ABD merkezli düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü'nün kıdemli uzmanlarından Luke Coffey, Washington yönetiminin Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ile iş birliğini derinleştirmesi gerektiğini ifade etti. Coffey, teşkilatın küresel jeopolitikteki artan önemine vurgu yaparak, ABD'nin bu oluşuma daha fazla önem vermesi gerektiğini söyledi.
TDT'nin yükselen jeopolitik rolü
Luke Coffey, TDT'nin Orta Asya, Kafkaslar ve Karadeniz bölgesinde ekonomik ve siyasi bir denge unsuru haline geldiğini belirtti. Teşkilatın üye ülkeleri arasında ticaret hacminin her yıl arttığına dikkat çeken uzman, bu durumun bölgesel istikrar için kritik olduğunu savundu. Coffey, TDT'nin Çin ve Rusya gibi büyük güçler karşısında bağımsız bir duruş sergileyebildiğini, bunun da ABD için stratejik bir fırsat sunduğunu ifade etti.
ABD'nin yeni stratejik yaklaşımı
Coffey, ABD'nin Orta Asya'da uzun süredir ihmal ettiği diplomatik ve ekonomik ilişkileri yeniden canlandırması gerektiğini kaydetti. TDT'nin Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan gibi üyeleriyle büyük bir pazar oluşturduğunu hatırlatan uzman, bu ülkelerin sahip olduğu enerji kaynakları ve lojistik avantajların ABD için cazip olduğunu vurguladı. Özellikle Hazar Denizi'ndeki hidrokarbon rezervlerinin ve Trans-Hazar boru hattı projelerinin önemine işaret eden Coffey, “ABD, TDT ile iş birliği yaparak bölgesel ticaret yollarını çeşitlendirebilir ve enerji arz güvenliğini artırabilir” dedi.
Ekonomik iş birliğinin boyutları
TDT ülkeleri arasında imzalanan anlaşmalar, gümrük kolaylıkları ve ortak yatırım projeleri sayesinde ticaret hacminin 2024 itibarıyla 30 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. Coffey, ABD'nin bu rakama katkı sağlayabileceğini, özellikle savunma sanayi, tarım teknolojileri ve dijital altyapı gibi sektörlerde ortaklıklar kurulabileceğini belirtti. Ayrıca, TDT'nin kurumsal yapısının Batılı standartlara yaklaşmasının ABD'li yatırımcılar için güvenilirlik sağladığını ifade etti.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Uzman, TDT'nin Rusya'nın Ukrayna'ya müdahalesi sonrası değişen Avrasya jeopolitiğinde daha da kilit bir konuma geldiğini söyledi. Türkiye'nin arabuluculuk rolü ve Azerbaycan'ın enerji politikaları sayesinde teşkilatın uluslararası platformlarda sesini duyurduğunu belirten Coffey, ABD'nin bu oluşumla ilişkilerini geliştirmesinin, Çin'in bölgedeki etkisini dengelemek için de bir fırsat olduğunu kaydetti. Hudson Enstitüsü raporunda, TDT'nin uluslararası örgütlerle iş birliğine açık yapısının, ABD için doğal bir ortaklık zemini yarattığı vurgulanıyor.
Luke Coffey'nin değerlendirmeleri, Washington'ın son yıllarda Orta Asya'ya yönelik ilgisinin artmasıyla paralellik gösteriyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bölgeye yönelik yeni bir strateji hazırladığı bilinirken, TDT ile resmi temasların sıklaştırılması bekleniyor. Uzmanlar, teşkilatın yalnızca Türk dünyasının bir sembolü olmadığını, aynı zamanda çok kutuplu dünyada önemli bir ekonomik ve siyasi aktör haline geldiğini düşünüyor.