ABD ile İran arasında varılan mutabakat, Hürmüz Boğazı'ndan petrol sevkiyatının yeniden başlayacağı yönündeki beklentileri güçlendirerek uluslararası petrol fiyatlarında sert düşüşe yol açtı. Ancak sektör uzmanları, arzın normale dönmesinin kademeli olacağını ve lojistik, sigorta ve yaptırım uyum süreçlerinin toparlanmayı aylarca geciktirebileceğini belirtiyor. Brent petrol varil fiyatı, anlaşma haberinin ardından yüzde 5 düşüşle 82 dolar seviyesine gerilerken, analistler asıl desteğin arzın fiziksel olarak artmasıyla geleceğini vurguluyor.
Hürmüz Boğazı'nda sevkiyat yeniden başlıyor mu?
Mutabakatın en kritik maddelerinden biri, Hürmüz Boğazı'ndan geçen İran ham petrolünün uluslararası piyasalara sunulmasının önünü açacak düzenlemeler. Boğaz, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sine ev sahipliği yapıyor. İran'ın şu anda günlük 2,5 milyon varil civarında ham petrol ihraç ettiği tahmin ediliyor; anlaşma sonrası bu rakamın 3 milyon varilin üzerine çıkması bekleniyor. Ancak İran'ın petrol depolama tesislerindeki stoklar, yaptırımlar nedeniyle 60 milyon varili aşmış durumda. Bu stokların eritilmesi ve tankerlerin yeniden seferlerine başlaması için sigorta şirketlerinin teminat vermesi, liman operasyonlarının yeniden yapılandırılması gerekiyor.
Uzmanlar toparlanmanın hızı konusunda temkinli
Uluslararası enerji danışmanlık kuruluşları, İran'ın arz artışının 2025 yılı ikinci çeyreğine kadar sarkabileceğini öngörüyor. Bunun başlıca nedenleri arasında, İran petrolünü satın alacak rafinerilerin yaptırım riskini yönetmek için yeni sözleşmeler imzalaması, ödeme mekanizmalarının yeniden kurulması ve tankerlerin İran limanlarına yanaşmak için gerekli izinleri alması sayılıyor. Ayrıca, OPEC+ ülkelerinin üretim kotalarının mevcut durumu da arz artışını sınırlayabilir. Suudi Arabistan liderliğindeki grup, talebin zayıf olduğu bir dönemde piyasaya fazla petrol sürmek istemiyor.
Yaptırım gevşemesi ve piyasa dinamikleri
Anlaşma kapsamında İran'a yönelik ikincil yaptırımların tamamen kalkmadığı, belirli sektörlerde kısmi gevşeme sağlandığı biliniyor. Özellikle petrol ihracatına doğrudan izin veren bir düzenleme yerine, İran'ın nükleer faaliyetlerini sınırlama karşılığında dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması gibi adımlar atıldı. Bu durum, piyasa oyuncularının temkinli davranmasına neden oluyor. UBS analistleri, “İran'dan gelecek ek arzın ilk etapta simgesel miktarlarda olacağını” düşünüyor. Öte yandan, düşen petrol fiyatları küresel enflasyonun düşüşüne katkı sağlasa da, üretici ülkelerin bütçe dengelerini olumsuz etkilemesi muhtemel.
Beklentiler ve gerçekçi senaryolar
Petrol piyasasında arz fazlası endişeleri, anlaşmanın hemen ardından fiyatları aşağı çekse de orta vadede dengelenme yaşanabilir. Enerji Bakanlığı verilerine göre, küresel petrol talebi bu yıl günde 1,3 milyon varil artarken, arzın aynı hızda karşılanamaması fiyatları tekrar yukarı itebilir. İran mutabakatı, jeopolitik riskleri azaltarak piyasada bir rahatlama yaratsa da, asıl etkilerin 2025 başlarında hissedileceği öngörülüyor. Bu süreçte yatırımcılar, İran'ın fiili ihracat rakamlarını ve tanker takip verilerini yakından izleyecek.
Bu gelişme, ABD-İran geriliminin petrol piyasaları üzerindeki baskısını bir süreliğine hafifletirken, küresel enerji güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Rusya-Ukrayna savaşının ardından zaten kırılgan olan arz zincirine eklenebilecek her yeni kaynak, özellikle Asya talebiyle birleştiğinde piyasaları şekillendirecek. Ancak İran'ın tam kapasite üretime dönmesi için sadece siyasi irade değil, aynı zamanda teknik ve finansal altyapının da yeniden inşa edilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Kısacası, petrolün akışı yavaş olabilir, ancak yönü aşağıya dönmüş durumda.