Rusya'nın Mersin'de inşa ettiği Türkiye'nin ilk nükleer güç santrali Akkuyu NGS'nin henüz tamamlanmadan satışa çıkarıldığı iddiaları gündeme oturdu. Edinilen bilgilere göre, Rus tarafı projenin yüzde 49'luk kısmı için uluslararası yatırımcılarla ortaklık görüşmeleri yürütüyor. Türkiye'nin 180 milyar dolar kâr etmesi planlanan projede, bu ortaklığın enerji politikalarını nasıl etkileyeceği merak konusu.
Akkuyu NGS'nin Ortaklık Yapısı ve Satış İddiaları
Akkuyu Nükleer Güç Santrali, Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom tarafından yap-işlet-devret modeliyle inşa ediliyor. Projenin yüzde 100 hissesi Rusya'ya ait. Ancak son gelişmelere göre, Rus yetkililer projenin finansman yükünü hafifletmek amacıyla yüzde 49 hisseyi satmak için görüşmelere başladı. Görüşmelerin özellikle Çin ve Körfez ülkeleriyle yürütüldüğü öne sürülüyor.
Enerji Uzmanı Dr. Ahmet Yılmaz konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Rusya, yaptırımlar nedeniyle finansal kaynak bulmakta zorlanıyor. Bu nedenle Akkuyu'nun getirisini paylaşmak pahasına ortak arayışına girmiş olabilir. Türkiye ise bu süreçte projenin tamamlanmasını ve enerji ihtiyacının karşılanmasını öncelik olarak görüyor” dedi.
180 Milyar Dolarlık Kâr Kimin Olacak?
Resmi kaynaklara göre, Akkuyu NGS'nin 60 yıllık işletme süresi boyunca Türkiye ekonomisine 180 milyar dolarlık katkı sağlaması bekleniyor. Bu katkının büyük kısmı, elektrik üretimi maliyetlerindeki düşüş ve ithal doğalgaza olan bağımlılığın azalmasından kaynaklanacak. Ancak ortaklık yapısının değişmesi durumunda bu kârın önemli bir bölümünün yabancı ortaklara gidebileceği belirtiliyor.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Akkuyu NGS, Türkiye'nin enerji bağımsızlığı için kritik bir projedir. Projenin ortaklık yapısı ne olursa olsun, devletimiz gerekli güvenceleri sağlamıştır. Türkiye'nin menfaatleri her zaman korunacaktır” ifadelerini kullandı.
Projenin inşaatı 2015 yılında başladı ve ilk ünitenin 2025 yılında devreye alınması planlanıyor. Dört reaktörden oluşan santral, tam kapasiteyle çalıştığında Türkiye'nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10'unu karşılayacak. İnşaatın yüzde 80'den fazlası tamamlandı ve toplam maliyetin 20 milyar doları aşması bekleniyor.
Uzmanlar, Rusya'nın bu ortaklık arayışının yaptırımların ve Batı ile yaşanan ekonomik sorunların bir sonucu olduğunu vurguluyor. Özellikle son dönemde enerji ihracatında zorluk yaşayan Moskova yönetimi, nükleer projelerden kaynak yaratmaya çalışıyor. Bu gelişme, Türkiye-Rusya ilişkilerinde yeni bir sayfa açabileceği gibi, pazarlık sürecini de ateşleyebilir.
Öte yandan, yerli muhalefet partileri ise yetkililere soru önergesi vererek ortaklık görüşmelerine ilişkin bilgi istedi. CHP Enerji Bakanlığı'ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, “Bu proje Türkiye'nin geleceği açısından hayati öneme sahip. Ortaklık görüşmeleri şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklanmalı. Rusya'nın kâr paylaşımı teklifi, Türkiye'nin aleyhine bir süreci başlatabilir” dedi.
Ortaklık Türkiye'ye Ne Getirir?
Rusya'nın yüzde 49 hisse satışından elde edeceği gelirin, projenin inşaatının hızlandırılması için kullanılması bekleniyor. Bu durum, santralin öngörülen süreden daha önce tamamlanmasına olanak tanıyabilir. Ayrıca, uluslararası ortakların katılımıyla teknoloji transferi ve işletme bilgisinin artabileceği belirtiliyor.
Ancak uzmanlar, ortaklığın olası risklerine de dikkat çekiyor. Yeni ortakların projenin yönetiminde söz sahibi olması, ticari sırların paylaşılması ve karar mekanizmalarının yavaşlaması gibi konular riskler arasında sayılıyor. Ayrıca, farklı ülkelerin siyasi çıkarlarının projenin işletimini etkileyebileceği endişesi bulunuyor.
Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Öztürk, “Türkiye, Akkuyu için 180 milyar dolarlık bir kâr öngörüyor. Bu kârın önemli bir kısmı enerji tasarrufu ve ithalatın azalmasından geliyor. Eğer ortaklık sonucu Rusya'nın yanı sıra başka ülkeler de kâr ortağı olursa, bu rakamın ciddi şekilde düşmesi kaçınılmaz. Bu nedenle Ankara'nın masada çok dikkatli olması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Akkuyu NGS'nin inşaatı devam ederken yaşanan bu gelişme, Türkiye'nin enerji diplomasisindeki yeni hamleleri olarak değerlendiriliyor. Rusya ile yürütülen ortaklık görüşmelerinin sonucu, hem bölgesel enerji dengelerini hem de Türkiye'nin gelecek yıllardaki enerji arz güvenliğini doğrudan etkileyecek. Kimi çevrelerce 'satılık' olarak yorumlanan bu durum, aslında iki ülke arasındaki stratejik ilişkilerin yeni bir sınavı olarak okunuyor.