ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump’ın doğumla vatandaşlık hakkını sınırlama girişimini reddetti. Mahkeme, Anayasa’nın 14. Ek Maddesi’nde güvence altına alınan doğumla vatandaşlık hakkının korunması yönünde karar verirken, trans kız çocukları ve kadınların devlet okulu ile üniversite spor takımlarında oynamasını engelleyen yasaların uygulanmasına izin verdi. Karar, göçmen hakları savunucuları tarafından memnuniyetle karşılanırken, muhafazakar gruplar trans sporculara yönelik düzenlemeleri destekledi.
Doğumla vatandaşlık kararının ayrıntıları
Yüksek Mahkeme, Trump yönetiminin doğumla vatandaşlık hakkını kısıtlamak için çıkardığı başkanlık kararnamesini oybirliğiyle reddetti. Mahkeme, 14. Ek Madde’nin “Amerika Birleşik Devletleri’nde doğan ve yargı yetkisine tabi olan her kişi” ifadesinin, ülkede doğan herkese vatandaşlık verdiğini ve bu hakkın ancak Anayasa değişikliğiyle sınırlanabileceğini belirtti. Karar, göçmen ailelerin çocuklarını korurken, Trump yönetimine siyasi bir yenilgi olarak değerlendirildi.
Trans sporculara yönelik yasalar
Mahkeme, aynı oturumda, bazı eyaletlerde kabul edilen trans kız çocukları ve kadınların okul spor takımlarında oynamasını yasaklayan yasaların yürürlükte kalmasına karar verdi. Bu yasalar, spor müsabakalarında biyolojik cinsiyet esas alınarak takım belirlenmesini öngörüyor. Mahkeme, konunun eyaletlerin yetki alanında olduğunu ve federal düzeyde bir düzenleme bulunmadığını vurguladı. LGBTI+ hakları örgütleri kararı eleştirirken, muhafazakar gruplar kadın sporcuların adil rekabet koşullarının korunduğunu savundu.
Uzmanlar, bu iki kararın ABD’de göçmen hakları ve trans bireylerin spor katılımı konularında uzun süreli tartışmalara yol açacağını belirtiyor. Yüksek Mahkeme’nin doğumla vatandaşlık konusundaki net tutumu, ülkede yaşayan yaklaşık 4 milyon belgesiz göçmenin ABD doğumlu çocuklarını etkiliyor. Karar, aynı zamanda diğer ülkelerdeki benzer tartışmalara da emsal teşkil edebilir.
Öte yandan, trans sporculara getirilen kısıtlamaların eyalet düzeyinde yargıya taşınması bekleniyor. Şu ana kadar 12 eyalet benzer yasalar çıkarırken, bu sayının önümüzdeki dönemde artması öngörülüyor. Her iki konu da 2024 başkanlık seçimleri öncesinde siyasi birer malzeme haline gelmiş durumda.
Sonuç olarak, Yüksek Mahkeme’nin kararları ABD’de hem göçmen hem de trans hakları mücadelesinde önemli bir dönüm noktası oldu. Doğumla vatandaşlık hakkının korunması, insan hakları savunucuları için bir zafer; trans sporculara yönelik kısıtlamalar ise LGBTI+ topluluğu için bir geri adım olarak nitelendiriliyor. Konunun önümüzdeki aylarda Kongre ve eyalet meclislerinde daha fazla tartışılması bekleniyor.