ABD ile İran arasında son haftalarda tırmanan gerilim, yaklaşık iki hafta önce şiddetlenen çatışmaların ardından nispeten duruldu. Taraflar, kalıcı bir barış anlaşmasına varmak ve yeniden savaş riskini ortadan kaldırmak için diplomatik kanalları harekete geçirdi. Pakistan hükümetinin arabuluculuk teklifi, uluslararası toplumda umutla karşılanırken, ABD Dışişleri Bakanlığı ve İran Dışişleri Bakanlığı'ndan da olumlu sinyaller geliyor.
Savaşın gölgesinde diplomasi trafiği
Ortadoğu'yu savaşın eşiğine getiren ABD-İran krizinde son gelişmeler, tarafların masaya oturmaya hazır olduğunu gösteriyor. Pakistan Dışişleri Bakanı Şah Mahmud Kureyşi, iki ülke arasında mekik diplomasisi yürüteceklerini açıkladı. Kureyşi, 'Her iki taraf da savaşın yıkıcı sonuçlarının farkında. Biz barış için elimizden geleni yapacağız' dedi. ABD Başkanı Donald Trump, daha önce İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını sürdürürken, son günlerde yaptığı açıklamalarda diplomasiye kapıyı araladı. İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney ise, 'Müzakereye karşı değiliz ancak güven oluşturulması gerekiyor' ifadelerini kullandı.
Çatışmaların seyri ve kayıplar
Çatışmaların yoğunlaştığı dönemde, Basra Körfezi'nde ABD savaş gemileri ile İran devrim muhafızları arasında sıcak temaslar yaşanmış, her iki taraftan da askeri kayıplar verilmişti. Uluslararası Kızılhaç Komitesi verilerine göre, son bir ayda 47 sivil hayatını kaybetti, 200'den fazla kişi yaralandı. Ekonomik cephede ise, petrol fiyatları varil başına 80 doların üzerine çıkarak küresel piyasaları tedirgin etti. Uzmanlar, olası bir savaşın dünya ekonomisinde resesyona yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Diplomatik girişimler kapsamında, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de acil toplantı kararı aldı. Rusya ve Çin, krize askeri müdahale yerine diyalog çağrısı yaparken, Avrupa Birliği de arabuluculuk teklifini yineledi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 'Taraflar arasında doğrudan müzakere için zemin yoklanıyor' dedi.
Tüm bu gelişmeler ışığında, ABD-İran krizinde varılacak bir anlaşmanın yalnızca iki ülke için değil, tüm Ortadoğu ve dünya barışı için kritik önem taşıdığı açık. Diplomasi masasındaki ilerleme, savaşın soğutulması yönünde umut verirken, taraflar arasındaki güvensizlik ve tarihsel düşmanlık, sürecin önündeki en büyük engel olarak duruyor. Bu noktada, başta Pakistan olmak üzere uluslararası toplumun üstleneceği yapıcı rol, kalıcı barışın anahtarı olabilir.