ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'la teknik düzeyde yürütülen görüşmeler kapsamında heyetlerin gelecek hafta yeniden bir araya geleceğini belirtti. Rubio, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, müzakerelerin yapıcı bir atmosferde ilerlediğini ve tarafların somut adımlar üzerinde çalıştığını ifade etti.
Görüşmelerin odağı: nükleer anlaşma ve yaptırımlar
İki ülke arasındaki teknik görüşmelerin ana gündem maddesini, İran nükleer programı ve ABD yaptırımlarının kaldırılması oluşturuyor. Rubio, müzakerelerin ilk turunda tarafların pozisyonlarını netleştirdiğini ve ikinci turda daha detaylı bir çerçevenin belirleneceğini kaydetti. ABD'nin İran'ın nükleer silah geliştirme potansiyelini engellemeyi hedeflediği, buna karşılık İran'ın ise yaptırımların tamamen kaldırılmasını talep ettiği biliniyor.
Uzmanlara göre, görüşmelerin yeniden başlaması, iki ülke arasındaki diplomatik kanalların canlandığına işaret ediyor. Ancak İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırması, müzakereleri karmaşık hale getiriyor. Son aylarda İran'ın %60'a yakın zenginleştirilmiş uranyum ürettiği, bu oranın askeri kullanım için kritik seviyeye yaklaştığı belirtiliyor.
Ekonomik yansımalar ve küresel beklentiler
Görüşmelerin yeniden başlaması, uluslararası piyasalarda da yakından takip ediliyor. İran'ın petrol ihracatını artırabileceği beklentisiyle petrol fiyatlarında hafif bir düşüş gözlenirken, İran ekonomisi üzerindeki yaptırım yükü hafifleme sinyali veriyor. Tahran yönetimi, yaptırımlar sebebiyle ekonomik daralma yaşarken, yeni anlaşma ile enflasyonun kontrol altına alınabileceğine yönelik iyimserlik var.
ABD'nin müttefikleri, özellikle Avrupa Birliği ve Körfez ülkeleri, müzakerelerin başarıya ulaşmasını destekliyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, bölgesel istikrar için İran'la diyaloğu önemserken, İsrail ise endişelerini dile getiriyor. İsrail Başbakanı, İran'ın nükleer programına karşı askeri seçeneğin masada olduğunu yinelerken, ABD'nin diplomatik süreci öncelediği anlaşılıyor.
Görüşmelerin gelecek hafta hangi şehirde yapılacağı henüz netleşmezken, Viyana veya Muskat'ın olası ev sahipleri arasında olduğu belirtiliyor. Tarafların yeni bir nükleer anlaşma veya geçici bir mutabakat üzerinde uzlaşması, küresel enerji dengeleri ve bölgesel güvenlik açısından belirleyici olacak.