Marmara Denizi'ndeki mikroplastik kirliliği, TÜBİTAK 1001 projesi kapsamında yapılan araştırmada alarm verici boyutlara ulaştı. Projenin ilk bulgularına göre, denizdeki mikroplastik miktarı 2000'li yıllardan itibaren belirgin şekilde artarak bazı bölgelerde 3 katına çıktı. Araştırma, Marmara Denizi'nin kirlilik tarihini ortaya çıkarmayı ve gelecekteki önlemler için veri sağlamayı hedefliyor.
Mikroplastik artışı ve bölgesel farklılıklar
TÜBİTAK 1001 projesi kapsamında çalışan bilim insanları, Marmara Denizi'nin farklı noktalarından aldıkları sediment örneklerini analiz etti. Analiz sonuçları, özellikle İstanbul ve Kocaeli kıyıları açıklarında mikroplastik yoğunluğunun diğer bölgelere göre çok daha yüksek olduğunu gösterdi. 2000'li yılların başında metrekare başına 100-200 parça olarak ölçülen mikroplastik miktarı, bugün bazı noktalarda 600 parçanın üzerine çıktı.
Kirliliğin kaynakları ve etkileri
Araştırmacılar, artışın başlıca nedenleri arasında plastik atıkların yanlış yönetimi, sanayi tesislerinden kaynaklanan deşarjlar ve gemi trafiğinden gelen atıklar olduğunu belirtiyor. Mikroplastikler, deniz canlılarının sindirim sistemine girerek besin zincirine karışıyor ve insan sağlığını da tehdit ediyor. Özellikle midye, hamsi gibi deniz ürünlerinde mikroplastik kalıntılarına rastlanması, balıkçılık sektörünü de endişelendiriyor.
Önlemler ve uluslararası işbirliği
Marmara Denizi'ndeki kirlilikle mücadele için Türkiye'de son yıllarda bazı adımlar atılmış olsa da, uzmanlar mevcut önlemlerin yetersiz kaldığını vurguluyor. Proje yürütücüsü Prof. Dr. Ayşe Yılmaz, “Mikroplastik kirliliğini azaltmak için atık su arıtma tesislerinin kapasitesinin artırılması, plastik poşet kullanımının daha da sınırlandırılması ve endüstriyel deşarjların sıkı denetlenmesi gerekiyor” dedi. Ayrıca, Marmara Denizi'nin korunması için ulusal eylem planının güncellenmesi ve uluslararası anlaşmalara uyumun artırılması çağrısı yapıldı.
Geleceğe dair uyarılar
Bilim insanları, mevcut artış hızıyla 2030 yılına kadar mikroplastik seviyesinin daha da yükselebileceği uyarısında bulunuyor. Projeden elde edilen veriler, deniz ekosisteminin korunması için acil eylem gerektiğini ortaya koyuyor. Marmara Denizi, Türkiye'nin ekonomik ve ekolojik açıdan en önemli su kütlelerinden biri olarak kabul ediliyor ve buradaki kirlilik, balıkçılık, turizm ve deniz taşımacılığı gibi sektörleri doğrudan etkiliyor.