Adana'da mayer cinsi limon hasadı başladı. Türkiye narenciye üretiminin yüzde 40'ını tek başına karşılayan kentte bu yıl rekor bir rekolte bekleniyor. Ancak dalında 6 liradan alıcı bulamayan limon, üreticiyi endişelendiriyor. Hasat edilen ürünün büyük bölümü hâlâ ağaçlarda bekliyor.
Rekor Rekolte, Alıcısız Kaldı
Adana'da narenciye üreticileri bu sezon mayer cinsi limonda tarihi bir rekolteyle karşı karşıya. İklim koşullarının elverişli gitmesiyle ağaçlardaki meyve yoğunluğu geçen yıllara göre ciddi artış gösterdi. Ancak üreticiler, beklenen alıcı ilgisini göremiyor. Dalında 6 liradan satışa sunulan limon, alıcı bulamadığı için hasat edilemiyor. Üreticiler, "Limon ağaçta kaldı, maliyetler her geçen gün artıyor" diyerek duruma tepki gösteriyor.
Maliyetler ve Pazar Sorunu
Üreticilerin en büyük şikayeti, artan girdi maliyetleri ve pazar sıkıntısı. Gübre, ilaç, işçilik ve nakliye masrafları her yıl yükselirken, limon fiyatlarının aynı oranda artmaması üreticiyi zorluyor. Ayrıca iç piyasada talep yetersizliği ve ihracat kanallarındaki tıkanıklık, ürünün depolarda beklemesine neden oluyor. Adana'da bazı üreticiler, limonları dalında bırakmayı veya hayvan yemi olarak değerlendirmeyi düşünüyor.
İhracat ve Devlet Desteği Beklentisi
Narenciye sektörü temsilcileri, ihracatın canlandırılması ve devlet desteklerinin artırılması çağrısında bulunuyor. Özellikle Rusya ve Orta Doğu pazarlarında yaşanan sıkıntılar, limon ihracatını olumsuz etkiliyor. Üreticiler, "Biz üretmeye devam ediyoruz ama pazarlama konusunda yalnız bırakılıyoruz" diyor. Yetkililerden acil çözüm bekleniyor.
Gelecek Sezon Endişesi
Bu yılki rekor rekolteye rağmen alıcı bulunamaması, gelecek sezon için de endişe yaratıyor. Üreticiler, aynı sorunun tekrarlanması durumunda birçok çiftçinin limon bahçelerini terk edebileceğini belirtiyor. Adana'nın narenciye üretimindeki lider konumu düşünüldüğünde, yaşanan bu krizin bölge ekonomisini de olumsuz etkileyeceği öngörülüyor.
Uzmanlar, sorunun çözümü için kooperatifleşmenin güçlendirilmesi, soğuk hava depolarının artırılması ve ihracat teşviklerinin çeşitlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi halde Türkiye'nin narenciye üretimindeki sürdürülebilirliği tehlikeye girebilir.