İran'ın nükleer programına ilişkin ABD ile Tahran arasında yürütülen müzakerelerde kritik bir konu, ülkede bulunan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının akıbeti olarak öne çıkıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, bu konuda dikkat çeken bir öneride bulunarak, olası bir anlaşma sonrasında İran'ın elindeki zenginleştirilmiş uranyumun Kazakistan'da depolanabileceğini ifade etti. Grossi'nin bu açıklaması, hem Washington hem de Tahran yönetimlerinin kabul edebileceği bir ara formül olarak değerlendiriliyor.
Grossi'nin önerisi ve tarafların tutumu
Rafael Grossi, Avusturya'nın başkenti Viyana'da düzenlenen bir panelde yaptığı konuşmada, İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun yurt dışında güvenli bir şekilde depolanmasının, anlaşma sürecinde önemli bir güven artırıcı adım olabileceğini söyledi. Grossi, "Kazakistan, sahip olduğu nükleer altyapı ve uluslararası güvenilirliğiyle bu rolü üstlenebilir" dedi. İran'ın halihazırda yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum stoku bulunurken, bu seviye silah yapımına yakın kabul ediliyor. ABD yönetimi, İran'ın nükleer faaliyetlerinin tamamen şeffaf hale getirilmesini ve uranyum stoklarının azaltılmasını talep ediyor. Öte yandan Tahran, kendi topraklarındaki uranyumun yurt dışına çıkarılmasına sıcak bakmazken, geçici bir çözüm olarak Kazakistan önerisine mesafeli de olsa olumlu yaklaşabileceği belirtiliyor.
Kazakistan'ın nükleer depolama kapasitesi
Kazakistan, dünyanın en büyük uranyum üreticisi olmasının yanı sıra, nükleer malzemelerin depolanması konusunda da önemli bir altyapıya sahip. Ülke, Sovyetler Birliği döneminden kalma nükleer tesisler ve uluslararası standartlara uygun depolama alanlarına ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, Kazakistan Dışişleri Bakanlığı daha önce de benzer bir öneriye sıcak baktığını sinyallemişti. Ancak, bu tür bir depolama işleminin uluslararası denetim altında yapılması ve UAEA'nın sürekli gözetimine tabi olması gerektiği vurgulanıyor.
Müzakere sürecinde tıkanma riski
ABD ile İran arasındaki nükleer müzakereler, son olarak 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) 2018'de ABD'nin çekilmesiyle rafa kalkmıştı. Yeniden başlayan müzakerelerde, İran'ın zenginleştirme seviyesi ve stok miktarı en büyük anlaşmazlık noktalarından birini oluşturuyor. Grossi'nin Kazakistan önerisi, bu anlaşmazlığı aşmak için yaratıcı bir çözüm olarak görülse de, bazı uzmanlar bu önerinin geçici bir nitelik taşıdığını ve asıl sorunun İran'ın nükleer kapasitesinin kalıcı olarak sınırlandırılması olduğunu belirtiyor.
Öte yandan, İran yönetimi, ulusal egemenlik haklarına vurgu yaparak uranyum stoklarının ülke dışına çıkarılmasına karşı çıkıyor. Ancak, ekonomik yaptırımların hafifletilmesi karşılığında geçici bir depolama çözümüne yeşil ışık yakabileceği ifade ediliyor. ABD cephesinde ise, İran'ın nükleer faaliyetlerinin durdurulması ve uluslararası denetime açılması öncelikli hedef olarak korunuyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun Kazakistan'da depolanması, sadece iki ülke arasındaki müzakereleri değil, aynı zamanda Orta Doğu ve Orta Asya'daki dengeleri de etkileyebilir. Bölge ülkeleri, İran'ın nükleer programının askeri boyut kazanmasından endişe duyarken, Kazakistan'ın bu süreçte oynayacağı rol, uluslararası barış ve güvenlik açısından kritik öneme sahip. Grossi'nin önerisi, tarafların anlaşmaya varması halinde uygulanabilir bir model olarak öne çıkıyor. Ancak, her iki tarafın da siyasi irade göstermesi ve güven artırıcı adımlar atması gerekiyor. Bu bağlamda, UAEA'nın arabuluculuk rolü ve Kazakistan'ın ev sahipliği yapma potansiyeli, sürecin geleceği açısından belirleyici olacak.