor. İktidar, gazetecileri 'terör örgütü üyeliği' veya 'devlet sırlarını ifşa' gibi suçlamalarla hedef alırken, muhalif sesleri susturma amacı güdüyor. Murat Ağırel'in gözaltına alınması ve tutuklanmasının önceden planlanması, bu tabloyu daha da netleştiriyor.
Son dönemde birçok gazeteci hakkında soruşturma açıldı, tutuklamalar gerçekleşti. Bu durum, basın özgürlüğünü savunan uluslararası kuruluşların tepkisini çekiyor. Ağırel dosyasındaki bilgi notu, Türkiye'de yargının nasıl araçsallaştırıldığını gösteren çarpıcı bir örnek olarak tarihe geçecek gibi görünüyor. Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılanan Ağırel'in durumu, aynı zamanda iktidarın muhalefeti sindirme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Bağımsız yargı ve basın özgürlüğü talebi, Türkiye'de demokrasi mücadelesinin en kritik başlıkları arasında yer almayı sürdürüyor.