Başta Havza, Hatay, Tokat, Edirne ve Osmaniye olmak üzere birçok ilde yaşanan sel felaketleri, konut ve işyerlerinde ağır hasara yol açtı. 2021’de Kastamonu Bozkurt’taki sel felaketinin ardından gündeme gelen zorunlu afet sigortası için tüm altyapı hazır olmasına rağmen, yasa tasarısı bir türlü Meclis’e sunulmadı. Uzmanlar, tekrarlayan doğal afetlerin ekonomik kayıplarını vatandaşın sırtına yıkmamak için afet sigortasının bir an önce yasalaşması gerektiğini vurguluyor.
Altyapı hazır ama Meclis’e gelmiyor
Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından yürütülen zorunlu deprem sigortasının ardından, sel, heyelan ve yangın gibi afetleri de kapsayacak bir afet sigortası sistemi üzerinde çalışmalar tamamlandı. Ancak konut ve işyerlerini doğal afetlerin yıkıcı etkisinden koruyacak olan bu düzenleme, siyasi ve bürokratik nedenlerle yasalaşmıyor. Özellikle sel felaketlerinin sıklaştığı bugünlerde, sigortasız vatandaşlar büyük mağduriyet yaşıyor.
Ekonomik kayıp ve devlet desteği
Son sel felaketlerinde yüzlerce konut ve işyeri kullanılamaz hale gelirken, birçok vatandaş evini veya işini kaybetti. Devlet, afet bölgelerinde kira yardımı ve hasar tespit çalışmaları yürütse de, kalıcı çözüm için sigorta sisteminin devreye girmesi şart. Sigortasız yapıların yeniden inşası için kamu kaynakları kullanılırken, bu durum bütçeye ağır yük getiriyor.
Uzmanlar uyarıyor
Doğal afet sigortasının yürürlüğe girmesi halinde, primlerin afet riskine göre belirlenmesi planlanıyor. Düşük riskli bölgelerde daha düşük prim ödenirken, yüksek riskli alanlarda primler artacak. Ancak tasarının Meclis’e gelmemesi, sigorta şirketlerinin ve tüketici derneklerinin tepkisine neden oluyor. TOBB ve TÜSİAD gibi kuruluşlar, doğal afetlerin ekonomik maliyetini azaltmak için sigortanın zorunlu hale getirilmesini savunuyor.
Siyasi irade eksikliği
Zorunlu afet sigortası, TBMM gündeminde alt sıralarda yer alıyor. Siyasi partiler konuyu zaman zaman dile getirse de, yasalaşma süreci hızlanmış değil. Deprem kuşağında yer alan Türkiye’nin, iklim değişikliğiyle birlikte artan sel riskine karşı önlem alması beklenirken, bürokratik engeller süreci tıkıyor. Sivil toplum kuruluşları, konunun takipçisi olacaklarını ve kamuoyu oluşturacaklarını belirtiyor.
Vatandaş ne yapmalı?
Afet sigortası yasalaşana kadar vatandaşlar, isteğe bağlı olarak özel sigorta şirketlerinden sel ve yangın teminatlı poliçeler yaptırabiliyor. Ancak bu poliçelerin kapsamı ve maliyeti konusunda bilinçlenme eksikliği var. Uzmanlar, özellikle sel riski yüksek bölgelerde yaşayanların bir an önce sigorta yaptırmasını öneriyor.
Doğal afetlerin sıklaştığı bir dönemde, zorunlu afet sigortasının yasalaşmaması, ülkenin afet yönetimi politikasında bir zafiyet olarak görülüyor. Kamu kaynaklarının etkin kullanımı ve vatandaşın mağduriyetinin önlenmesi için siyasi iradenin harekete geçmesi gerekiyor. Aksi takdirde, her yeni felaketle birlikte benzer acılar tekrarlanacak ve ekonomik kayıplar büyümeye devam edecektir.